Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Sırtını PKK’ya dayayanlar

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Terör örgütü PKK’ya karşı güvenlik güçlerimizin verdiği mücadeledeki başarısı hepimizi sevindiriyor. Terör karşısında birlik ve bütünlüğümüzü korumak, terörün üstesinden gelmek ve huzur ortamının sağlanması konusunda atılan her olumlu adımı da destekliyoruz.

 

Her zaman söyledik, vurgulamaya çalıştık: Başka Türkiye yok. Topraklarımıza sahip çıkmak, kardeşlik duygularımızı pekiştirmek ve geleceği hep birlikte kucaklamak durumundayız.

 

PKK’nın siyasi uzantısı olarak görüp değerlendirdiğimiz HDP’lilerden 5 milletvekilinin işledikleri bölücülük suçlarından dolayı fezlekelerinin hazırlanarak Meclis’e gönderilmesi hiç kuşkusuz terörle mücadelede atılan olumlu bir adım olarak görülmelidir.

 

Hangi partinin milletvekili olursanız olun, teröristle aranıza mesafe koymak durumundasınız. HDP’liler, bunu başaramadı. PKK terör örgütü ile aralarına mesafe koyamadı, koymadılar. “Türkiye’nin partisiyiz” söylemlerinin de gerçekleri yansıtmadığını kısa zaman sonra gördük.

 

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın geçenlerde Washington Post Gazetesi’ne verdiği açıklama, doğrusun söylemek gerekirse endişe vericidir. HDP’lilerin sırtlarını PKK gibi bir terör örgütüne dayamış olmalarının bir göstergesidir.

 

Bakınız, Demirtaş ne diyor:

 

“Yaza kadar PKK ile Hükümet arasında gerginlik artabilir. Birçok Kürt ve Türk ölebilir. Bu da etnik bir iç savaşı tetikleyebilir.”

 

HDP’lilerin halen iç savaştan yana tavır aldıklarını görüyoruz. Daha önce Güneydoğu’nun birçok yerinde iç savaş provası başlatan, hendek ve bombalı tuzaklarla bu savaşı kızıştıracaklarına inanların geldiği nokta son derece tehlikeli ve bir o kadar da düşündürücüdür.

 

Devletten ballı maaş alacaksınız, devletin bütün imkânlarından istifade edeceksiniz, dokunulmazlıklara sığınıp, terörle iç içe olacaksınız ve bu ülkenin altını oymaya çalışacaksınız. Böyle bir duruş sergileyenleri devlet seyredecek mi? İşte, adı geçen HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusu bu noktadan başlıyor. Ortada bir suç varsa bu sucun da mutlaka cezası olacaktır. Hele bu suç terör sucu, bölücülü sucu ise buraya bir nokta koymak gerekir.

 

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek seyredilecek, susulacak bir olay değildir. Zaten savcı da HDP milletvekilleri Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder ve Ertuğrul Kürkçü için “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek”le suçluyor. Suç dosyaları ağırlaşan HDP’lilerin dokunulmazlıklarının Meclis’te yapılacak oylama ile kaldırılması için de düğmeye basıldı.

 

Dokunulmazlıkların kaldırılması, adı geçen milletvekillerinin cezalandırılması, cezaevlerine konulması, terörle mücadeledeki başarıyı ileri noktalara taşır mı? Dikkat edilecek olursa geçmişte de bu konuda bazı adımlar atılmış, PKK’nın siyasi uzantısı milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmış, Meclis’ten apar topar alınıp cezaevlerine konulmuştu.

 

Şimdi aynı durum adı geçen milletvekilleri için uygulamaya konulacak. Durum değişir mi, yoksa bu milletvekilleri “kahraman” mı yapılır, ortalık daha mı karışır bunu bilemiyoruz. Geçmişte yaşananları ve Türkiye’nin imajını göz önünde bulundurularak doğru adımların atılması gerektiği görüşündeyiz.

 

Ancak bir tespitimizi sizlerle paylaşma istedik:

 

Güneydoğu’daki hendek ve patlayıcı tuzakları ile güvenlik güçlerimizle çatışan PKK mağlup edilmiştir. PKK’nın siyasi uzantıları da bu mağlubiyetten payını almışlardır. Nitekim yöredeki halkın büyük bir bölümünün artık çatışmalardan bıktığı, teröre destek vermekten kaçındığı da görülmüştür.

 

Hiç kuşkusuz bu durum, HDP milletvekilleri üzerinde de “şok” etkisi yarattı. Son yapılan kamuoyu araştırmalarında HDP oylarında önemli düşüşler olduğu ortaya çıktı. Kürt halkının devletin yanında yer almaya başlaması da önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir.

 

Bu nedenle zaten millet adı geçen partiyi ve milletvekillerini cezalandırmaya başlamıştır. Kürt halkını PKK’nın tehdit ve şantajları ile bir noktaya taşımaya çalışanların son günlerde ne durumlara düştüklerini millet olarak hep birlikte görmekteyiz.

 

Hani yazımızın başında değindiğimiz “Suç varsa ceza da olmalıdır” görüşümüzü Güneydoğu halkı, Kürt halkı bu milletvekilleri ve partilerini gönüllerinde cezalandırma yoluna gitmişlerdir. PKK ile aralarına mesafe koymaya başlamışlardır. Bu da HDP’nin çökmekte olduğunu gösteriyor. Bundan sonra yapılacak bir seçimde HDP’nin baraj altında kalacağı da bu cezalandırma ile ortaya çıkacaktır.

 

HDP milletvekilleri ile ilgili Meclis’te alınacak karar öncesi bu değerlendirmelerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyoruz. Kürt halkının gözünden düşen, hainlikleri ve bölücülükleri ile artık gündemde olan bu milletvekillerine en büyük cezayı millet kesmeye başlamıştır. Mahkeme kararları, tehdit ve hapis cezaları ile bunları gündemde tutup, yeniden diriltmeye ve kahraman yapmaya gerek var mı bilemiyoruz.

 

Dikkat edilecek olursa HDP’lilerin birçok yerde yaptığı çağrılara, ne Güneydoğu halkı, ne de Kürtler ilgi göstermiyor, itibar da etmiyor. Millet artık barış, huzur ve çatışmasız bir ortam özlemi içinde bulunuyor.

 

Son operasyonları değerlendiren Genelkurmay Başkanlığı’nın “Güneydoğu’da halk hainlere sırtını döndü” açıklamasını da iyi okumak gerektiği görüşündeyiz.