Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Amerika ve Batı PYD YPG’yi 'düşman' görmüyor

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Başkent Ankara’daki son kanlı saldırı olayı şu gerçeği bir kez daha ortaya koydu:

 

Biz, PYD ve onun silahlı gücü YPG’yi “terörist” grup olarak niteliyoruz. Gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Başbakan ve üst düzey yöneticiler “Bizim için terör örgütü PKK neyse, Suriye’deki uzantısı PYD/YPG’ de aynıdır” diyorlar. Biz de aynı görüşte olduğumuzu her yazımızda dile getirdik.

 

Ankara’daki son saldırıyı YPG’nin silahlı gücü mensubu Salih Neccar’ın yaptığı açıklandı. Ancak, bu açıklamadan Amerika ve Batı ülkelerinin tatmin olmadığını görüyoruz. Bu nedenle, bizi yönetenlerin bu konuda inandırıcı olamadıkları da çeşitli kaynaklarca ifade ediliyor.

 

Burada bizim için önemli olan olayın meydana gelişinin engellenememiş olmasıdır.

 

Biz, her ne kadar “YPG terör örgütüdür ve Türkiye’nin düşmanıdır” diyorsak da, müttefik ve dost gördüklerimiz bunu böyle kabul etmiyorlar. Nitekim patlamadan sonra da Amerika ve Batı’dan gelen açıklamalar bu gerçeği ortaya koyuyor.

 

Nitekim Amerika saldırıyı YPG’nin yapmadığını söylüyor.

 

Rusya, bütün gücü ile YPG’ye destek veriyor, önünü açıyor.

 

Suriye’de bir kara harekâtına hazırlık yaptığı iddia edilen Suudi Arabistan bile “Biz, Suriye’ye müdahale etsek bile bu IŞİD’a karşı olacaktır” diyor. YPG’den hiç söz etmiyor.

 

AB ülkeleri YPG konusunda “Terörist grup” demiyor.

 

NATO adına yapıldığı iddia edilen açıklamalarda da “Türkiye Rusya konusunda NATO’ya güvenmesin. Ancak, bir saldırı olursa müttefikler destek verebilir” deniliyor. Bu açıklamayı Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn’un diğer NATO ülkelerini temsilen yaptığına da dikkat çekiliyor.

 

Konu ile ilgili son gelişmelere de bakalım:

 

Cumhurbaşkanı haklı olarak bir çağrıda bulunuyor. Bu çağrısında hem Amerika’ya, hem AB ülkelerine sesleniyor ve “PYD’yi de YPG’yi de terör örgütü ilan edin” diyor.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Obama’nın telefon görüşmesinde, Ankara saldırısını gerçekleştiren bölücü terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD/ YPG’ ye yönelik olarak ilk kez net ifadelerle mesafe koyduğu ifade edildi. Suriye rejimi ve YPG'nin son dönemde ülkenin kuzeybatısındaki ilerlemesine ilişkin kaygılarını dile getiren Obama, bölgede Türkiye ve ılımlı Suriye muhalefeti ile gerilimlere neden olan, YPG'nin DAEŞ'le ortak mücadele çabalarına da darbe vuran eylemlerine derhal son vermesi çağrısında bulundu. Obama, ABD'nin bir NATO müttefiki olarak Türkiye'nin ulusal güvenliğini destekleme konusundaki mutlak kararlılığını ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin meşru müdafaa hakkına da vurgu yaptığı da aynı kaynaklarca dile getiriliyor.

 

Erdoğan ve Obama, Suriye'deki çatışmaların durdurulması konusunda Münih'te varılan mutabakatı desteklediklerini yinelediler. İki lider, Rusya ve Esad rejimine, ılımlı muhalif güçlere yönelik hava saldırıları gibi provokatif eylemlerine derhal son vermeleri çağrısında bulundu. PKK dahil tüm terör örgütlerine karşı işbirliğini artıracaklarını ifade eden Erdoğan ve Obama, DAEŞ'le mücadelenin ortak hedefleri olduğunu belirtti. 

 

Obama’nın aynı telefon konuşmasında taraflara itidal çağrısında bulunduğu da söyleniyor.

 

Bunlar zaten bilinen şeyler değil mi? ABD Başkanı Obama’dan duymak istediklerimizin birisini duyduğumuzu söyleyebilir miyiz? Obama “YPG’den desteğimizi çekeceğim, bunlar terör örgütüdür, sizin yanınızdayız” neden diyemedi? Bizim duymak istediğimiz buydu.

 

Bunlar bizim için yeterli sayılır mı? Hayır.

 

Cumhurbaşkanı’nın Amerika ve AB ülkelerine yaptığı ““PYD’yi de YPG’yi de terör örgütü ilan edin” çağrısı yanıt bulmadıkça bu söylemler ve açıklamaların hiçbir şey ifade etmeyeceği görülüyor.

 

Amerika ve Batı, gerçekten Türkiye’nin yanında yer almak istiyorlarsa, Suriye’de akan kanın durmasına katkı sağlayacaklarsa bu çağrıya da kulak vermek durumundadırlar. Sesleri çıkmıyor. PYD’ ye toz kondurmak istemiyorlar.

 

O zaman dostluğun ve müttefikliğin bir anlamı kalır mı?

 

Demek ki, “dost” ve “müttefik” dediklerimiz ikili oynamaktadırlar.

 

Şimdi bütün bu gelişmeleri alt alta koyduğumuz ortaya çıkan tabloya bakalım:

 

Bölgede yalnız kaldık. Suriye’de ve coğrafyamızda büyük oyunlar oynanıyor. Kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız. Yıllardır yanlış bir politika uyguladığımız açıkça görülen Suriye politikalarımıza yeniden yön vermek durumundayız. Bazı saplantılardan kendimizi hızla kurtarmak, bölgede saygınlığı ve gücünü artıran bir ülke konumuna gelmek durumundayız.

 

Hiç kimseye, hiçbir ülkeye ve kuruma güvenilmeyeceğini son yaşadıklarımız bir kez daha göstermiştir.

 

Bunun için gerek içte, gerekse dışta güvenilirliğimizi artırıp, içinde bulunduğumuz sorunları çözerek bu yalnızlığımızdan kurtulmak ana hedefimiz olmalıdır.