Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

AB’ye karşı sığınmacı kozu mu

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB ile ilişkilerimizi değerlendirirken sığınmacı konusuna da değindi. Erdoğan, "Vize muafiyeti uygulanmazsa sığınmacı anlaşması devam etmez" dedi.

 

Sığınmacı konusu uzun zamandır gündemi dolduruyor. AB ülkeleri de bundan son derece tedirginler. Türkiye’nin tam bir sığınmacı kampına dönüşmesinden şu an için memnun ve mutlu görünüyorlar ama, ilerideki gelişmeler bu tabloyu tamamen değiştirebilir.

 

Anımsanacağı üzere, Suriye’den akın akın sığınmacı gelirken, Avrupa kapılarına dayanan sığınmacılardan büyük rahatsızlık duyan Almanya Başbakanı Merkel, Türkiye’yi adeta kapı komşusu yapmıştı.

 

Batı kamuoyu da yöneticilerine bu konuda baskılar yapmışlar ve sonunda sığınmacıların Türkiye’de kalması koşulu ile Türkiye ile bir anlaşma yapmak durumunda kalmışlardı.

 

Bu anlaşma çerçevesi içinde Haziran 2016’da Türk vatandaşlarına Şengel vizesinin kaldırılacağı konusu da yer alıyor.

 

Ancak, görüldüğü gibi AB ülkeleri sürekli olarak Türkiye’yi oyalamaya başladı ve sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan “Vize muafiyeti uygulanmazsa sığınmacı anlaşması devam etmez “demek zorunda kaldı.

 

Avrupa ile ortada çözüm bekleyen sorunlarımız var. Türkiye’den de bazı konularda olumlu adımlar atılması bekleniyor. Bunlar, Türkiye’nin AB üyesi yapılması için istenilenler olarak değerlendirilebilir.

 

Ancak, vizelerin kalkması olayı eğer sığınmacılara göre değerlendiriliyorsa bu noktada AB’nin tam bir oylama içinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu nedenle de Cumhurbaşkanı ve diğer siyasilerin tepkilerini doğru bulmaktayız.

 

Şimdi Cumhurbaşkanı’nın bu açıklaması AB üyesi ülkeler arasında adeta deprem yaratmış görünüyor. Batı medyası “Tehlikenin ayak sesleri” şeklinde sığınmacı konusundaki endişeleri dile getirmeye başladı.

 

Elimizdeki bu sığınmacı silahını gerektiğinde Avrupa’ya karşı kullanmamız gerektiğini daha önceki yazılarımızda dile getirmiştik. Bugün yinelemek istiyoruz. Sığınmacılar konusunu Türkiye Avrupa’ya karşı diplomatik ilişkilerde zorlu bir baskı aracı olarak kullanabilmelidir.

 

Kaldı ki, 3 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyoruz, bu da yetmiyormuş gibi daha önce Avrupa’ya sığınmış olanları bile “geri kabul anlaşması” gereği de ülkemize almaya başladık.

 

Geçenlerde İtalya İçişleri Bakanı, konu ile ilgili endişelerini dile getirirken “Türkiye kapılarını açarsa bu bütün Avrupa için yıkıcı olur” dedi. Önlemler alınması gerektiğini söyledi. Diğer ülke yöneticilerinden de konu ile duydukları endişeli haberleri alıyoruz.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarının büyük bir yankı yaptığını da bu şekilde görüş olduk.

 

Şimdi dilerseniz İtalya İçişleri Bakanı’nın konu ile ilgili haberine bir göz atalım:

 

“İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano, ülkenin yüksek tirajlı gazetelerinden La Repubblica’ya verdiği demeçte, vize serbestisi olmaması durumunda Türkiye'nin sığınmacı anlaşmasını iptal edeceği tartışmalarını değerlendirdi.

AB ile Türkiye arasında varılan anlaşmanın önemine dikkati çeken Alfano, “Eğer Türkiye kapıları açarsa bu bütün Avrupa için yıkıcı olur. Bu açık” dedi.

Türkiye’nin topraklarında milyonlarca göçmeni ağırladığını anımsatan İçişleri Bakanı, göç konusunun diplomatik ilişkilerde zorlu bir baskı aracı olabileceğini ifade etti.

Alfano, yabancı savaşçılara yönelik önlemler kapsamında 2015 yılında 344 gemiyi kontrol ettiklerini bildirdi.

Öte yandan Alfano, İtalya-Fransa sınırındaki Ventimiglia kasabasında son günlerde yaşanan sığınmacı gerginliğinde de Fransa ile iyi bir işbirliği örneği sergilediklerini, Avrupa kurallarının uygulanmasının kendilerinin ev ödevi olduğunu söyledi.

Angelino Alfano, Fransa’dan İngiltere’ye geçmek isteyen sığınmacıların kaldığı Fransa’nın Calais kentini anımsatarak, "Ventimiglia, İtalyan Calais’i olmayacak" dedi. İtalyan bakan, bu hususta Ventimiglia’daki kontrolleri arttırdıklarını ve oradaki göçmenleri başka merkezlere yönlendirdiklerini dile getirdi.

Sahil kasabası Ventimiglia'da geçen hafta sonu bir grup göçmen sınırı geçmek için İtalyan polisi ile kısa süreli arbede yaşamıştı. Göçmenlerden 120 kişilik bir grup da sınırı denizden yüzerek geçmiş ancak Fransız polisi, bu sığınmacıları, Dublin Anlaşması uyarınca tekrar İtalya'ya yollamıştı.”

 

Görüldüğü gibi sığınmacı konusunda Avrupa ülkeleri bile birbiri ile sıkıntı yaşıyor. Kapılarımızı açtığımız zaman nasıl bir tablonun görüleceği şimdiden tahmin edilebiliyor. O halde biz de Avrupa’ya karşı sessiz kalmayalım ve gerektiğinde elimizdeki kozları masaya sürmesini bilelim.