Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Sıra Suudi Arabistan’a mı geliyor

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Kafalardaki soru şu:

 

Başkan Obama Suudi Arabistan’ı ziyaretinde havaalanında neden Kral Selman tarafından karşılanmadı? Aynı kral, aynı gün ülkesine gelen bazı Arap liderleri törenlerle karşılamışken, Obama’yı karşılamaya gelmeyişi nedendir? Suudi Arabistan ile Amerika arasında ipler geriliyor mu? Geriliyorsa neden?

 

Bilindiği gibi ABD Başkanı Obama, Suudi Arabistan’a ziyarette bulunmuş, Kral Salman ile Sarayda 2,5 saat süren baş başa bir görüşme yapmıştı. Başkan Obama’yı Riyad Havaalanında Riyad Valisi Prens Faysal ile Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyr tarafından daha alt seviyede karşılanmasının hiç kuşkusuz bir mesajı vardır.

 

Şimdi konuya girelim:

 

Evet, Amerika ile Suudi Arabistan arasında soğuk rüzgârlar esiyor. Başkan Obama’nın Riyad ziyaretinde bu durum biraz daha su yüzüne çıktı.

 

Bunun birçok nedeni var. Ancak, biz burada fazla detaya girmeden ana nedenleri üzerinde duralım.

 

Büyük Ortadoğu Projesi’nde Suudi Arabistan 5 parçaya bölünüyor. Böyle bir gelişme, Krallığın da sona ermesi demektir. Suudi Kraliyet ailesi bunu biliyor. Zaten Suudiler, başlarına gelecek felaketi bildiği için, sorunların Ortadoğu’ya taşınmasında rol oynamaya başladı. Suriye’deki iç çatışmalar ve ortaya çıkan IŞİD şu anda sanki Suudilere biraz nefes aldırıyor gibi görünüyor.

 

Amerika, İslami terör örgütünün kaynağı ve finans merkezi olarak Suudi Arabistan’ı görüyor. Amerika’ya yapılan 11 Eylül saldırılarının arkasında da Suudilerin parmağının olabileceği ifade ediliyor. Hatta kongreye sunulan raporlarda da bu konuya özellikle dikkat çekiliyor.

 

2011 yılında ikiz kulelere düzenlenen saldırılarda rol alan 19 hava korsanından 11 tanesinin Suudi pasaportu taşıdığı ortaya çıkarılmıştı. Bu olay zaten iki ülke arasındaki ilişkilerde sıkıntıların başlangıcı olmuştu.

 

Ancak, Başkan Obama’nın Suudiler için söylediği son açıklamalar yine iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesi için bir neden olarak değerlendirilebilir. Obama, Suudi Arabistan’daki insan hakları ihlallerinden söz ederek ülkede baş kesilerek yapılan idamları da eleştirmişti.

 

Özetle Suudi Arabistan’da bazı reformların yerine getirilmesi isteniliyor.

 

Bir başka neden de Amerika’nın Suudi Arabistan’ın baş düşmanı İran ile barışması, İran’ı Dünya’ya yeniden kazandırması ve Şii İran’ın yayılmacılığının Suudiler için de büyük bir tehdit oluşturmasıdır.

 

Yemen’de uzun zamandır süren vekâlet savaşında ( Suudi Arabistan-İran), Suudiler beklenen başarıyı da gösteremedi. Bahreyn’deki sıkıntıları da sürüyor. Suriye’de ise 5 yıldır Esad’ı deviremediler. Irak’daki Şii etkisini de kırmaları mümkün olmadı. Özetleyecek olursak, Suudilerin en büyük endişesi ve korkusu İran destekli Şiir baskısıdır.

 

Dikkat edilecek olursa Ortadoğu coğrafyasında dengeler ve taşlar sürekli olarak yerinden oynatılıyor. Kim kiminle dost, kim kiminle düşman belli olmuyor. Bugün dost ve müttefik olanlar, bir bakıyorsunuz bir gün sonra düşman haline gelebiliyor. Kanlı düşmanlar bir anda dost oluyor. Bu değişime ve hıza yetişmek neredeyse mümkün olmuyor.

 

Amerika’nın bu tutum ve davranışları karşısında Kral yerinde durur mu? Onun da yapabilecekleri olacaktır. En azından Obama’nın Riyad Havaalanında karşılanmaması bunun bir ayağıdır.

 

Dahası da var.

 

Suudi Arabistan, bölgesel güç olmak için elindeki zengin petrol yataklarını kullanıyor. Silah donanımının tamamını Amerika’dan karşılıyor. 60 milyar dolarlık yeni silah alımı için de Amerika’ya yeni siparişlerin verildiği belirtiliyor.

 

Suudi yetkililer Amerika ile ilgili 750 milyar dolarlık bir varlığın satılabileceğini söyleyerek, bu noktada Amerika’ya gözdağı vermeye çalışıyor.

 

Şimdi bütün bunları alt alta koyup değerlendirdiğimizde Amerika ile Suudi Arabistan arasında soğuk rüzgârların esmeye başlamış olduğunu görmek ve söylemek yanlış mı olur?

 

Karşılıklı işbirliği ve birbirlerini kullanma açısından dost ve müttefik gibi hareket etmekten başka çareleri bulunmuyor. Bu görüntülere kesinlikle inanmamak ve aldanmamak gerektiğini söylemek istiyoruz.

 

Şunu da unutmamak gerekiyor:

 

Daha önceleri Amerika Suudi petrolüne bağlıydı. İyi dost ve müttefik olarak da görülüyordu. Daha sonra Şeyl gazı ve petrolünü bulduktan sonra Amerika’nın Suudi petrol bağımlılığından kurtulduğunu biliyoruz. Ancak, Suudi Arabistan şu ana kadar Amerikan silahlarından kurtulamadı.

 

Amerika ile Suudi Arabistan arasında esen sert rüzgârlar Türkiye’yi etkiler mi? Uzun vadede hiç kuşkusuz etkiler. Bu nedenle sıkı işbirliği ve dostlukların bir anda çökme noktasına gelebileceğini de görmek ve değerlendirmek gerekiyor.