Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Demokrasi dışı arayışlara yönelmeyelim

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

15 Temmuz’daki darbe girişimi ile ilgili Meclis’te bir araştırma açılması konusunda yapılan çağrılara biz de katılıyoruz. Kamuoyunun daha iyi aydınlatılması, olup-bitenlerin her yönü ile bilinmesi açısından darbe girişimin araştırılması kadar doğal bir şey de olamaz.

 

MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, bu konuda ilk adımı attı. Meclis’te yaptığı konuşmada da darbecilerin hedefindeki TBMM ve 15 Temmuz gecesi yaşan darbe girişiminin sebep ve sonuçlarının araştırılması gerektiği söyledi. Özellikle de demokrasi dışı arayışların içine girilmemesi konusunda ilgililerin dikkatini çekti.

 

Erdoğan’ın bu konuşmasından önemli noktaları sizlerle paylaşacağız. Ancak, MHP Muğla Milletvekilinin dikkat çeken bir başka uyarısını çok yerinde bulduk. Erdoğan “15 Temmuzdan bu yana on binlerce personel açığa alınmıştır. Açığa almalar konusunda, kurumlara sızan FETÖ'cülerin hedef saptırdığı iddiaları da vardır. Yani Fetullahçı olmamasına rağmen o Fetullahçılar kendilerini gizlemek için başkalarının isimlerini vererek kamuoyunu yanıltmaktadırlar'' diyor.

 

Üzerinde titizlikle durulması ve araştırılması gereken bir uyarı.

 

Darbe girişimi karşısında ortaya konulan irade hep demokrasiden yana oldu. Milletçe kenetlenmeyi bildik. Demokrasiye, sosyal devlet yapısına sahip çıktık. Ülkemizi koruduk. Askerimize, polisimize destek verdik.

 

Milliyetçi Hareket Partisi Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın önemsediğimiz konuşmasından bazı alıntıları sizlerle paylaşıyoruz:

 

“Demokrasinin işlemesinde şimdiye kadar karşılaştığımız sıkıntıları bir kenara bırakmalıyız, yaşanan olaylardan ders alarak demokrasiye sahip çıkmanın, demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla yaşatmanın ne kadar önemli olduğunu bugün bir daha görmeliyiz. Bu olaylar vesilesiyle başlayan uzlaşma ve diyalog ortamının sürdürülmesini sağlayabilmeliyiz. Önümüzdeki günlerde, elbette yaşananların muhasebesi yapılacak ancak muhasebesi yapılmayacak tek şey, 15 Temmuz gecesi aziz Türk milletinin demokrasiye, devletine sahip çıkma konusunda gösterdiği şuurlu, sorumlu ve kararlı tutumudur. Eğer 15 Temmuzda yaşananlar bir imtihansa bu imtihanın muhatabı Türk milletidir ve Türk milleti bu imtihanı başarıyla kazanmıştır. Ben de bu zor sınavı başarıyla geçen Türk milletinin bir ferdi olmaktan ve Türk milletinin hizmetinde bir milletvekili olmaktan dolayı gurur duyuyorum.”

 

MHP Lideri Devlet Bahçeli yıllar önce Fethullahçı terör örgütünün tehlikesine ve gelişmesine dikkat çekmiş, özellikle Hükümet olanları da uyarmıştı. Mehmet Erdoğan, konuşmasının bir bölümünde bunu da anımsatıyor:

 

“Aziz Türk milletinin 15 Temmuz gecesi ve sonrasında ortaya koyduğu tavır, yüce milletimizin teveccühüyle oluşan Parlamentomuza da ciddi sorumluluklar yüklemektedir. Milliyetçi Hareket Partisi bugüne kadar hep sorumlu davranmıştır. Milliyetçi Hareket Partisinin devletiyle, milletiyle, cumhuriyetle, demokrasiyle ve milletimizin ortak değerleriyle hiçbir zaman, hiçbir devirde sorunu olmamıştır. Demokrasi üzerindeki en önemli tehdit, ara ve kara rejim arayışlarındaki odaklardır. Ancak siyasal iktidarların dayatmacı, başına buyruk ve çatışmacı siyaset anlayışı da bu niyet sahiplerine fırsat vermekte, demokrasi dışı arayışların toplumsal zemin ve taban bulmasına imkân sunmaktadır. Bu sıkıntıların çözümü için demokrasiyi özümsemek, muhalefeti iyi dinlemek ve dikkate almak lazım. Sayın Genel Başkanımızın geçmişte yaptığı uyarıları o zaman dinlemediniz, bari şimdi dinleyin ve dikkate alın ki bu sıkıntıları tekrar yaşamayalım. Gelinen noktada, darbe başarılamamıştır, ancak başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, kurumlarımız yıpratılmaya çalışılmakta, asker ile polis, asker ile vatandaş karşı karşıya getirilmeye çalışılmaktadır. Bir avuç terörist yüzünden kurumlarımızın yıpratılmasına göz yumamayız, izin veremeyiz.”

 

MHP Muğla Milletvekili Erdoğan’ın altını çizerek söyledikleri şu sözlerin de önemine değinelim:

 

“Paralel devlet yapılanması ve Fethullahçı terör örgütünün kamunun her noktasına sızdığı, son günlerde -sayısını tam olarak bilmemekle beraber- 50 binden fazla kamu görevlisinin açığa alındığı dikkate alınırsa içine sızamadığı bir devlet kurumu olmadığı ortadadır. Hatta bu sızma o seviyeye ulaşmıştır ki Cumhurbaşkanının Baş Yaveri, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı, Genelkurmay Karargâhı, yüksek yargı, emniyet teşkilatı, Millî Eğitim -tabii, bunun sayarak çoğaltmak mümkün- velhasıl devletin bütün kurumları bu paralel yapı tarafından kuşatılmıştır. Bugün ise "Biz buraya nasıl geldik?" sorusunu hep birlikte soracağız ve buna bir çıkış arayacağız. Bu bahsedilen kurumların birçoğuna kamu personeli olarak girebilmek için ciddi sınavlar yapılmaktadır. Geçmiş yıllarda yapılan sınavlar şaibelerle doludur. Bu şaibelerin açıklığa kavuşturulması cemaatin kamuya nasıl sızdığının ortaya çıkartılması noktasında önemli bir yol gösterici olacaktır. Askerî okullar, polis okulları ve yargı mensupları gibi kamu personelinin çoğunun güvenlik soruşturmasına tabi personel olduğu göz önüne alınırsa istihbarat yapımızın da yeniden gözden geçirilmesi gerektiği açıktır. Yaşanan süreçte en önemli husus hukuktur, adalettir. Bu manada, hem yargının bu örgütlerden arındırılması hem de vatandaşlarımızın yargıya olan güvenini artıracak, yargının itibarını yükseltecek çalışmaların muhakkak yapılması lazım. Adalet mülkün temelidir, adalet olmazsa devletin bekasının sağlanması mümkün değildir. 15 Temmuzdan bu yana on binlerce personel açığa alınmıştır. Açığa almalar konusunda, kurumlara sızan FETÖ'cülerin hedef saptırdığı iddiaları da vardır. Yani Fetullahçı olmamasına rağmen o Fetullahçılar kendilerini kamufle etmek için başkalarının isimlerini vererek kamuoyunu yanıltmaktadırlar. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok personelin açığa alınması bunlarla ilgili yürütülecek idari ve adli soruşturmayı güçleştirecektir. Bu açığa alınma konusunda da dikkatli davranılması gerekmekte, suçsuz insanları rencide edecek bir yanlışa düşülmemesi gerekmektedir. Bu minvalde, şahsıma ve partimize ulaşan bilgiler ışığında, bazı hataların da olduğu ortadadır. Kurunun yanında bir tane de olsa yaşın hakkını savunmak da adalete inanan herkesin görevidir.”