Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

PKK’nın sonunu getirebilmek için

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Ortadoğu’da ve bölgemizde yeni gelişmeler oluyor. Özelikle uçak krizinden sonra Rusya ile olan ilişkilerimizin düzelmeye başlaması, İran ile olan yakınlaşmamızda önemli adımların atılmış olması ilerisi için umut vericici gelişmelerdir. Biz, her zaman iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğumuzu bu köşede sıkça dile getirmişizdir.

 

Başbakan Binali, Yıldırım’ın göreve başlamasından sonra “Dostlarımızı çoğaltacağız, düşmanlarımızı azaltacağız “açıklaması ile başlatılan yeni dış politika anlayışımızın da değişmekte olduğunu görüyoruz.

 

Konu şu:

 

Ortadoğu’da taşların yerine oturabilmesi için Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve ülkedeki iç çatışmaların sona ermesi gerekiyor.

 

Rusya, Türkiye ve İran bu konuda ortak görüşe sahip olduklarını açıkladılar.

 

Erdoğan-Putin görüşmesinin ardından İran Dışişleri Bakanı Zarifi’nin Ankara ziyareti ve görüşmelerin Erdoğan-Putin çizgisinde gelişmesi Suriye konusunda önemli gelişmelerin olabileceğinin de ipuçlarını veriyor.

 

Özetle Türkiye, Rusya ve İran üçlü işbirliğine gidecek. Bu işbirliğinin en büyük hedefi de Suriye konusuna çözüm getirmek olarak özetleniyor.

 

Şimdi sıkı durun:

 

En büyük müttefikimiz Amerika ve Batılı dostlarının hedefinde Suriye’nin parçalanması bulunuyor. Hatta komşumuzun 3 parçaya bölünmesi girişimlerinin de hızla devreye sokulduğunu yıllardır izliyoruz.

 

Amerika, bu işlerde en büyük yardımcısı olarak PYD unsurlarını görüyor. Türkiye’nin “PKK neyse PYD’ de de aynısıdır. Bu unsurlara yapılan destek PKK’ya yapılan destek anlamına geliyor” diyor. Tüm baskılara rağmen Amerika’nın PYD’den vaz geçmediği ve bu unsurlara desteğini sürdürdüğünü görmekteyiz.

 

Ortadoğu uzmanları Türkiye, Rusya ve İran’ın işbirliğinin PKK’nın sonunu getirebileceğini söylüyor.

 

Şimdi asıl sorun, PKK’nın sonu Suriye’deki PYD bitmeden gelip gelmeyeceği konusudur.

 

Amerika PYD konusundaki duruşunu değiştirmiyor. Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasını da dikkatle takip ediyor. Hatta müttefikim içinde şimdi çatlak sesler de çıkmaya başladı.

 

The Wall Street Gazetesi’nde değerlendirmeler yapan bazı Amerikalı yetkililer Türkiye’nin iyi bir müttefik olmadığını, Amerika’nın artık Türkiye ile yollarını ayırması gerektiğine vurgu yapıyorlar. Hatta “İncirlik’ten vaz geçip, kendimize daha güvenli bir üs bulmalıyız” diyorlar.

 

Dikkat edilecek olursa PKK, şimdi PYD kanalı ile Suriye’ye taşındı. PYD’nin elindeki tüm silahları PKK’lılar da kullanıyor. Sınırdan geçip, Türkiye’de eylem yapıyorlar. Bu anlayışla PKK’nın sonunu getirmek mümkün olabilir mi?

 

Kaldı ki, PKK’nın sonunun getirilmesinde Rusya’nın ve İran’ın samimiyetinden de şüphe ediyoruz.

 

Bütün bunları bir kenara bırakalım, terör örgütünün arkasında bugüne kadar Batı’nın yer aldığını her hali ile gördük. Halen de PKK’lıları koruyan, kollayan, onlara yataklık yapan ve destek verenler var.

 

Türkiye içinde PKK’ya çok büyük darbeler vuruldu. PKK’ya daha önce destek veren sivil halktan da artık böyle güçlü destek gelmiyor. PKK’nın siyasi uzantılarının da çok büyük yaralar aldığını ve artık eski güçlerinde olmadığını da gözlemliyoruz.

 

Ancak, işin düşündürücü yanı, terör örgütünün kökünün dışarıda olması ve bunun da bazı dost ve müttefik görüntüsü veren ülkelerce desteklenmesidir.

 

Daha düne kadar Rusya Moskova’da PKK bürosunun açılmasına izin vermedi mi? PYD unsurları Rusya’da faaliyet göstermiyorlar mı? Suriye’de IŞİD’a karşı hava bombardımanı yapan Rusya’nın PYD’lilere dokunmaması ve hiçbir müdahalede bulunmaması önemli değil mi?

 

Bunların yanında Şam yönetiminin de PYD ile sıkı bir işbirliği içinde olduğunu da unutmamak gerekiyor. Suriye’deki iç çatışmaların başlamasından bu yana Esad’ın PKK ve PYD destekçisi olduğunu hep söyledik ve gelişmelerden de bunu gördük.

 

Bunun yanında Kuzey Irak Peşmergebaşı Lideri hain Barzani’nin PKK ve PYD’lilerle olan sıcak ilişkilerini de buraya eklememiz gerekiyor.

 

Özetleyecek olursak, “Türkiye, Rusya, İran anlaştı, artık PKK’nın sonu geliyor” demek şu an için erkendir.

 

Bölgede bazı gelişmelerin olabileceği görülüyor. Bu gelişmeler ne getirir, ne götürür, Türkiye bu gelişmelerde nasıl bir pozisyon alır bunu şu an için tahmin etmek oldukça güç. Bekleyip, gelişmeleri ve sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.