Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Avrupa Birliği ile restleşmeler nereye kadar

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye sığınmacılar konusunda bir anlaşmaya varmış, bu anlaşma çerçevesinde (AB) Türkiye’ye 3+3 milyar Euro para yardımı yapmayı ve Haziran ayında da Türk vatandaşlarına Avrupa ülkelerine vizesiz giriş sağlayacağını belirtmişti. Yapılan bu anlaşma da bilindiği gibi kâğıda döküldü.

 

Daha önce anlaşmanın detaylarını yazmıştık, bunların neleri kapsadığını hepiniz bildiği için yinelemeye gerek görmüyoruz.

 

Ancak şunu söylemeyi unutmayalım:

 

(AB)’ye uyum yasalarının Türkiye tarafından Haziran ayına kadar yerine getirilmesi de aynı anlaşmada yer alıyor. (AB) Komisyonu ile Türkiye, bugüne kadar yapılan görüşmelerde geriye kalan maddelerin de yerine getirilmesi konusunda çalışma yapmayı kabul etti. 72 kriterin tek haneye indiği, geri kalanlar konusunda da uyum sağlanabileceği konuşuluyor.

 

Şimdi, (AB) Komisyonu bu uyum yasalarının yerine getirilip getirilmediğini kontrol ettikten sonra 24 üyenin onayı ile Türk vatandaşları için vizenin kaldırılıp kaldırılmayacağına karar verecek.

 

Ancak, şimdi ortaya bazı pürüzlerin ve sorunların çıktığını görüyoruz. Çünkü gerek Başbakan Davutoğlu, gerekse Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu (AB)’ye karşı adeta ateş püskürten açıklamalarda bulunmaya başladı.

 

Söyledikleri özetle şöyle:

 

“Eğer AB, verdiği sözleri yerine getirmezse biz de sığınmacılar konusunda verdiğimiz sözleri yerine getirmeyiz.”

 

Bu sözler niçin söyleniyor ona da bakalım:

 

(AB) Komisyonu Başkanı, yaptığı açıklamada “Eğer Türkiye uyum yasalarında bir ilerleme kaydetmezse, bizden vizenin kaldırılmasını beklemesin” açıklamasında bulundu. Bu açıklamada da beraberinde restleşmeyi getirdi.

 

Başbakan Davutoğlu “Vize muafiyeti olmazsa sadece Türkiye kaybetmez herkes kaybeder. Herkesin kazanması tek yolla olur; onlar vize muafiyetini, biz de geri kabulü uygulayacağız. Onlar vize muafiyeti vermezse, geri kabul anlaşmasını uygulamayacağız demektir. O zaman da mesele eski haline döner. Türkiye’de muhalefet, AB tarafında da aşırı akımlar sürecin çökmesini bekliyor ” dedi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da “AB’den vaat edilen 3 milyar Euro’nun verilmesi konusunda sıkıntılar yaşanıyor” açıklamasında bulundu.

 

Görüldüğü gibi sıkıntı en baştan yaşanmaya başlandı.

 

Avrupa Birliği Komisyonu şimdi 4 Mayıs’ta Türkiye için “İlerleme Raporu” yayınlayacak. Bunun hazırlıkları yapılıyor.

 

Türkiye’nin beklentilere yanıt verip vermediği değerlendirilecek. Eğer Komisyon tatmin olursa kanun önerisinde bulunacak.

 

(AB), Türkiye ile varılan anlaşma kapsamında Avrupa’ya yönelik sığınmacı akınının durdurulması noktasında önemli bir ilerleme sağlandığını kabul ediyor. Ancak, geri kabul edilen mülteciler için koşulların iyileştirilmesi konusunda Ankara’ya uyarı yapmayı da ihmal etmiyor.

 

Sanıyoruz, verilmek istenilen paranın akışındaki aksamalarda da bu nokta dikkate alınıyor. Bu da hiç kuşkusuz hem Başbakan Davutoğlu’nun, hem de Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun tepkilerini çekiyor. Restleşmeler de bu nedenle başladı.

 

Bizi takip eden okurlarımız anımsayacaklardır.

 

Konu ile ilgili anlaşma yapılmadan önce yazdığımız yazılarda (AB) ile yapılan anlaşmanın bize faydasından çok zararının olabileceğine değinmiştik.

 

Sığınmacı sorunundan kurtulmak, kamuoylarında oluşan olumsuzlukları gidermek için harekete geçen AB ülkelerinin Türkiye’ye bazı vaatlerde bulunarak bizi sığınmacı kampına çevireceklerini, Avrupa ülkelerine vizenin kaldırılması tuzağı ile de bu işi çözmeye çalıştıklarını vurgulamıştık.

 

“AB bugüne kadar Türkiye’ye verdiği hangi sözü tuttu ki?” diye de eklemiştik.

 

Şimdi gelinen noktaya baktığımızda ortaya çıkan pürüzlerin, ön görülerimizi doğrular nitelikte olduğunu görüyoruz.

 

Kaldı ki, Avrupa ülkelerine Türk vatandaşlarının vizesiz seyahat edebilmesi için 24 üyeli Avrupa Birliği’nin her üyesinin “olur” oyunun olması gerekiyor.

 

Anlaşmaya varılmadan önce Fransa ve Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye için vizesiz Avrupa’ya seyahati için “olur” vermeyeceklerini açıklamaları zaten bu işin pürüzlerle dolu olabileceğinin işaretleriydi.

 

Biz, hiçbir zaman olumsuzluklardan yana olmadık. Temennimiz, (AB)’nin verdiği sözleri yerine getirmesidir. Sadece ortaya çıkan gelişmeleri değerlendirerek Avrupa ülkelerinin Türkiye’yi kaygan zemine çekmeye çalıştıklarını görür gibiyiz. İnşallah yanılmış oluruz.