Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Şimdi biz bize kaldıysak

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Turizmle ilgili çok yazdık, yazmaya devam.

 

Bodrum’dan çıktık, yollardayız. Genellikle de turizmin yoğun olduğu yerlerden geçiyoruz. Konuştuğumuz sektör temsilcileri özellikle yabancı turistin gelmemesinden şikâyetçi. “Yerlilerle biz bize kaldık” diyorlar.

 

Diyorlar da, yerli turistler de bekleneni vermiyor. Gerekçesi ile şu:

 

Yeme-içme sektörü çok pahalı. Kendileri ile görüştüğümüz yerli turistler “Bir su içmeye bile çekiniyoruz, içmeden önce fiyatını soruyoruz” diyorlar.

 

Bodrum, zaten “kazık yer” olarak ünlenmiş. Aydın’da, Denizli’de, Afyon’da kendileri ile görüştüğümüz yerliler de hayat pahalılığından şikâyet ediyor. “Her şey burada var, yetişiyor ama, yine de çarşı-pazar pahalılıktan geçilmiyor” diye yakınıyorlar.

 

Bodrum’dan çıkmadan önce kamu görevlilerin izinleri kaldırılmıştı. Bodrum’a çeşitli illerden gelen yerli turistlerin soluğu Yunan adalarında aldıkları haberlerini okuduk. Yunan adalarına ilgi fazla ve yoğunluk var.

 

Yine geçen gün sosyal medyada Barış Balcı’nın bir yazısını okuduk. Balcı, yazısında Yunan adalarının neden tercih edildiğini bir örnekle şöyle dile getirmiş, paylaşıyoruz:

 

“ŞİMDİ GELELİM KIYASLAMA YAPMAYA...ARKADAŞINIZLA BERABER MYKONOS'TA SIRADAN BİR BALIK RESTAURANTINA GİRDİĞİNİZDE BODRUM'DAKİ GİBİ KORKMANIZA GEREK YOKTUR..ÖRNEĞİN ŞU AN ÖNÜMDEKİ MASANIN HESAP DETAYLARINI SİZİNLE PAYLAŞAYIM..2 ADET DENİZ ÇUPRASI 7 EURO (TANE İLE DEĞİL BÜYÜKLÜĞÜNE GÖRE GRAMAJ İLE VERİLİYOR İKİSİ 1 KİLO 200 GRAM),YUNAN RAKISI OUZO 70'LİK 11 EURO (MARKETTE 8 EURO),DUBLE KALAMAR TAVA 4 EURO,SALATA VE MEZE ÜCRETSİZ..IVIR ZIVIRLARLA TOPLAM HESAP 24.5 EURO...YANİ YAKLAŞIK 80 TÜRK LİRASI...AYNI SOFRAYI BODRUM GÜMÜŞLÜK VEYA TÜRKBÜKÜ'NDE KURARSANIZ 700-1000 LİRA ARASI BİR HESAP GELİR..ŞİMDİ ANLADINIZ MI NEDEN YUNAN ADALARINA BODRUM'DAN DAHA FAZLA TÜRK TURİST GİTTİĞİNİ?..EN BASİTİ GELENLERİN HESAP GİBİ BİR KORKULARI YOK…”

 

Daha önce biz de bir başka yazımızda Yunan Adaları’nın neden tercih edildiğine dair bir yazı yazmış ve buralardaki ucuzluğa değinmiştik.

 

Peki, bizdeki pahalılık nereden kaynaklanıyor?

 

Sektör temsilcilerini dinleyelim:

 

“Hükümet çok radikal kararlar almaz, tüketim mallarında ve gıdada indirimlere gitmez ise hiç kimse ucuzluk beklemesin. Turizm demek bir yerde yeme-içme demektir. Alkol demektir. Şimdi, misal verdiğiniz Yunanistan veya başka bir Avrupa ülkesinde etin kilosu kaç lira, bizde kaç lira. Eti pahalı alırsanız, bununla hazırlanan yemekleri de pahalı satmak zorundasınız. Yunanistan alkolün fiyatı ne kadar bizde ne kadar? Kıyasladığınızda pahalı aldığımız alkolü pahalı satmak zorunda kaldığımızı görürsünüz. Üç tarafımız denizlerle çevrili doğrudur ama balık fiyatlarının ne olduğunu hiç araştırdınız mı? Balık bulamıyoruz, bulduğumuzu da pahalı alıp pahalı satıyoruz. Bu durumda sanki bu tabloyu esnaf yaratıyormuş gibi bir algı oluşuyor. Bazı esnaf aşırıya kaçıyor, bundan biz de şikâyetçiyiz ama bu da kontrollerle ortadan kaldırılabilir? Allah aşkına Bodrum’da kim kimi kontrol ediyor? Hiç kimse kendisini kandırmasın, Bodrum’da hiçbir konuda kontrol diye bir şey yok. Herkes her konuda istediği gibi oynuyor. Böyle olunca da fırsatçılara gün doğuyor.”

 

Aslında kucaklamayı da memnun etmeyi de başarabilmek gerekiyor. Müşteri memnuniyetini ön planda tutamıyoruz. Birkaç aylık sezonda 8-9 aylık gelir elde etme planlanıyor. Durum böyle olunca da son kaçınılmaz hale geliyor.

 

Geçtiğimiz yıllar içinde Atina’da Pire’ye gittik. Sıra sıra balıkçılar ve hemen hepsi de Türkçe konuşuyor. Genellikle İstanbul göçmenleri.

 

Deniz ürünleri yemek istediğimiz söyledik.

 

Bir masa donattılar inanılmaz. Rakı veya şarap yanındaki küçük mezeleri her müşteriye sunuyorlar ve bunlardan da ekstra para almıyorlar. Karışık balık çeşitleri, kalamar ve ahtapot ızgara, karides güveçten oluşan balık ziyafetinde 3 kişi olarak ödediğimiz para bahşiş dahil 100 Dolar oldu. Bunun yanında içilen içkileri de eklemeliyiz.

 

Gece Plaka’daki eğlence merkezinde müzikli yemeğimize de ödediğimiz para hemen hemen aynı miktarı bulmuştu.

 

Şimdi böylesine örnekleri verdiğimiz zaman bize kızanlar oluyor. Deniz ürünleri yediğimiz yer Pire gibi kaliteli ve elit bir yer, aynı deniz ürünlerini çok daha hesaplı yiyebileceğini yerler de var.

 

Vedat Milor Hoca, İtalya, İspanya ve Fransa’dan gurme yazıları yazıyor. İlgi ile izliyor ve okuyoruz. Çok kaliteli ve Michelin yıldızlı lokantalarda bile yenen yemeklerin bizdekilerin yarı fiyatına olduğuna dikkat çekiyor. “En azından bu lokantalarda kazıklanma gibi bir kuşkunuz olmuyor, içiniz rahat etsin” diyor.

 

Bizde bir su içmeye bile çekinen ve korkan yerli turistleri buralarla kıyasladığımızda hem fark ortaya çıkıyor, hem de sorunların nerelerden kaynaklandığı görülüyor.

 

Çözüm mü?

 

Onu da bizi yönetenler ve sektör temsilcileri düşünsün.