Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Bu tartışmalar MHP’ye yakışmıyor

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), hiç kimse şüphe etmesin, bugün Türk siyasi hayatının emniyet sübobudur. Ancak, son dönemde parti içi karışıklıklar ve suçlamalar ile MHP’de bir deprem havası yaratıldı. Muhaliflerin bir araya gelmesi ile olağanüstü kongreye gitmek istemeleri ile başlayan tartışmalar neredeyse siyasi terbiye kurallarını da alt-üst etmeye başladı.

 

Yine açık söyleyelim, bu tür açıklamalar, suçlamalar MHP gibi bir partiye yakışmıyor.

 

Genel Merkez yönetiminin muhalifleri “paralelci” olarak suçlaması ve Mahkemenin verdiği “Olağanüstü kongre 15 Mayıs’ta yapılacak” kararına da itiraz etmeleri ve tartışmaların giderek artması, partiye olan güveni de sarsıyor.

 

MHP Genel Başkanı Bahçeli ve yönetimi Mahkemenin verdiği kararı Temyiz’e taşıdılar. Ancak, Temyiz’in icrayı durdurmadığı biliniyor. Hukuk süreci de devam ediyor.

 

Kural tanımamazlık, hukukun verdiği kararlara itiraz ederek kan kaybını hızlandırmak, muhalifleri ve delegeleri suçlamakla artık bir noktaya gelinemeyeceğini herkesin bilmesi gerekiyor. Bu tutum ve davranışlar Milliyetçi Hareketi daha da yıpratmaktadır.  

 

Bu partiyi bu kadar yıpratmaya, seçmeni karşısında küçük düşürmeye kimsenin hakkı yoktur ve olmalıdır.

 

Öncelikle şunu vurgulayalım:

 

MHP delegesi bugünkü yönetimle partinin başarılı olamayacağını görmüştür. Zaten son kamu araştırmaları da bugünkü yönetimle MHP’nin yapılacak ilk seçimde baraj altında kalabileceğini gösteriyor. Dönüşü olmayan bir yola girilmiştir. Parti yönetiminde “değişim” istenmektedir. Bu değişim, demokratik seçimle olmalıdır ve bundan da hiç kimse kaçmamalıdır.

 

O halde yapılması gereken partiyi daha fazla yıpratmadan olağanüstü kongreyi toplamak, demokratik ortamda seçimi yapmaktır.

 

MHP’nin bugünkü anlayış ve yönetim şekli ile halk desteğini elde edemeyeceği de artık gün gibi ortadadır. Kendi tabanından bile tepki alan MHP’nin geniş kitleleri kucaklaması mümkün olabilir mi?

 

Hadi diyelim ki, seçim yaptırılmadı, MHP’nin bugünkü yönetimi ile yola devam etmesi ile nasıl bir başarı sağlanabilir? MHP’ye sempatisi olan, bu parti ile bağları bulunan kitleler bile bu saatten sonra artık partiye güven kalmadığı görüşündeler. Eğer, teşkilatlar yakından izlenirse bu daha açık biçimde görülecektir.

 

Bunun özeti de bugünkü koşullarda parti ilk seçimde baraj altında kalacak demektir. Parti umut vermiyor ve giderek de küçülüyor.

 

Umut vereceksin, kitleleri heyecanlandıracaksın, muhalefet olarak ortalığı sallayacaksın, peşinden koşulan konumda olacak, program ve projelerinle herkesin,  herkesimin partisi konumuna geleceksin ki yükselebilesin. Bu yükselme seçimlerde başarıyı da getirir, iktidarla da kucaklaşmayı sağlar.

 

Parti yönetimin de artık bu gerçeği görmesi gerekiyor.

 

Seçim yapılır, kazanılır ve kaybedilir. Eğer delegelerin çoğunluğu parti içinde bir değişim istiyorsa bunu engellemek mümkün mü? Partinin gerçek sahipleri ne istiyorsa bunun yerine getirilmesi kadar doğal bir şey olabilir mi? Bundan neden ve niçin kaçınılıyor?

 

Bugüne kadar istikrarın, güvenin, ülke birlik ve bütünlüğünün temsilcisi olarak görülen ve değerlendirilen Milliyetçi Hareket’in artık karşılıklı atışmalarla “paralelci” suçlamaları ile yerlerde sürüklenmesine, yıpratılmasına izin verilmemelidir. Bu durumun bu partiye gönül verenleri, ülkücü hareketçileri yürekten yaraladığını görmekteyiz ve bilmekteyiz.

 

Son yapılan kamuoyuna araştırmaları da MHP’de bir değişimin yaşanması ile partinin ayağa kalkabileceğini, oyunun yükseleceğini ve ilk seçimde önemli bir başarıya imza atabileceğini de gösteriyor.

 

Hedef, partinin yükselmesi, iktidara yürümesi ise bu neden engelleniyor? Partinin önü neden açılmıyor?

 

Bugünkü yönetimle girilen her seçimde yenilgiye uğramış olan, giderek eriyen ve bundan sonra da baraj altında kalabileceği düşünülen Milliyetçi Hareket’in yok olması, tamamen tüketilmesi ve sadece “tabela partisi” olarak mı kalması hedefleniyor?

 

MHP’yi kimler yönetiyor?

 

Bu partinin yöneticileri bu partiye gönül verenlerdir, MHP’li delegelerdir, seçmenleridir. Eğer, partiyi omuzlarında taşıyanlar, yönetenler “değişim” istiyorsa bunun karşısında durulabilir mi? Partiyi gerçek sahiplerine bırakmak en doğru yol değil mi?

 

Özetle şunu demek istiyoruz:

 

Parti içi suçlamalar, atışmalar, siyasi terbiye kuralları dışına taşmalar Milliyetçi Harekete yakışmıyor. Bunlar, bu partiye umut bağlayanları hüsrana uğratıyor, üzüyor, kahrediyor.

 

Hedef, başarıyı yakalamak, partiyi ayağa kaldırmak, iktidara yürümekse bunun gereği de demokrasi ve siyasi kurallar içinde mutlaka yapılmalıdır.