Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

2. Karova Bağbozumu günlerine doğru

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Birincisi geçen yıl yapılan Karova Bağbozumu Günlerinin ikincisi bu yıl 3-4 Eylül 2016 tarihleri arasında yapılacak. Mumcular Merkezdeki bağbozumu günlerinin geçen yıla oranla daha geniş kapsamlı yapılması için çalışmalar hızla sürdürülüyor.

 

Karova, Bodrum için giderek önem kazanan bir bölge olarak dikkatleri çekiyor. Burada yapılan ve yapılmakta olan ekinlikler de Karova’nın daha yakından tanıtılmasında büyük rol oynuyor. Büyük bir tarihe tanıklık eden ve verimli ovası ile de bölgeye ışık saçan Karova Mumcular’ın da parlayan yüzü olarak gösteriliyor.

 

Bu olumlu ve hızlı çalışmalar hedefine ulaşır, çeşitli çevrelerce de desteklenirse öyle görünüyor ki çok yakın bir zamanda Karova şenlikleri daha kapsamlı olacak ve uluslar arası boyutlara da taşınacaktır. Hiç kuşkusuz şenliklerin artık iki günle sınırlı kalmayacağını da görmüş olacağız.

 

Karova şenliklerinde bugüne kadar yaptığı çalışmalar ve verdiği katkıları ile öne çıkanlardan birisi de hiç kuşkusuz Hamdi Topçuoğlu’dur. Hoca, “Verimli bir günün ardından” başlığı altında 2.Karova Bağbozumu Günleri öncesi şiir lezzetinde bir yazı yazmış. Karova’ya sahip çıkma ve tanıtımı açısından son derece önemsediğimiz Topçuoğlu’nun bu yazısını biz de sizlerle paylaşıyoruz. Sayın hocam, bu güzel yazınız içine elinize yüreğinize sağlık.

 

“2. Karaova Bağbozumu günleri yaklaştıkça hazırlıklar da yoğunlaşıyor.

Bu yıl bağbozumu günleri dolu dolu geçecek. Konuklarımız, bölgemizin değerlerini daha yakından tanıma olanağı bulacaklar.

Geçen yıl Karaova dışından sadece Pisi'yi ( Yeşilyurt) davet etmiştik.

Amacımız Pisi'nin geleneksel üzüm ve üzüm mamullerini örnek olarak bölge köylülerimize göstermek ve onları bu konularda teşvik etmekti.

Pisi el dokumalarının Karaova bölgesinde de öğrenilmesi ve burada da ekonomisinin oluşturulması hayallerimizdendi. Bunda şimdilik başarılı olamadık. Ama umudumuz hâlâ diri.

Bu yıl Muğla'daki tüm kooperatifleri ve yerel özgün işletmeleri davet ediyoruz.

İstiyoruz ki Datça Sındı Koopreatifi aramızda olsun, Muğla zeytinini dünyaya tanıtan işletmecilerimiz, arıcılarımız, bakırcılarımız, çiçekçilerimiz bizimle olsun. Katrancı künarıyla, Ortaca narıyla gelsin.

İstiyoruz ki birbirimizi tanıyalım; iyi yanlarımızı örnek alalım.

İstiyoruz ki İstanbul'dan, Ankara'dan , İzmir'den dostlarımız gelsin. Köylülerimizin el emeği ürünlerinden kışlıklarını alsınlar.

Bu yıl, daha çok eğlenelim dedik.

2 Eylül akşamı köylülerimiz inekleriyle, kuzularıyla; traktörleriyle, yabalarıyla, dirgenleriyle, buğdaylarıyla, meyveleriyle sebzeleriyle insinler şehre. Tıpkı bir gelin alayı gibi davullar vursun; zurnalar ezgilerimizi Bodrum mavisiyle buluştursun.

İstedik ki; 

4 Eylül akşamı sesimize Adalardan ses versin dostlarımız. Kalenin Kuzey Hendeği'nde el ele kol kola zeybekler, sirtakiler oynansın. Bir tarafta "Op tria la ra la la"; bir tarafta "Hop tri nin na ni nay"

diyelim. Bodrum'u sevenlere güzel bir eylül sunalım.

İnanın bu yolda çok güçlüyüz. Valimiz Sayın Amir Çiçek'in desteği her zaman yanımızda.

Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Dr. Osman Gürün Karaova'ya bizden daha çok sahip çıkıyor.

Umutluyuz, mutluyuz... Şimdilik sadece "Tarım - turizm uyumlu bölge planlamasının gerçekleşme olasılığı artık hayalden gerçeğe iniyor." demekle yetinmek istiyorum.

Artık, Bodrum'u geleceğe Karaova'yla, Milas'la, Yatağan'la Kavaklıdere'yle... Muğla'yla el ele omuz omuza taşımanın yolları açılıyor.

"Ayrımız gayrımız yok. Sen ben yok. Biz varız. Burası Karya, burası Menteşe, burası Muğla... " diyoruz.

Geçen hafta Yatağan Belediye Başkanımız Sayın Haşmet Işık'la bu 

düşüncelerle kucaklaşmıştık. Bugün de Milas Belediye Belediye Başkanımız Sayın Muhammet Tokat'la bu duygularla kucaklaştık.

Bizim işimiz iyiyi iyiyle, güzeli güzelle buluşturarak ortak güzellikler iyilikler yaratmak.

İşimiz dünle yarın arasına köprü olmak. İyimser olmam için gerçekten çok ama çok gerekçem var:

Sevgili Ali Öztürk, bu topraklar kadir bilir. Sen bir tohum atarsın o sana dolu dolu bir başak verir. Bu halk da toprağı gibidir. Sen onun elinden tut, o seni omzunda taşır.

Bugün, sıcağın bağrında duyuru levhalarını asarken bir davaya inanmış olmanın ışığını gözlerinde gördüğüm Enginler, Ceyhunlar, Ersunlar sizler el ele vermeye devam ettiğiniz sürece Karaova hayallerimizin gerçeğe dönüştüğü ova olacaktır.

Bugün gerçekten güzel bir gündü. Kişisel tarihime not düştüm gitti.”

Yazımızı bölgenin tarihine kısa bir göz atarak sonlandırıyoruz:

 

Bölge tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. İlk çağlarda bu bölgeye Karia´lılar yerleştiği için Karia adı verilmiştir. Bölgenin bilinen tarihi ise Hititler ile başlar ve bu bölgeye Lugga adını vermişler. İmparatorluğun parçalanmasından sonra Firig ´ler egemen olmuş, daha sonra Lydia ´lılar bölgeyi ele geçirmişler, bu arada Dor´lar ve Lon´lar da yöreye göç etmişler. Bölge M.Ö. 546 yılında Pers´lerin M.Ö. 334 yılında ( Halikarnassos / Bodrum ve civarı ) Makedonya Kralı Büyük İskender ´in, M.Ö. 189 da Bergama Krallığının M.Ö. 133 Roma İmparatorluğunun hâkimiyetine girmiş.

 

Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Menteşe Bey tarafından 1284 de gerçekleşmiş. Bölge 1391 yılında, Yıldırım Bayezit tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

 

1402 de Timur´un hâkimiyetine geçmiş, Timur bu yöreyi tekrar Menteşe Beyliğine vermiş, daha sonra 1425 de II. Murat döneminde Menteşe Bölgesi tümüyle Osmanlı İmparatorluğunun egemenliğine geçmiştir.

 

Osmanlı dönemindeki ismi Karaabat olan köyde ilk yerleşim1585 yılarında Mumcuların güneyinde olan Yeniköy ile Dibek mevkiinde başlamıştır. Bu mevkide su bulunmasından dolayı hayvancılık ve tarım amaçlı yerleşim başladığı sanılmaktadır. Bundan dolayı yöreye Cedit (Yeni) adı verilmiştir.

 

Mumculara bağlı tüm köyler (Karaabat) Karaova olarak anılmaktadır. Karaovalılar uzun yıllar boyunca Osmanlıya vergisini ödeyerek beyliklerle yöneltilmiştir. Bu beylikler; Yörükler, Türkmenler, Anadolulular ve göçmenlerden oluşmaktadır.