Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Dostlarımızı çoğaltalım da ama nasıl

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Başbakan Binali Yıldırım, göreve başladığında “Dostlarımızı çoğaltıp, düşman azaltacağız” demişti. Yıldırım, daha sonra konuyu geniş şekilde açtı. Rusya başta olmak üzere, Suriye, Mısır ve İsrail gibi ülkelerle daha sıkı ve güvenli işbirliğine gidilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

 

Başbakan "İsrail, Suriye, Rusya, Mısır... Akdeniz ve Karadeniz’i çevreleyen bu ülkeler arasında daimi düşmanlık olmaz. Rusya ile bir olay yaşandı. Egemenlik haklarımızın ihlâline elbette izin vermeyiz. Ancak bir tek olaya takılıp kalmak da doğru olmaz. Daha büyük fotoğrafa bakmak lazım. Halklarımız arasında bir husumet yok. Tekrar eski günlere dönmek ve hatta daha ileri götürmek mümkündür” diye konuştu.

 

Çok açık ifade edelim, biz de bunu destekliyoruz.

 

Rusya konusunda ise önemli adımların atıldığına değinen Yıldırım "Rusya ile karşılıklı adımlar atılıyor. Diplomatik kanallar açık. Sayın Cumhurbaşkanımız irade gösterdiler. Rusya da irade gösterdi. Bundan sonrası tatlıya bağlanır. Hedef, sonrasında işbirliğini daha da ileri götürmek. Adımlar karşılıklı atılır. Tek taraflı dostluk olmaz. Biz irademizi beyan ettik, sonrası diplomasi...” diyor. Hiç kuşkusuz düşünce iyi de bu sözlerin içini doldurmak gerekmiyor mu?

 

Buradan şunu çıkarıyoruz:

 

Binali Yıldırım, bu sözleri Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan görüş alarak yapmıştır. Bizi yönetenler, dış politikada bugüne kadar çok yanlışların yapıldığı, gelinen noktada Türkiye’nin zarar gördüğünü anlamış bulunuyor. Bu nedenle de “Dost çoğaltıp, düşman azaltalım” görüşü ile hareket edilmeye başlandı.

 

Peki, ama bu nasıl gerçekleşecek?

 

Bilindiği gibi ilk adım Rusya’ya atıldı. Ancak, Rusya, bazı konuları öne sürerek, “Türkiye’nin yapması gerekenler var, bunu bekliyoruz” diyor. Düşürülen Rus uçağı nedeni ile özür ve ardından tazminat bekleniyor. Bunun dışında Rusya’nın başka istekleri de var.

 

Durum böyle olunca, daha önce iyi dostluklar kurduğumuz adı geçen ülkelerle şimdi eski günlere bu anlayış içinde dönmemiz mümkün olabilir mi?

 

Daha önce yazdığımız yazılarda, ülkelere karşı kullanılan üslup ve açıklamalarda çok dikkatli olunması gerektiği üzerinde durmuştuk. Öncelikle, iç politikaya oynayarak dış ülkelere karşı sert açıklamalar, tavır ortaya koymalara hep aleyhimize işledi. Eğer, var olan dostluklarımı sürdürmek ve pekiştirmek, olmayanları da yeniden kazanmak istiyorsak, kendimiz baştan aşağı yenilemek durumunda olduğumuzu da görmemiz gerekiyor.

 

Rusya ile ilişkilerin düzelmesi bizim hayati meselemizdir, bunu göz ardı edemeyiz. Rusya ile ilişkilerimiz düzelmeden de bölgedeki etkinliğimiz daha da zayıflar. Ticareti de bunun içine eklediğimizde ortaya nasıl bir tablonun çıkabileceğini hepimiz yakından tahmin edebilmekteyiz.

 

“Moskova ve Ankara ilişkilerinde yakın dönemde ciddi bir iyileşme beklenebilir mi?”sorusu yanıt bekliyor. Rus Lenta. ru sitesi, bu konuda değerlendirmelerde bulundu. Yazıda, Rusya ve Türkiye devletleri arasındaki ilişkilerin gidişatına dair olası senaryolar da şöyle sıralandı: 

 

-Uzlaşma sağlanacak.

 

-Türkiye, Rusya ile iyi komşuluk ilişkilerini yeniden başlatmak için, uçağın düşürülmesiyle ilgili bir siyasi figürü kurban edecek. 

 

-Her iki taraftan da uzlaşma olmadan, uzun bir barışma sürecine doğru gidilecek.

 

Henüz üçüncü senaryo yaşanıyor. Rusya ve Türkiye arasında yaşanan derin çatışmanın, başroldeki kişilerin siyaset sahnesinden gitmesinin ardından yavaş yavaş dinmesi bekleniyor.

 

Bu görüşün tam aksini iddia eden siteler ve uzmanların da var olduğunu söylemeliyzi.

 

Gerek Suriye, gerekse Rusya ile olan ilişkilerimizde baştan bu yana hesap hatalarının yapıldığını görmekteyiz. Bazı ülkelerle ilişkilerde de taraflı hareket edilmiş, bunlar da dikkat edilecek olursa çok ters sonuçlar doğurmuştur.

 

Bu saatten sonra artık geçmiş konuları tartışmak ve bazılarını suçlamak bize fazla bir şey kazandırmaz. Atılması gereken adımlar varsa bunları da cesurca atmak, yanlıştan dönmek de bir kazançtır. Eğer bugünkü duruma bir takım hatalar zinciri nedeni ile geldikse, bundan sonra bu hataların yinelenmemesine özen göstermemiz gerekecektir.

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın kaybedilen dostlukların yeniden kazanılması için adım atacaklarını söylemesi, bir yerde bugüne kadar yapılan yanlışların da düzeltilmesi konusunda yenilenmeye ihtiyaç duyulduğu anlamına geliyor.

 

Şu anda içinde bulunduğumuz coğrafyada yalnız kaldık. Tek bir dostumuz yok. Bulunduğumuz yerden kımıldayamıyoruz. Gerek içte, gerekse dışta birçok düşman ile mücadele etmek durumundayız. Bunun böyle devam etmesini de beklememek gerekiyor. Bu nedenle “Daha çok dost edinip, düşman azaltalım” politikalarının hayat bulmasının gerekliliğini sonuna kadar desteklediğimizin de altını çizelim.