Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Terörün karanlık yüzü

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

İstiklal Caddesi’ndeki IŞİD bombacısı ile ilgili olarak ortaya çıkarılanlar, terör örgütlerinin taktik değişikliğine gittiğini ve karanlık yüzlerini ortaya koyduğunu bir kez daha gösterdi. Yapılan açıklamalarda son 5 bombalı saldırıyı PKK ve IŞİD canlı bombalarının gerçekleştirdiği, ancak bu bombacılarının “arananlar listesinde” adlarının olmadığı belirtiliyor.

 

İşin bir başka ayrıntılı tarafı da bombacı eylemcilerinin Suriye’de eğitildikleri ve Türkiye’ye de buradan geçmiş olduklarının tespit edilmiş olmasıdır.

 

Biz, asıl bu konu üzerinde duralım:

 

Suriye’deki iç çatışmalar devam ettiği sürece, terör konusunda daha çok başımız ağrıyacaktır. Çünkü artık terörün yatağı Suriye’dir.

 

Geçenlerde bir yazı yazmış ve “Daha çok dost edinmek durumundayız” demiştik.

 

Suriye batağında, düşmanlarımızca beslenen, eğitilen ve ülkemize gönderilen teröristler rahatça eylemlerini gerçekleştirebiliyor. Dış güçlerin istihbarat servislerinin de parmağının olduğu artık gün gibi ortada olan bu eylemlerde özellikle suç dosyası olamayan ve arananlar listesine girmemiş olanların seçilmesi de terörün hem karanlık yüzü, hem de taktik değişikliği olarak görülmelidir.

 

Böylece Türkiye’de terör estirmek isteyenler ve huzur ortamımızı bozmaya çalışanlar bu taktikleri ve karanlık yüzleri ile de istihbaratımızı yanıltmaya çalışıyorlar.

 

Şimdi bütün mesele Suriye’dir.

 

Baştan bu yana Suriye’deki sarsıntıların en çok bizi etkileyeceğini, bu nedenle Suriye konusunda çok daha ılımlı ve tutarlı politikalar uygulamak durumunda olduğumuzu hep dile getirmişizdir. Bu nedenle de Suriye politikalarımızın yanlışlığını söyleyip, yeni politikalar oluşturmak durumunda olduğumuzu vurguladık.

 

Dikkat edilecek olursa özellikle AK Parti iktidarı ile birlikte dış politikalardaki yanlışlarımız etrafımızda dost bırakmadı. İran, Irak, Suriye ve Rusya ile neredeyse savaşa bile girecek duruma geldik. Müttefikimiz Amerika ile görüş ayrılıklarımız nedeni ile köşeye sıkıştırılıyoruz. Bizi daha da sıkıntıya sokacak kararlar alınıyor. Teröre ve teröristlere de bu düşmanlarımızın destek verdiğini sanıyoruz.

 

PKK, zaten artık uluslararası bir terör örgütü olarak karşımıza çıkıyor. PKK’nın boyutlarının sınırlarımızı aştığını da söyleyebiliriz.

 

Amerika ve AB ülkeleri “PKK terör örgütüdür” diyor ama kapalı kapılar ardında bu örgüte de destek veriyorlar. Amerika’nın PKK’ya PYD kanadı ile destek verdiğini artık bilmeyen mi kaldı? Belçika, bombalı saldırıları yapan PKK’lıların Brüksel’de çadır kurup propaganda yapmalarına göz yummadı mı? Bu ikiyüzlü ülkelere nasıl inanacağız?

 

Bir de yıllardır hep şunu söylüyor ve soruyoruz:

 

PKK gibi 25 yıldır ayakta kalabilen bir terör örgütü, dış destek görmemiş olsa bugüne kadar ayakta kalabilir miydi? Bu örgüt bu kadar parayı, silahı nasıl elde edebiliyor? Bunları kim destekliyor ve eğitiyor?

 

Özellikle PKK kamplarının Suriye’ye taşınmış olması bu örgütün bundan sonra daha rahat hareket edebileceğini de gösteriyor. PKK’nın Suriye uzantısı PYD konusunda yaptığımız baskıların bir sonuç vermemesi ve PYD’nin özellikle iki süper güç Amerika ve Rusya tarafından desteklenmesi, silahlandırılması ve korunması boşuna değildir.

 

Güvenlik güçlerimizin Güneydoğu’daki PKK’ya karşı başlattığı mücadelesindeki başarısı hepimize güven veriyor. Kandil’deki hedeflerin vurulması da önemlidir.

 

Ancak, bu örgütle mücadelenin bu şekilde başarıyla sonuçlanmasını da beklememek gerekiyor. Suriye’deki kamplar PKK’nın yeniden toparlanmasına ve güçlenmesine neden olabilir. Kaldı ki, biz şu anda Suriye’ye giremiyoruz ve bunlara karşı da hiçbir şekilde hareket edemiyoruz.

 

BU da hiç kuşkusuz dış güçlerin bir başka karanlık yüzü ve ortaya koymaya çalıştıkları kirli bir oyundur.

 

IŞİD konusu da baş ağrıtacak boyutlarda gelişiyor.

 

Türkiye’de IŞİD’a destek verenlerin sayısının % 8’lerde olduğu belirtiliyor. IŞİD’ın özellikle Adıyaman, Bingöl ve Gaziantep’te yapılandığı buralarda çok gizli hücre evlerinin bulunduğu da tahmin ediliyor.

 

Türkiye’de özellikle Doğu ve Güneydoğu’da IŞİD’ın uyuyan hücrelerinin bulunduğu, bunların her zaman birer canlı bomba olarak tehlikeli hale gelebileceği daha önceki istihbarat raporlarında belirtilmişti. Şimdi de bunları hücre evlerinde beyin yıkma seanslarından geçirildiği konusunda bilgiler paylaşılıyor.

 

Geçenlerde Karar Gazetesi’nde Hilal Öztürk imzalı bir haber yayınlandı. Haberde IŞİD mercek altına alınıyor ve faaliyetleri konu ediliyor. Yazımızı ilgilendirdiği için Hilal Öztürk’ün bu haberinden bir alıntıyı sizlerle paylaşıyoruz:

 

Beyoğlu saldırısını gerçekleştiren canlı bombanın IŞİD’li Mehmet Öztürk olduğu kesinleşti. Ancak daha önce Suruç, Ankara Garı ve Sultanahmet’teki eylemlerde olduğu gibi yine IŞİD üstlenmedi. Güvenlik kaynaklarına göre bu bir sürpriz değil. Zira örgütün Türkiye’deki yapılanması birbirinden bağımsız hareket ediyor. Hücreler arasındaki temas sosyal medya üzerindeki network üzerinden sağlanıyor. Bu nedenle önce tespit edilen bu ağlar  devre dışı bırakılıyor. Yapılan operasyonlarda  30’a yakın network çökertildi. Türkiye 10 Ekim 2013’de IŞİD’i terörist örgüt listesine almıştı. Bu tarihten sonra IŞİD’in faaliyetleri takip ediliyor, yakalananlar sınır dışı ediliyor.