Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Suriyeli sığınmacılar konusu gündeme oturdu

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son günlerde ülkemize gelen 3 milyon Suriyeli sığınmacı ile ilgili olarak “Bu kardeşlerimize vatandaşlık vereceğiz” sözleri gündemin başköşesine oturmuş görünüyor. Şimdiden konu ile ilgili tartışmalar da başladı. Özellikle, Suriyelilerden şikâyetçi olanların çoğunluğu şimdiden “Suriyeli istemiyoruz” kampanyalarına başladı.

 

Hiç kuşkusuz Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi konusu çok düşünülüp, iyice incelenerek ele alınması gereken bir konudur. Nitekim bazı kesimler “Eğer iktidar böyle bir adım atmak istiyorsa konuyu referanduma götürmelidir. Çıkan sonuca göre de karar verilmesi en doğrusu olacaktır” diyor.

 

Muhalefet ise Cumhurbaşkanı’nın oy peşinde olduğunu, vatandaşlığa alınacak olan Suriyelilerin oyları ile Başkanlığını onaylatma peşinde olduğunu iddia ediyor.

 

Suriyeli sığınmacıları vatandaş yapmadan önce, kendi halkımızın duyarlılığını, önceliklerini ve görüşlerini de iyi değerlendirmek gerekiyor. Zaten yerleşim birimlerinde bu nedenle oluşan sıkıntılara yenilerinin eklenmesi sosyal yaşamı da alt-üst edebilir. Birçok il ve ilçedeki sıkıntıları, kavgaları ve çekişmeleri göz ardı etmek mümkün mü?

 

Bazı bölgelerdeki yerel yönetim birimlerinden yükselen şu ortak görüşleri de sizlerle paylaşalım:

 

“Devlet’in kurduğu ve giderleri Türk Halkı tarafından karşılanan, her türlü imkâna sahip kamplarda barınacaksınız. Aksi durumlar gerçekleşen şehirlerin yaşadığı sorunlar ortadadır. Bugün birçok ilimizde sırf bu sebeplerle insanlar tedirgin yaşamaktadır, ekonomik, ahlaki, huzur ve asayiş sorunları vardır. Bu ilçelerde, illerde biz yaşıyoruz, gelecekte de çocuklarımız yaşamaya devam edecek, bu toprakların mevcut ortamını kimsenin bozmasına fırsat vermeyeceğiz ve bedeli ne olursa olsun yaşadığımız bu yerler bir göçmen şehri olmayacak.”

 

Bir yandan “sosyal barış” derken, öte yandan sosyal barışı ve yaşamı alt-üst edebilecek adımların atılmasının çok daha büyük sorunlar yaratabileceğini şimdiden görebilmekteyiz.

 

Yapılan hesaplara göre, 3 milyon Suriyelinin vatandaşlığa alınması ile % 3 oranında bir oyun tüm dengeleri değiştirebileceğine dikkat çekiliyor.

 

Şimdiden bazı kamuoyu araştırmaları da yapılıyor. Bunlardan birine bakalım:

 

Amerikan düşünce kuruluşu Marshall Fonu’nun (GMF) geçen temmuz ayında 16 ilde 1018 denekle yüz yüze görüşerek yaptığı Türkiye’nin Algıları Araştırması’nın sonuçları. Buna göre deneklerin yüzde 65,8’i “Türkiye’nin Suriyeli sığınmacılara karşı tutumu daha kısıtlayıcı olmalıdır” diyor.

 

 

 

“Suriyeli sığınmacılardan dolayı endişeli misiniz” sorusuna yüzde 83,6 oranında “Evet, endişeliyim” cevabı verilmiş. “Endişeli değilim” diyenler yüzde 13,7’de kalmış. 

Deneklerin yüzde 73,1’i “Sığınmacıların geldikleri ülkeye geri dönmeleri sağlansın” demiş. Sığınmacılara yasal statü verilmesini isteyenler, yüzde 7.6 gibi küçük bir azınlığı oluşturmuş. Deneklerin yüzde 80,5’i, sığınmacıları Türk toplumuna uyum sağlamada “başarısız ya da çok başarısız bulduklarını” söylemiş. 

 

Başka kamuoyu araştırma kuruluşlarının da yaptığı anketler de var. Bunların sonuçlarına baktığımızda “Suriyeli istemiyoruz” diyen çeşitli kesimlerin toplamı % 67,8 olarak görülüyor.

 

Bu sonuçlara göre bugün bir referandum yapılmış olsa Türk halkının çok önemli bölümünün Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesinin karşısında yer aldığı görülecek.

 

Aslında, iktidar partisi yöneticileri de bu gerçeği görüyor. Bu nedenle “Her önüne gelen Suriyeli vatandaş olamayacak” deniliyor.

 

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, geçenlerde yaptığı bir konuşmada bu konuya değinmiş bakınız neler diyor:

 

"Suriye'de yetişmiş çok insan vardı. Benim de orada çok dostlarım vardı. Su ve çevre konusunda uzman insanlar vardı. Avrupa maalesef bunları hemen kaptı. Yani Avrupa çok uyanık. Hiçbir konuya destek vermiyor. Seçilmiş akademisyen olsun, uzman olsun, bu insanları kabul etti. Netice itibarıyla bu da Avrupa'nın uyanıklığıdır. Şimdi 3 milyon Suriyeli kardeşlerimize biz bakıyoruz. Sözde yardım yapacaklardı. Yardım falan şu ana kadar gelmedi. Gelir diye düşünüyoruz. Şu anda yaklaşık 12-13 milyar lira doğrudan desteğimiz var, ama bu bereket... Avrupa'da böyle davrandıkları için büyüme sıfıra doğru gidiyor, ama Türkiye, onların duası ve bereketiyle dünyada ilk dörde giren bir büyüme oranına sahip. Cenabı Allah da onların bereketini veriyor."

 

Dikkat edilecek olursa Eroğlu, Cumhurbaşkanı ile ters düşmek istemeyen, ancak çok yuvarlak sözlerle sığınmacılar konusundaki hassasiyetlerini bu şekilde dile getirmeye çalışıyor. Bu açıklama bir yerde kamuoyundaki tepkilere de fren atma niteliği taşıyor.

 

Aynı şekilde Hükümet kanadından bazı, isimler de “Her sığınmacıyı vatandaş yapmayacağız, bazı kriterler olacak” diyerek toplumdan gelen tepkileri yatıştırmaya çalışmalarını da izliyoruz.

 

Özetle, bu iş söylendiği gibi rahat ve kolay olacak gibi görünmüyor.