Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Antalyalılar 'Yabancı olmazsa Hayat da olmaz'

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Bayram sonuna kadar Antalya’da olacağız. Turizmin göz bebeği bu kentimizden zaman zaman gözlemlerimizi de sizlerle paylaşmak istiyoruz. Özellikle bütün hesaplarını yabancı turistler üzerine kurmuş olan Antalya, Haziran ayının sonu olmasına rağmen, turizm ve turist açısından adeta çakılmış durumda.

 

Sahiller boş, oteller boş, mekânlar boş. Kentin merkezindeki esnaf bile “Yıllardır böyle bir durgunluk olduğunu görmedik. Siftahsız kepenk kapattığımız günler oluyor” diyor.

 

Antalyalılar şimdi nereye giderseniz gidin aynen şu ifadeyi kullanıyor:

 

“Burada yabancı olmazsa hayat da olmaz.”

 

Bu cümlenin Antalyalıların içinde bulunduğu çıkmazı çok güzel özetlediğini düşünüyoruz.

 

Turizmcilerle görüştük. Ellerindeki resmi rakamları bizimle paylaştılar. Haziran ayı ortalamasında Rusya’dan Antalya’ya gelen turist sayısında % 84 oranında bir azalmanın olduğunu söylediler. Neredeyse Rusya’dan bu kente gelen Rus turist tamamen kesilmiş durumda. Gelenler ise, Antalya’da bağlantısı olanlardan oluşuyor.

 

Antalya sahilleri çok büyük, saray gibi 5 yıldızlı otellerle dolu. Bu oteller “her şey dahil” sistemi ile çalışıyor. Genellikle de Rusya’dan gelen turistlere hizmet veriliyor. Rusya’dan gelenlerin kesilmesi ile oteller de sıkıntılı bir döneme girmiş.

 

Şimdi bütün gözler bayram tatiline çevrilmiş. Herkes 9 günlük tatilde iç turizmde canlılık bekliyor. Ancak, bazı turizmciler “Bu da içinde bulunduğumuz çıkmazdan bizi kurtarmaz. Günü kurtarmakla bu işlerde çözüm beklenmemelidir” diyor.

 

Bazı turizmciler ise, “Yerli turistlerden de pek umutlu değiliz. Çünkü ortada para yok, sıkıntı var. İnsanlarda para olmayınca harcama yapılmıyor. 9 günlük tatil 19 gün olsa ne yazar, insanlarda para olmadıktan sonra, tatilleri, istediğiniz kadar uzatın sonuç almak mümkün mü?” diyorlar.

 

İşin bir başka sıkıntılı boyutu, turizmde yaşananların gelecek yılları da etkileyip etkilemeyeceği konusudur. Nitekim bazı işletmeciler asıl tehlikenin 2017-2018 yıllarını da kapsayacağını vurguluyor.

 

Türkiye Otelciler Federasyonu Başkanı değerli hemşerimiz Osman Ayık ile de bu konuyu enine boyuna masaya yatırdık. Söylediklerini özetle sizlerle paylaşalım:

 

“Sadece oteller değil, esnaf da halk da zor durumda. Biz, bu durumu aylar önce görmüştük. Çünkü son 15-20 yıldır sürekli büyüyen bir sektör içindeler. Standartları da her geçen yıl yükseldi. Ancak, içinde bulunduğumuz durum karşısında elde edilen bu standartlar birden bire kaybedilmeye başlandı. Ekonomik sorunlar dışında bunlar toplumsal sorunları da beraberinde getirebilir. Bu yıl artık turizm açısında tam kayıp yılıdır bu belli oldu. 2017-2018 yılı için de çalışmalar yapılması gerekiyor. Asıl korkumuz gelecek yıllar. 80 milyar dolarlık yatırım stoku,1 milyon nitelikli yatak kapasitesi mevcut. 1 milyon kişiye de istihdam sağlanıyor. Bunlar az şeyler mi? Eğer gerekli hamleler sağlanmaz, önlemler alınmazsa önümüzdeki 2017 yılı da çok zor olacaktır. Bu konuda hazırladığımız raporlar var, endişelerimiz var, ilgili yerlerle paylaşıyoruz. Bu sıkıntıları devlet desteği olmadan atlatmamız da mümkün görünmüyor.”

 

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf Hacısüleyman’ı içinde bulunduğumuz turizm sezonu için biraz daha umutlu gördük. “Hala bir şey yapılabileceğini, ancak turizmin en az 3 yıllık bir planlamaya ihtiyacının bulunduğunu söylüyor. Kendisini dinleyelim:

 

“Görünen şu ki bizim turistik ürünlerimizde bir sıkıntı görünmüyor. Politik ve siyasi ürünlerde bir sıkıntı var. Bir algı yönetimi var. Bunun kırılması için tanıtım ve PR çalışmaları yapılması gerekiyor. PR çalışması yapılırken, lobi de unutulmamalıdır. Sivil toplum örgütlerinin de bu çalışmalar içinde mutlaka yer alması gerektiği görüşündeyim. Özellikle algıyı düzeltmek için lobi çalışmalarını olmazsa olmaz olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.”

 

Bir başka gözlemimiz de şu:

 

Denize sıfır konumdaki 5 yıldızlı bazı oteller henüz açılmamış. Bazı oteller ise satılığa çıkarılmış durumda. Yarı kapasite ile çalışan oteller ise zarar ediyor. Birçok otel personeli yarıya indirmiş. Bazılar ise “her şey dahil” sistemle çalışıyor ama, kalitede düşüş yaşandığı da görülüyor.

 

Hiç kuşkusuz Antalya’yı sadece turizmle bütünleştirmemek gerekiyor. Tam bir üretim merkezi olarak da biliniyor. Üretilen malların önemli bölümü otellere satılıyor, önemli bir bölümü de Rusya’ya ihraç ediliyordu. Oteller boş ve alış-veriş de bu nedenle durmuş. Rusya’ya yapılan ihracat kesilmiş. Üretilen mallar şimdi elde kalıyor. Fiyatlarda düşüş yaşanıyor ama üreticiler bundan da şikâyetçi. Ürettikleri malları ucuza sattıkları için zarar ettiklerini vurguluyorlar. İçinde bulundukları duruma hükümetin müdahale etmesini bekliyorlar.

 

İlk bakışta Antalya’daki gözlemlerimiz pek iç açıcı sayılmaz. Çarşı-Pazar gezince de tabloyu daha yakından görebiliyorsunuz. Antalyalıların “Yabancı olmazsa hayat da olmaz” sözlerine hak veriyorsunuz. Antalya ile izlenimlerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.