Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

MHP, tabela partisine döner

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Uzun zamandır Milliyetçi Hareket içinde başlayan rahatsızlıklara her geçen gün yenileri ekleniyor. Genel Merkez karşıtı tutum izleyen teşkilatların kapatılması ya da yeniden atamalar yapılması MHP tabanında daha da tepkilere yol açıyor.

 

Toplantılarda “parti içi demokrasiyi” savunan Genel Başkan Bahçeli ve ekibinin, partiye gönül verenleri sadece muhalefet yaptıkları ya da yenilikçilik hareketi içinde bulundukları için doğramalarının da “parti içi demokrasiyi” katlettikleri görülüyor.

 

İlçe teşkilatlarını tek tek kapatan MHP'ye bir şok da Genel Başkan Yardımcısı Zuhal Topçu'dan geldi. MHP Genel Başkan yardımcısı ve Ankara Milletvekili Zühal Topçu görevinden istifa etti. Genel Başkan yardımcılığı görevini bırakan Topçu’nun istifası, Devlet Bahçeli tarafından da kabul edildi.

 

Topçu’nun istifasının iki nedeni olabileceğini düşünüyoruz:

 

Birincisi, Bahçeli’nin Topçu’yu azletmeye hazırlanması. Bunu gören Genel Başkan Yardımcısının azledilmeyi beklemeden istifa etmeyi uygun bulduğudur. İkincisi de, parti içindeki dengelerin iyice bozulduğunu gören Topçu’nun artık bugünkü kadro içinde yer almamayı düşünmüş olmasıdır.

 

Çünkü tabandaki hareket giderek genişliyor. Bu da hiç kuşkusuz parti yönetimine yansıyor. Parti yönetiminde bulunanların da bu nedenle çok büyük bir baskı altında olduklarını söyleyebiliriz.

 

Bazı ilçelerde ise toplu istifalar birbirini izliyor.

 

Son olarak MHP Ordu Gölköy İlçe Teşkilatı toplu olarak istifa etti.

 

Alınan istifa kararında Genel Merkezin, delegenin olağanüstü kurultay talebini görmezden gelmesi, Genel Başkan adayları ve değişim isteyen delegeye hakaretlerde bulunulması sebep gösterilerek "Ordu ilinde en yüksek oy oranına sahip olan ilçemizin MHP yönetim kurulu da Genel Merkez yönetimimiz tarafından "yapılan haksız uygulamalara" daha fazla sessiz kalamayacağını ilan ederek topluca istifa etmiştir." açıklaması yapıldı.

 

Bir başka dikkat çeken noktaya da bakalım:

 

MHP Genel Merkezi tarafından görevden alınan ya da toplu istifa eden il ve ilçelerde, beldelerde Milliyetçi Hareketin en fazla oy aldığı yerler olarak görünüyor. Bunun son çarpıcı örneğini Bodrum’da gördük. MHP’nin Bodrum’daki % 5-7 oranındaki oyunu % 35’lere taşıyan kadrolar görevden alındı. Çokları kırgın, üzgün ve küskün.

 

Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim:

 

Partide küskünler çığ gibi büyüyor. Neredeyse Milliyetçi Hareket bölünme noktasına geldi. Bölünmese bile, partinin bugünkü konumu ile bir seçimde baraj altında kalabileceği görülüyor. Giderek küçülen, hiçbir şey üretemeyen, iktidar partisinin “koltuk değneği” görevini yapan bir partinin ayakta kalabilmesi mümkün müdür?

 

Eninde sonunda MHP’nin bir tabela partisi görünümü içine düşeceğini görmemek için kör olmak gerekiyor.

 

Milliyetçi Harekete Genel Merkez tarafından “ipotek konduğu” söyleniyor. Ülkücü iradenin yok sayılması ve buna karşı önlem alınması Genel Merkezi “yok hükmünde” gösteriyor. Çünkü MHP’de değişime adım adım daha da yaklaşıldığını görmekteyiz.

 

Böyle bir siyaset yapmanın sonunun pahalıya mal olacağını artık herkesin görmesi gerekmiyor mu? Parti parçalanır ya da baraj altında kalırsa bunun sorumlusu kim olacak? Zaten, bazı çevreler de Milliyetçi Harekette böyle bir sonun olmasını bekliyor. Buna neden meydan verilmek isteniyor?

 

MHP’de değişim isteyenlerin hedefi, partini yenilenmesi, iktidara oynayacak konuma gelmesi, sadece ülkücü tabana değil, tüm Türkiye’yi kucaklaması ve milletin ışığı noktasına gelmesidir.

 

İşte, bugünkü kadro ve anlayışla bunun olmayacağı görüldüğü için dipten sarsıntılar başladı. Tabanın iradesine saygı duymak, demokratik kurallar içinde seçime gitmek, ülkücülerin istediği doğrultuda kararlar almak ve partiyi asıl sahiplerine teslim etmek kadar doğal bir şey olabilir mi? Bundan niçin kaçılıyor?

 

Özcan Yeniçeri Hoca, “MHP’deki dip dalga”yı anlatırken özetle şu görüşleri dile getiriyor. Yazımızı bu alıntı ile noktalıyoruz:

 

“MHP'nin olağanüstü kongresine iştirak eden kitlenin miktarı, büyük sayılar yasası gereği milliyetçi ülkücü camianın ortak aklıdır. Olağanüstü kongre için imza veren delegeler ile Ankara'ya gelen kitleler MHP'nin ortak aklının muharrik gücüdür. MHP'lilerin iktidar talebi bu dip dalgasını harekete geçirmiştir. Aslında MHP özelinde tartışılan da milliyetçi ülkücü camianın iktidara olan arzusudur. Ülkücü hareketteki iktidar arzusunun bu denli şiddetli olması nedensiz değildir. Ülkücü hareket yalnızca 12 eylül öncesinde üç binin üzerinde şehit vermiştir. Onların geride bıraktıkları öksüzler, dullar ve çaresizlerin sayısı ise yüz binleri bulmaktadır. Sakat kalanlar, hapishanelere düşenler ve yurt dışına çıkmak zorunda kalanlarla milliyetçi ülkücü hareket, mağdurlar ve mazlumlar hareketi hüviyetine bürünmüştür. Ülkücüler daha 12 Eylül döneminin travmasını atlatamamışken, on dört yıllık AKP iktidarı dönemi gelmiştir. Bu dönemde de ülkücüler ezilmiş, sürülmüş, görevlerinden alınmış, örselenmiş ve hırpalanmışlardır.”