Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Amerika’nın rahatsızlığı

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında asker içindeki operasyonlar sürüyor. Buna bağlı olarak FETO Terör Örgütü ile bağlantılı iş adamları ve gazetecilere karşı da gözaltı ve tutuklamaların devam ettiğini görmekteyiz. Terörle mücadelede sıkıntı yaratan kişi ve kurumlara karşı yapılmakta olan mücadelenin daha uzun süre devam edeceğini de sanıyoruz.

 

Darbe girişiminin arkasında dış güçlerin bulunduğu iddiası giderek yaygınlaşıyor. Özellikle Amerika destekli CIA’nin da bu işin içinde olabileceği konuşuluyor. Ancak, Amerika tarafından yapılan tüm açıklamalarda “15 Temmuz’daki darbe girişi ile hiçbir ilişkimiz yoktur” deniliyor.

 

Hiç şüphesiz, ilerleyen zaman içinde darbe girişiminin dış bağlantıları da ortaya çıkacak ve örgütün bu girişimini destekleyenleri de öğrenmiş olacağız.

 

İşin ilginç tarafı Amerika’nın gerek komutanlar ve gerekse iş dünyası ve medyadaki gözaltı ve tutuklamalar karşısındaki tutumu ve bu konuda yapılan açıklamalardır.

 

ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, darbe girişimi sonrası Türkiye’deki bazı muhataplarının tutuklandığını söyledi. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre ABD’nin Colorado eyaletindeki bir güvenlik forumunda dün konuşan ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, “Darbe girişimi ve geri tepmesi, Türkiye’deki ulusal güvenlik aygıtının tamamını etkiledi. Bizim bazı muhataplarımız, ya tasfiye edildi ya da tutuklandılar. Şüphesiz ki bu durum ABD’nin Ortadoğu stratejisini daha güç hale getirecek" şeklinde görüşlerini açıkladı.

 

Türkiye'deki darbe girişimiyle ilgili 'tuhaf' bir açıklama da, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel'den geldi. Amerikalı komutan, FETÖ'nün darbe girişiminden çok, ABD'nin bölgedeki operasyonlarını etkilenmesinden endişe duyduğunu belirtiyor. The Wall Street Journal gazetesinde yer alan habere göre Votel, darbe girişimi sonrası tutuklanan terör örgütü mensuplarını da, "ABD ordusunun yakın müttefikleri" olarak görüyor.

 

Bu noktada söylemek istediklerimiz var:

 

Açıklamalar, tasfiye edilen FETO’cu komutanların Amerika tarafından korunmak istenmesidir. Demek ki, adı geçen bu komutanlarla Amerikalıların bir bağlantılarının var olduğu görüşü ortaya çıkıyor.

 

Daha açık ifade ile, 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında Amerika’nın da var olabileceği düşünülüyor.

 

 

Çünkü ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel de aynı forumda, Türk ordusu içindeIŞİD’le mücadele konusunda müttefiklerinin olduğunu belirterek, darbe sonrasındaki tutuklamaların Türkiye ve ABD arasındaki işbirliğinin seviyesini etkileyebileceğini söyleyerek tutuklamalar karşıtı görüşlerini yansıtıyor. General Votel, FETÖ’ nün 15 Temmuz'daki darbe girişiminin başarısız olmasının ardından ikili ilişkiler adına 'endişeli' olduklarını belirterek, ABD'nin bölgedeki operasyonlarının zayıflayacağını da aynı açıklamasında vurguluyor.

 

Votel’in söyledikleri bu kadarla sınırlı değil. Amerikalı komutan, “Darbe girişiminin ardından ABD ordusunun Türk ordusundaki birçok yakın müttefikinin hapse konulması son derece düşündürücü ve kaygı vericidir. Birçok Türk lider, bilhassa askeri liderle şüphesiz ki ilişkilerimiz var. Bu ilişkilerin nasıl etkileneceği konusunda gelecekte çok daha büyük sıkıntılar yaşanabilir, bu da hali ile bizleri kaygılandırıyor” diyor.

 

Amerika’nın derdi, Suriye’deki ve bölgedeki IŞİD ile mücadele ise, Türkiye elindeki güçlerle bu mücadeleyi de başarı ile yerine getirebilecek durumdadır. Eğer, endişe başka yönde ise, bunun kokusu da yakında mutlaka çıkacaktır.

 

Bize biraz daha ilginç gelen, Amerika’daki bazı gazetelerde çıkan yazı ve yorumlarda da tasfiye edilen FETO’cu general ve askerler için “Türkiye ordusu zayıflatılıyor. Tasfiye edilen bilgili ve deneyimli askerlerin yerine getirilecek kadrolar yok, bu da Türk ordusunu çökertir” denilmesidir.

 

Dikkat edilecek olursa Amerikalı yöneticiler, generaller ve medya ağız birliği etmişçesine aynı telden çalıyor.

 

Bütün bunları alt alta koyduğumuzda Amerika yönetiminin tasfiye edilenlerle bir yakın ilişkisinin olduğu düşüncesi ortaya çıkıyor.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan da haklı olarak “ABD’de önemli makamda olan bir general ilişkide olduğumuz kişiler gözaltında diyor, sen kimsin? ABD’li komutan sözleriyle darbecilerin yanında yer alıyor. Bu millete teşekkür edeceği yere darbecilerin yanındasın. Sen zaten darbeciyi ülkende besliyorsun. Açıklamalarınızla kendinizi açığa çıkarıyorsunuz, Türkiye bu oyunlara gelmeyecek” şeklinde tepkisini dile getirdi.

 

Müttefikimiz Amerika’dan gelen bu açıklamalar karşısında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da açıklamalarda bulundu. Çavuşoğlu, ABD'li yetkililerin darbeci generallerin tasfiyesinin IŞİD'le mücadeleye zarar vereceği iddiası üzerine "Türkiye'nin DAEŞ, PKK ve diğer örgütlerle mücadele konusunda asker kapasitesini sadece bunlarla sınırlı tutmak art niyet yoksa bilgisizlik ve cahillikten kaynaklanıyor. Aksine çürükler temizlendiğinde ordu mücadelesinde daha etkin olur. ABD’li generaller sadece paralel yapıya mensuplar DEAŞ ile mücadele ediyor derlerse, bunu şiddetle reddederiz" dedi.

 

Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi konusunda da işi ağırdan alan Amerika’dan son yapılan açıklamalarda da “Gülen’in iade edilmesi için tatmin edici bilgi ve belgelerin olması gerekir” denilmesi de, müttefikimizin bu konuda da ipe un sermekte olduğunu gösteriyor.

 

Özetle şunu söyleyebiliriz:

 

Amerika, her zaman olduğu gibi çıkarları dışında hiçbir şey düşünmüyor. Çıkarlarına ters düşebilecek bir konuda da adım atmaktan kaçınmayacaktır. Bunu da bir kenara not edelim.