Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

AB serbest vize konusunda frene mi basıyor

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Londra’da yayın yapan Avrupa Gazetesi editörü arkadaşımız Vatan Öz, geçenlerde İngiltere’de yayın yapan Financıal Times Gazetesi’nde çıkan bir haber-yorumdan yola çıkarak bir haber yayınladı. Haberde “Avrupalı diplomatlar, siyaseten tehlikeli olan 80 milyon Türk’e vize muafiyeti vaadi nedeniyle acı içerisinde. Ankara'ysa Haziran'a kadar vize muafiyetinin verilmemesi halinde AB Türkiye göçmen anlaşmasının rafa kalkacağı uyarısını yapıyor” deniliyor.

 

 

Zaten, baştan bu yana bu işin sıkıntılarından söz edilmişti. Biz de konu ile ilgili yazdığımız yazılarda “AB, sığınmacılardan kurtulmak için böyle bir öneriyi ortaya attı ama işi uzatıp, ipe un sermeye başlarlar” demiştik.

 

Hatta karar arifesinde Fransa ve Yunanistan’dan “veto” kartlarının çıkacağına yönelik açıklamalar da yapılmıştı.

 

Kaldı ki, önümüze konulan (AB) uyum yasalarının tamamının yerine getirilmesi, bunların izleneceği, rapor edileceği, bu raporun 24 üye ile görüşülüp oylanacağı da açıklanmıştı. Bir tek (AB) üyesi bile “hayır” dese Türk vatandaşlarına Avrupa’ya giriş vizesinin kalkması zaten mümkün olmayacak.

 

Şimdi, Financıal Times Gazetesi’ndeki konu ile ilgili habere ve arkadaşımız Vatan Öz’ün değerlendirmelerine bir göz atalım:

 

İngiltere'de yayınlanan Financial Times gazetesinin Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye'den yetkililerle görüşerek hazırladığı haberde, bazı AB üyesi ülkelerin Türkiye'ye verilen vize muafiyeti vaadini ertelemek için yeni arayışlara girdiği belirtiliyor: "Avrupalı diplomatlar, siyaseten tehlikeli olan 80 milyon Türk’e vize muafiyeti vaadi nedeniyle acı içerisinde. Ankara'ysa Haziran'a kadar vize muafiyetinin verilmemesi halinde AB - Türkiye göçmen anlaşmasının rafa kalkacağı uyarısını yapıyor.

Juncker: Vize muafiyeti için Türkiye tüm koşullara uymalı

AB ve Türkiye karşılıklı tavizlerle anlaştı

"AB'nin 1 aydır yürürlükte olan anlaşması, Türkiye'den Yunanistan'a göçmen geçişlerini önemli oranda azaltmış durumda. "Ancak anlaşmanın kaderi Türkiye'ye vaat edilen tatlandırıcılara bağlı. AB ise vaatlerini yerine getirmekte zorlanıyor. En önemli sıkıntıysa Türk vatandaşlarına Schengen bölgesine vizesiz seyahat hakkının tanınması.

Bazı AB üyeleri 'el freni' istiyor

"Göç krizi” nedeniyle eleştirilerin hedefi olmaktan çekinen Fransa, Almanya ve bazı diğer AB üyeleri, Türkiye'ye sunulan vaatleri siyaseten daha hazmedilebilir hale getirmek için uğraşmaya başladı. Türkiye'ye sunulacak metne koruyucu maddeler, ilave şartlar ya da sulandırılmış koşullar eklenmesi gündemde.

 

Yeni koşullar ne olabilir?

Daha önce bazı Avrupalı diplomatlar, ilk etapta iş adamlarının, profesörlerin, gazetecilerin ve öğrencilerin vize muafiyetinden faydalanabilmeleri konusunda bir hazırlık yapılabileceğinin mesajlarını vermişlerdi.

İlk başta böyle bir adım atılabilir.

 

Daha sonra ortadaki durum ve gelişmelere bakılarak tüm Türk vatandaşlarına vize muafiyetinin uygulanmaması gündeme gelebilir. Biz de böyle bir çalışmanın olabileceği görüşündeyiz.

 

Financial Times’ta çıkan haber zaten bu konularda az da olsa bir ip uçu veriyor. Belli ki, (AB) ülkelerinin önemli bir bölümü bu vize muafiyetine tamamen karşılar. Sığınmacı konusunda köşeye sıkıştıkları için biraz da Almanya Başbakan’ı Merkel’in çabası ve baskısı ile böyle bir kararı istemeyerek de olsa aldılar.

 

Avrupa Birliği (AB) konularında haber yapan Brüksel merkezli Politico internet sitesi, Almanya ve Fransa'nın öncülüğüyle hazırlanan 27 Nisan tarihli bir taslak metne ulaştığını ve metinde Türkiye'ye tanınacak vize serbestisini anında geri alabilecek bir 'el freni' sistemi önerildiğini aktardı. 

 

Bir başka önemli nokta da şu:

 

Bize göre Kıbrıs konusu gündeme gelecek, Rum’ların istekleri doğrultusunda Kıbrıs konusunda bir karar alınması istenilecek. Bu konuda uzun zamandır hazırlıklar yapıldığını da biliyoruz. Türk vatandaşlarına vizenin kaldırılması konusunda Rumların onay vermeyeceği konusunda da haberler geliyor.

 

Özetle Kıbrıs konusunda bizi köşeye sıkıştırmaya da hazırlanıyorlar.

 

Avrupa’ya güvenmediğimizi baştan bu yana söylüyoruz, yazıyoruz ve uyarıyoruz.

 

Bunların kendi çıkarları doğrultusunda hesapları olmasa böyle bir adımı atarlar mıydı? Kapalı kapılar ardında kim bilir ne hesapları var. Bunlar da ilerleyen süreçte birer birer ortaya dökülecektir.