Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Kendimizi kandırmayalım

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Biz, Hükümetimizin şu görüşünü destekliyor ve doğru buluyoruz:

“Suriye’deki PYD unsurları terör örgütü PKK’nın devamıdır ve terör örgütüdür. Bizim için PKK neyse, PYD’de de aynısıdır. Suriye’deki çözüm görüşmelerine PYD unsurlarının aynı masada yer almasının karşısındayız.”

Ancak, bizim bu ısrarlı tutumumuz karşısında PYD, hem Amerika hem de Rusya tarafından destekleniyor. Müttefikimiz Amerika’ya en üst düzeyden PYD konusundaki endişelerimizi iletmemize rağmen, Amerika’nın PYD’den vaz geçmediğini, çeşitli yollardan da olsa diplomatik kıvraklıkla bizi bu konuda atlattığını da izlemekteyiz.

Özetlememiz gerekirse Ankara ile Washington arasında var olan PYD çatlağı devam ediyor. Bizi yönetenlerin PYD unsurları için ortaya koydukları gerçekler ve söyledikleri sözler gölgelenip eritiliyor. Bir de buna Rusya’nın eklenmiş olması ortalığı iyice toz duman etmeye yetiyor. 

Amerika, Türkiye’yi kırmamak ve iyi ilişkilere gölge düşürmemek için PYD’nin Cenevre’deki masada yer almasını önledi ama perde arkasından PYD ile görüşmeleri ve ikili ilişkileri sürdürmeye devam ediyor. PYD’den kesinlikle vaz geçmeyeceğinin de böylece mesajlarını vermeye çalışıyor.

Türkiye’nin “PKK terör örgütünün devamıdır” dediği PYD, ABD Başkanı Barack Obama’nın özel temsilcisi tarafından Kobani’de ziyaret edildi.  Ayrıca ABD Dışişleri’nin iki numarası olan Bakan Yardımcısı Tony Blinken de, PYD Eş Başkanı Salih MÜslim’i telefonla arayarak görüştü.  Obama’nın “IŞİD’le mücadele koalisyonu özel temsilcisi” sıfatını taşıyan Brett McGurk, Kobani’de sadece PYD yetkilileri ile değil, PYD’nin askeri kolu olan, Ankara’nın “PKK ile işbirliği içinde” dediği YPG temsilcileri ile de bir araya geldi. 

Şimdi bu gelişmeleri şalt alta koyduğumuzda “Kendimizi kandırmayalım” dersek yanılmış mı oluruz?

Kaldı ki McGurk’un ziyareti, ABD’den PYD/YPG kontrolündeki Kobani’ye yapılan ilk resmi ziyaret olması açısından büyük önem taşımaktadır.

Burada şunu da vurgulamak istiyoruz:

PYD’ye sadece Amerika değil, Rusya’nın yanında Batı ülkeleri de destek veriyor. 

McGurk’un ziyaretinde Fransız ve İngiliz diplomatların da yer almış olması bunu açıkça ortaya koyuyor.  ABD, Fransız ve İngiliz temsilcilerden oluşan heyet Kobani’de PYD dışında, en büyük bileşininin PYD’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Meclisi’nin diğer örgütleri ile de görüştü. Suriye Demokratik Meclisi’nde  Suriye Arapları İttifakı (Devrimciler Ordusu, Burkan el Furat Operasyonu Bileşenleri, Sanadid Birlikleri, Yiğitler Birlikleri, Cezire Tümenleri Birliği), Süryani Askeri Konsey, YPG, YPJ yer alıyor.)

Bütün bu gelişmelere baktığımızda Suriye üzerinden Ortadoğu’da çok büyük oyunların oynandığını görmekteyiz. Biz, hala “PYD ‘de PKK’nın devamıdır” diyerek sürdürdüğümüz bu politikamızda daha ne kadar ısrarcı olabiliriz ya da bunun nasıl sonuçlanacağını tahmine edebilir miyiz? 

Amerika’nın PYD’den vaz geçmeyeceğini söylüyoruz ya, son gelişmelere baktığımızda bunu daha net görmekteyiz. 

ABD’nin PYD’yi “meşrulaştıracak” bir girişimi de, bir telefon görüşmesiyle gerçekleşti. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iki numarası, Bakan Yardımcısı Tony Blinken, PYD Eş Başkanı Salih Müslim’i telefonla aramış.  PYD’nin resmi internet sitesinde yer alan habere göre Blinken telefon görüşmesinde Müslim’e, “ABD, PYD’nin Cenevre görüşmelerinde bulunması ve Suriye krizinin çözümü konularındaki önemini iyi bildiğini” söylemiş.

Bunun anlamı da şudur:

“PYD Cenevre’deki masada olmasa bile, biz masa dışında da sizi tanıyoruz ve sizinle olan birlikteliğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Masada olup olmamanız hiçbir zaman sorun olmasın.”

 

Blinken, ABD Başkanı Barack Obama’ya en yakın isimler arasında anılıyor. Daha önce de ABD Başkanı’nın “ulusal güvenlik danışmanı” olarak görev yapan Blinken, “Obama’nın dış politikadaki çekirdek kadrosunda” anılıyor.

Olaylar ve gelişmeler böyle gidiyor. Bize göre Amerika, Türkiye’ye şok üzerine şok yaşatıyor. Ortadoğu ve Suriye’deki hedeflerine ulaşabilmek için hazırlanan planını hiçbir şeyden taviz vermeden sürdürmeye çalışıyor. Bu gerçekleri artık görmeli ve kendimizi de kandırmamalıyız.