Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

MHP baraj altında kalır

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

MHP’de sular bir türlü durulmuyor. Genel Başkan Bahçeli’nin delegelerin kararına direnmesi ve Milliyetçi Hareket’in mahkemeler partisi haline dönüşmesi hiç kuşkusuz hem tabanda hem de bu partiyi “kurtarıcı” olarak gören kesimlerde hayal kırıklığına uğratıyor.

 

Ankara 3’üncü Asliye Mahkemesi’nin, 19 Haziran’da gerçekleştirilen olağanüstü kurultayda yapılan tüzük değişikliklerini ‘ihtiyati tedbir yoluyla’ durdurduğunu açıklamasının ardından Çankaya İlçe Seçim Kurulu ve sonrasında Yüksek Seçim Kurulu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin işaret ettiği 10 Temmuz’da seçimli kurultayın yapılamayacağını duyurmuştu.

 

Görüşümüz şudur:

 

Bahçeli, bir takım çevrelerce “koruma altına” alınıyor. Gitmesine de yine bazı çevreler izin vermiyor. MHP, açıkça bölünme eşiğine getiriliyor. Yapılacak ilk seçimde de partinin baraj altında kalacağı görülüyor. Son yapılan kamuoyu araştırmalarında da partide bir değişimin olmaması halinde MHP’nin ancak “tabela partisi” olacağı görülüyor.

 

Biz, konu ile ilgili olarak çok yazdık ve uyardık. Milliyetçi Harekette Bahçeli, şu an için suni teneffüs alabiliyor, günü kurtarıyor ama sonrası gelişmelerde nasıl bir tablo ile karşı karşıya kalacağını hesap edebiliyor mu?

 

Koltuğu bırakmamakta direnen, değişime arkasını dönen, delegelerin isteklerini geri çeviren Genel Merkez “Küçük olsun, ama benim olsun” düşüncesi ile hareket ederek aslında partinin baraj altına kalmasının da yollarını açıyor.

 

Partide taban iradesi “yok hükmünde” sayılabilir mi?

 

Daha önce 543 delegenin imzası ile toplanan tüzük değişikliği kurultayı değişimin ayak sesleridir. Siz, kalkıp bu 543 delegeyi nasıl “yok hükmünde “sayabilirsiniz? Bu, tabanı yok saymak, küstürmek ve seçmenleri Milliyetçi Hareketten soğutmaktan başka bir işe yarayabilir mi?

 

Şimdi, sizin “yok hükmünde “saydığınız bu insanlar artık size oy verir mi? Bu yanlış hesap, MHP’yi baraj altında bırakır.

 

Konuyu biraz da iktidardaki AP Parti çerçevesinden değerlendirelim:

 

Özellikle terörle mücadele konusunda AK Parti’nin ortaya koyduğu irade ve kararlılık, MHP tabanını iktidar partisine çekebilecek durumdadır. Zaten, daha öncesine de bakacak olursak, MHP tabanından küskünlerin ve Genel Merkez karşıtlarının seçimlerde oylarını AK Parti’ye verdiğini görüyoruz.

 

Bahçeli, hiç kuşkusuz bütün bunları çok iyi görüyor ve değerlendiriyordur. Değişim isteyen delegelerin ve tabanın isteklerine direnerek de kalabildiği kadar koltuğundan ayrılmamaya çalışıyor. Ancak, sonucun hüsran olacağının da mutlaka görülmesi gerektiğinin altını çizmekte yarar görmekteyiz.

 

Geçenlerde Karar Gazetesi Yazarlarından Mehmet Ocak’tan bu konuyu enine boyuna masaya yatırmış, MHP’nin bu anlayış içinde baraj altında kalmaya mahkûm olacağını yazmıştı. Ocaktan’ın “Bahçeli korum altında” başlıklı yazının sonundaki görüşlerini de sizlerle paylaşmak istiyoruz:

 

“Ancak unutulmamalı ki taban iradesinin yok sayıldığı, adalet duygusunun zedelenerek hayata geçirildiği hiçbir plan MHP için hayırlı bir sonuç üretmeyecektir. Bugün itibariyle adalet ertelenebilir, taban iradesi zapturapt altına alınabilir, ama sandık iradesi asla... Kimse yanlış hesap yapmamalı, bu gidişat MHP’yi baraj altında bırakır. Elbette seçime daha çok var, yarının neler getireceğini bilemeyiz. Ama bildiğimiz bir şey var, eğer Bahçeli bu hızla tabanını küstürmeye, umutlarını kırmaya devam ederse insanlar neden MHP’ye oy versinler ki... Ayrıca gerçekçi olmak gerekirse, şu anda AK Parti, MHP tabanını temsil anlamında daha sağlam bir vizyona sahip. Devlet Bahçeli’nin de zaman zaman teyit ettiği gibi AK Parti iktidarı, MHP tabanının beklentilerini fazlasıyla karşılayacak bir terörle mücadele politikası yürütüyor. Aslında AK Parti’nin milli hassasiyetleri önceleyen politikaları dikkate alındığında reel anlamda MHP’ye pek bir ihtiyaç da kalmıyor. Muhtemelen Bahçeli de durumun farkında ve bu yüzden de partisinin başındaki kalış ömrünü ne kadar uzatabilirse kendisi açısından o kadar karlı olacağını düşünüyor olabilir. “

 

Ülkücü taban ve delegeler oynanan oyunu ve MHP’nin sonunu görebiliyor. Bu nedenle de partiyi kurtarabilmek için olağanüstü bir çaba gösteriliyor. Değişim isteyen muhaliflerin etrafında çember oluşturan delegeler, “pes etmeyeceğiz ve bu değişimi mutlaka gerçekleştireceğiz” diyor.

 

Aslında delegelerin ve tabanın önemli bir bölümü yeni bir parti için de baskı yapıyor ama, gerek Meral Akşener, gerekse diğer muhalifler buna şu an için sıcak bakmıyor. Muhalif adayların da tam kadro uyum içinde hareket ettiklerini de görmekteyiz.

 

Gelişmelere de kısaca göz atalım:

 

Genel merkez ve yargı kararları ile kurultay yapmaları engellenen muhalifler, ikinci kurultay çağrısı için hazırlık yapıyor. Bu çerçevede, yeni dilekçe hazırlandı. Süreç sıfırdan başlatılacak.

 

Muhalifler bu kez kurultay çağrı talebinde daha fazla imza toplamayı planlıyor. İlk dilekçede 543 imza toplanmış ancak genel merkez bunların bir kısmının geçersiz olduğunu iddia etmişti. Tüzük kurultayında da 752 delegenin imzası alınmıştı. Yine bu imzaların bir kısmı da geçersiz sayılmıştı. Muhalifler, ikinci kurultay talebinde en az 800 imza toplamayı planlıyor. Muhalifler bu sayıya rahatlıkla ulaşacaklarını tahmin ediyorlar. Dilekçe de bu kez, yapılacak tüzük değişikliğine ilişkin maddeler de yer alacak. Yani delegeler, yapılacak değişiklikleri dilekçede görecekler.