Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

MHP’den 'dik duruş' açıklamaları

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Yeni Anayasa ve Başkanlık sisteminin getirilmesi konusunda MHP’nin nasıl bir çalışma içinde olacağı bugüne kadar tartışma konusu oldu. MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin konu ile ilgili açıklamalarının siyasi partileri, kamuoyu ve tabanını memnun etmediğini daha önceki yazılarımızda dile getirmiştik.

 

Bahçeli’nin açıklamaları Başbakan Davutoğlu’nun bile gündemine girmiş, Başbakan açıklamasında “Sayın Bahçeli’den net açıklama bekliyoruz” demişti. Medyada çıkan yorumlarda da Bahçeli’nin açıklamaları için “Bilmece” gibi vurguları yapılmıştı.

 

Önce Bahçeli, ardından da Genel Sekreter İsmet Büyükataman ard arda açıklamalarda bulundular. Hem kamuoyunu, hem de parti tabanını rahatlatan bu açıklamalarda MHP’nin Başkanlık sistemine karşı olduğu, Anayasa’nın ilk dört maddesinin kesinlikle değişmez olduğuna vurgu yapıldı.

 

MHP gibi, tabanı milliyetçi kesimden oluşan bir partiye yakışan da bu açıklamalar olmuştur. Bize göre de geç yapılmış olmasına rağmen bu açıklamaları yerinde ve olumlu bulduğumuzun altını çizelim. Bilindiği gibi biz de bu konuda eleştiri dozunu kaçıran yazılar yazmıştık.

 

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, açıklamasında özellikle iktidardaki AK Parti’den çok ana muhalefet partisi CHP’yi hedefe oturtuyor. “CHP’de parti sözcülüğü yapan şahsın yeni anayasa tartışmaları üzerinden çirkin bir üslupla partimize yönelik açıklamalar yapması tam bir siyasi nezaketsizliktir. Ne yazık ki son günlerde CHP siyasi üslupsuzluğu alışkanlık haline getiren tavırlar sergilemektedir. Bu durumu Türk siyasi hayatı açısından üzüntüyle karşılıyor, kendilerine MHP ile ilgili konuşurken sözcüklerini daha dikkatli seçmelerini tavsiye ediyoruz” diyor. 

 

Büyükataman’ın açıklamaları bu kadarla da sınırlı değil. Kendisini dinleyelim:

 

“Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, 5 Ocak 2016 TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşmada partimizin Anayasa konusundaki net tavrını şu sözlerle ilan etmişti, ‘Milliyetçi Hareket Partisi yürürlükteki anayasanın değiştirilmesini istemekle birlikte ilk dört maddenin tartışılmasına bile tahammül ve müsamahası yoktur. Anayasada devletimizin şeklinin tanımlandığı ve Türkiye devletinin bir Cumhuriyet olduğunu belirten birinci maddenin, Cumhuriyet’in niteliklerinin sayıldığı ikinci maddenin, devletimizin bütünlüğünün, resmi dilimizin, bayrağımızın, milli marşımızın ve başkentimizin ifade edildiği üçüncü maddenin ve değiştirilmeyecek hükümleri ihtiva eden dördüncü maddenin hiçbir şart altında değiştirilmesi ya da bu çerçevede teklifi söz konusu olmamalıdır. Bizim görüşümüz nettir. Bunun dışında anayasada gerekli düzenlemeler yapılabilmesinin önü de açıktır. Anayasanın ilk dört maddesi herkesten evvel bizim vazgeçilmezimiz, üzerinde pazarlık kabul etmeyecek kırmızı çizgilerimizdir. Fakat hem AKP’nin hem de CHP’nin bu konuda kafaları oldukça karışıktır.

 

Hiç kuşkusuz MHP’den gelen bu açıklamalar “dik duruş”un ifadesi olarak da değerlendirilmelidir. MHP Genel Sekreteri Büyükataman, açıklamasının son bölümünde de hem iktidar partisi AK Parti’ye, hem muhalefet Partisi CHP’ye çağrı da yapıyor, beklenen yanıtları da veriyor:

 

“AKP, yeni anayasadan ne anladığını, nasıl bir başkanlık düzeni öngördüğünü ve bunu nasıl hayata geçirmeyi planladığını bir türlü ortaya koyamamakta ve milleti oyalamaktadır. Sayın Genel Başkanımız, CHP ikna edilemez ve Uzlaşma Komisyonu çalışamaz duruma gelirse, iktidar partisini, (B) planını ortaya koymaya davet ederek, artık bu meselenin açıklığa kavuşmasını ve kimin ne hesap yaptığını, milletin net olarak görmesi gerektiğini söylemektedir. Hem AKP hem CHP ağız birliği yapmışçasına MHP’nin duruşunda bir değişiklik yahut fikrinden bir dönüş varmış gibi bir algı yönetimi, bir siyaset kalpazanlığı icra etmektedirler. Anayasa değişikliğinin gerisinde yatan gizli niyet, hesap ve gündemler MHP üzerinden gizlenmeye çalışılmakta, Kimliksiz bir millet, milletsiz bir vatan ve vatansız bir coğrafyayı hedefleyen anayasa isteği dikkatlerden kaçırılmaya çalışılmaktadır. Milliyetçi Hareket olarak eğer mümkün olursa, yeni anayasayı Türk milleti adına hazırlayacağız. Adına ve şanına müzahir bir toplumsal sözleşme yapalım derken, Türk milletinin hiçe sayılacağı bir siyasi iklim doğarsa, Milliyetçi Hareket Partisi bu kirli iklimle sonuna kadar da mücadele etmekten çekinmeyecektir.

 

Burada kafalara takılan soru da şu:

 

MHP’nin çizgisi biliniyor. Daha önce bu açıklamalar neden yapılmadı, ne beklendi? Niye kamuoyunun ve tabanın tepkisinin oluşmasına meydan verildi? Bunlar partinin yıpranmasına yol açmadı mı? MHP gibi milliyetçi bir çizgiden hiçbir ödün vermeyen partinin yıpratılmasına niye seyirci kalındı?

 

Çünkü gerek MHP tabanı, gerekse kamuoyu “Eğer tepkiler gelmeseydi, bu açıklamalar da yapılmayacaktı” endişesini hala taşıyor.

 

Zaten içeride önemli sorunlar yaşayan MHP’nin geç de olsa, böylesine bir “dik duruş” sergilemiş olmasını biz memnuniyetle karşılıyoruz. Bugünkü siyasi ortam, MHP gibi bir partinin eksikliğini kaldıramaz. Bu nedenle biz sorunlardan arınmış, küskünlerin barışıp bir araya geleceği güçlü bir MHP’yi görmek istediğimizi yinelemek istiyoruz.