Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Kıbrıs Türkü geleceğine kendisi karar verir

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Kıbrıs’ta iki toplum arasında bugüne kadar liderlerin yaptığı müzakerelerden bir sonuç alınamadı. Türk tarafının iyi niyetli yaklaşımlarına, çabalarına rağmen Rumların ortaya koyduğu anlaşmazlıkların giderilmesinde de bir yol alınamıyor.

 

Hiç kuşkusuz Rum tarafının uzlaşmaz tutumumda (AB) üyeliğinin verdiği şımarıklık, dış dünyadan aldığı destek de önemli rol oynuyor.

 

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, durumu çok iyi bilen ve değerlendiren biri olarak “Dünyadaki yıldızların adada çözüm bulunması için ittifak içinde olduğu söyleniyor. Bunun nedenlerini adanın 500 kilometre, 1000 kilometre uzağına baktığınızda görebilirsiz. Dolayısıyla bu yıldızların Kıbrıslı Türklerin kara gözleri için ‘çözüm yapalım’ dediğine inanmıyorum. Menfaatleri, planları var. Kıbrıs’taki çözümde Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin siyasetinin dışında hiç kimse, ‘adadaki Türkler hakça, insanca yaşasın, haksızlıklar ortadan kalksın, Türk halkı bir daha zulümle, cinayetle, ayrımcılıklarla muhatap olmasın’ diye düşünmüyor. Ben buna inanmıyorum” diyerek adada dış güçlerin oyun içinde oyun oynadıklarına dikkat çekiyor.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Lefkoşa Türkiye Büyükelçisi Derya Kanbay, adada iki toplum arasındaki gelişmelerle ilgili olarak “Şunu tüm dünya bilsin ki, Kıbrıs Türkü geleceğine kendisi karar verecektir. Ben, Kıbrıs Türk halkının sadece Rumlara değil, tüm komşularına âlicenaplıkla, iyi niyetle, hoşgörüyle ve iyi niyetle davrandıklarını biliyorum” dedi.

 

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği ile derneğin İskele Şubesi üyelerini kabul eden Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Derya Kanbay, Kıbrıs sorunu, müzakere süreci ve dünyadaki bazı gelişmeler konusunda değerlendirmelerde bulundu. Biz, önemsediğimiz bu değerlendirmeden kısa bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

 

“Müzakere, (her şeyi ben alacağım) demek değil. İki tarafın birbirine güvenmesi lazım” diyen Kanbay, Müzakerelerde bazı şeylerde haklı olduklarını düşündükleri ölçüde al-ver dengelemelerinde bulunulabilir. Bu böyle bir süreçtir. Yüzde yüz benim dediğim olacak şeklindeki bir yaklaşımla zaten müzakere yapılamaz. Sizin temel ilkelerinizi ve hedeflerinizi zedelemeyecek, yanlış mecralara sürüklemeyecek küçük pazarlıkların ve müzakere içinde yapılan konuşmaların süreci ve sonucu etkilememesi gerekiyor. 1960’ta kurulan devleti toplumsal federasyon olarak telaki ediyorlar, ama şimdiki coğrafi federasyon; iki toprak, iki halk ve iki egemenlik... Onlar birleşip uluslararası alanda tek egemenlik olacakmış, bunu nasıl yapacaklarını çok merak ediyorum. Federal ya da birleşmiş bir devlet, sonuçta kurucu devletten oluşan bir federal devlet yapısı öngörüldüğüne göre, sizin kurucu devletinizle birlikte yanı başınızda bir başka devletin ve halkın da olduğunu unutmamak gerekiyor. Yani o halkla ilelebet bir zıtlaşma, sırt sırta dönme, çekişme ruhu ve bilinciyle yaşamak bu adaya pek fazla huzur ve refah getirmez. Ben, Kıbrıs Türk halkının; sadece Rumlara değil, tüm komşularına alicenaplıkla, hoşgörüyle ve iyi niyetle davrandığını biliyorum. Kuzey’e Güney’den çok sayıda turistin geldiğini biliyorum. Birçok lokantada rahat rahat yemek yediklerini, gezip dolaştıklarını, eğlendiklerini, hatta bazı yerlerde Türkler’in bahçelerine girip ‘bu ev bizim’ diye çığlıklar attıklarını da biliyorum. Ama hiç kimsenin onlara herhangi bir kötü davranışının, saldırısının olmadığını da biliyorum. Benzer şeyleri sizler yapsanız savaş çıkar herhalde... Dün o katilin heykelinin orada kutlamalar yapmışlar. Hala ona inananlar, peşinden gidenler var. Onların da azalıp yok olmalarını temenni ediyoruz. İyi düşünen ve kalbinde iyilik taşıyan insanların amaçlarına ulaşabileceklerine inanıyorum. Siz de bu iyi yüreği, kalbi, iyi aklı kaybetmeyin.”

 

Takip ediyoruz, dış dünya Kıbrıs’ta da sürekli olarak Türkleri “işgalci” olarak görüyor. Hemen her konuda da Rumları haklı göstermeye çalışıyor. Özetle ikili oynuyor. Büyükelçi Kanbay, açıklamalarında buna da değinmiş:

 

“Yıllar önce Kıbrıs’ta size, sizlerin büyüklerine çeşitli zulümler, ıstıraplar yaşatılırken dünyanın bunu seyrettiğini, Barış Gücü’nün şahitlik bile yapmadığını, hatta umurlarında olmadığını hepimiz biliyoruz. Dünyada yaşanan diğer olaylarda da bundan farklı şeyler görmedik. Balkanlar’da Sırplar Boşnakları katliama tabi tutarken Avrupa Birliği de, NATO da, Birleşmiş Milletler de bunu seyrettiler. Avrupa’nın bazı ülkelerinin komutanları Sırp komutanlarla kadeh tokuşturdular. Yıllarca müzakerelerden, görüşmelerden, şu sıkıntıya çözüm bulmaktan kaçan Rumlar olduğu halde bir tane dürüst dünya milleti ‘masadan kaçmayın, bu işi çözün, zaten kabahatlisi de sizsiniz’ diyemedi. Bir Avrupa ya da batı ülkesinin böyle bir şey dediğini duydunuz mu, ben duymadım. Birleşmiş Milletler, Kıbrıslı Türklere sormadan kendince bir çözüm planı çıkardı, Annan Planı... Rumlara ne kadar sordular onu bilmiyorum ama onlar işin içindedir. Bu planları okutmadan, anlatmadan sizlerin önüne attılar, dediler ki ‘bu hayırlı olacak; evet diyelim’. Halkınız yüzde 65-66’sı ‘evet’ dedi. Rumlar baktı ki içinde istemediği ufak-tefek şeyler var. ‘hayır’ dedi. Hem de yüzde 75 oranında. Papazı, kilisesi, Papadopulos’u, hepsi işin içine girdiler, ‘hayır’ı çıkardılar. Dünyada böyle bir vakada ödüllendirecek, azarlanacak taraf kim olur? Normalde Rumların azarlanıp, size, ‘aferin bizim planımıza evet dediniz gelin sizi kucaklayalım’ demeleri gerekirken, bir ay sonra sizi kenara ittiler, onları Avrupa Birliği’ne aldılar. Bunlar gerçekler, bunları bilmeden hayallerin arkasından gitmeye kalkışırsak sonunda duvara çarpıp yere düşeriz. İtirazcılığa, fanatik fikirlere, kural tanımamaya değil, hepimizi gerçekleri görmeye davet ediyorum. Ortaya çıkacak uzlaşma metni sizin geleceğinizi garanti ediyor mu? Huzurunuzu, refahınızı, gelecek nesillerin özgürlüğünü, hürriyetini, başı dik yaşamalarını garanti ediyor mu, etmiyor mu, onu okuyup, tartışıp karar vereceksiniz. Kıbrıs Türk halkı, çözüm için ortaya çıkacak uzlaşı belgesini iyice inceleyip, aklıselimle, kendi düşünceleri, umutları ve beklentileriyle kişisel bir karar verecek. Bu konuda biz hiçbir zaman hiç kimseye zorlamada bulunmayacağız. Çünkü gelecek Kıbrıs Türkünündür. Kararı sizler vereceksiniz.”