Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

'Amerika Kürt koridorundan vazgeçmiş değil'

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Türk ordusunun Özgür Suriye Ordusu’nu destekleyerek Cerablus’ta IŞİD’ı temizleme için başlattığı “Fırat Kalkanı” operasyonu sürerken, Suriye’de de oyun içinde oyun oynandığı gerçeğinin gözler önüne serilmesine neden oldu. Özellikle Amerika’nın ayak oyunları dikkat çekiyor. Türkiye’ye verdiği sözleri yerine getirmediği de görülüyor.

 

Suriye’de Esad rejimi ile PYD-YPG ya da IŞİD ve onların arkasındaki uluslararası güçler arasında çok kirli bir oyun oynandığı artık gün gibi açık. Böyle bir kirli oyunun içine düşmek, bir anlamda tuzağa düşmek demektir. Bu noktada buna çok dikkat edilmesi gerektiğini görmekteyiz.

 

Suriye’de Esad’ın da ikili oynadığına dikkat çekiliyor.

 

Ancak bu noktada söylemek istediklerimiz var:

 

Esad’ı yöneten Rusya’dır. Eğer Suriye’de “Esad da ikili oynuyor” deniliyorsa bunu tamamen Rusya’ya mal etmek gerekiyor. Rusya, tam bir siyasi aktör ve Amerika ve ile Batılı müttefikleri karşısında bir başka cepheden yüzünü göstermeye çalışıyor.

 

Bunun anlamı da Rusya’ya da hiçbir şekilde güvenilmeyeceği demektir.

 

Bir Ortadoğu uzmanının şu sözleri sanıyoruz size çok şeyler anlatacaktır, buyurun:

 

“IŞİD’in temizlenmesi noktasında herkes hemfikirdi, gerçek anlamda istiyordu, bir kısmı ise konjonktürel olarak halen kullanılabilecek bir aktör olarak görüyordu. Örneğin IŞİD Palmira’ya doğru gittiğinde ESAD izin verdi. Karşılıklı çatışma varmış gibi bir iki enstantane gördük ama aslında IŞİD elini kolunu sallayarak girdi oraya. Bunu herkes de biliyor. Zaten ABD’de IŞİD’in Palmira’daki varlığına çok fazla bir operasyon falan yapmadı. Buna karşı bir bakıyorsunuz ABD kuvvetleri Rakka’ya girip operasyon yapıyor, ‘IŞİD’in finans sorumlusunu öldürdük’ diyor. Ama koskoca bir IŞİD konvoyu bir yerden başka bir yere intikal ederken müdahale olmuyor. Böyle kirli işler var. IŞİD ve YPG’nin yok olmasını Esad’da istemiyor, istemez. Buna yönelik bir hamlede karşımıza fiili olarak ortaya çıkacaktır. Yani Özgür normalde Halep’in kuzeyinde rahat kalmış olsaydı Türkiye girerken ÖSO da El Bab’a doğru çok rahat yürüyebilir, çok basit bir şekilde kuzey hattında IŞİD yok olabilirdi. Ama Esad ne yaptı? Bu operasyon sırasında ÖSO unsurlarını Halep’in içinde oyalamak için anında saldırıya başladı. O nedenle ÖSO çok fazla hareket edemedi. İran’ın istediği Nusayri, Rusya’nın istediği Baas rejiminin (Sünni, Nusayri fark etmiyor)devamı. Yani biri mezhepsel, diğeri ideolojik açıdan Esad’ı destekliyor. Her ikisi de genel olarak toprak bütünlüğüne saygılılar ama vazgeçebilirler. Örneğin Rusya’ya Akdeniz sahilinde bir Nusayri devleti kurulacak, senin de orada asker üslerin kalacak denilse kabul eder. ABD ise Lübnanlaştırmak istiyor. Yani paramparça kantonlarıyla yönetilemez istikrarı hiçbir zaman sağlanamaz durumda bir Suriye amaçlıyor. Fiziki olarak olmasa bile demografiyle oynayarak kendi desteklediği bir takım kuzeydeki bir takım unsurlarla Sünni Arapların komşu ülkelere sürüldüğü gibi kendince mühendislik yapmaya çalışıyor.”

 

Şimdi gelelim Amerika’nın tutumuna.

 

Washington Post, Suriye’deki son gelişmelerle ilgili bir yazı yayınladı. Pentagon’daki bir yetkiliye dayandırılan yazıda kısaca şu ifadelere yer veriliyor:

 

“Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile PYD’ye karşı savaş içine girmesi kabul edilemez. Bugüne kadar Suriye’de Amerika’ya en bağlı şekilde hareket eden PYD unsurlarına karşı girişilen her türlü hareketin karşısında olacağız. ÖSO, zaten aşırı İslami örgütlerden oluşuyor. Suriye muhalefeti ile de ilgisi yok. Bu unsurların içinde de teröristler var. IŞİD’a karşı savaş verdikleri için bugüne kadar destek aldılar. Şimdi ise hedeflerini saptırdıkları için destek almaları mümkün olmayacak. Bu konuda Türkiye’nin de dikkatleri çekildi. Biz, Suriye’de barışın gelmesi için bu tür hedef dışı hareketlerin karşısında olacağız.”

 

Milliyet Gazetesi’nden Tunca Bengin “Türkiye tuzağa düşmemeli” başlıklı ilginç ve ilginç olduğu kadar da düşündürücü bir yazı yayınladı. Bengin, yazısında Amerika’nın Kürt Koridorundan geri adım atmadığını ve atmayacağını nedenleri ile dile getiriyor. Yazının giriş kısmını sizlerle paylaşmak istedik:

 

“ABD Cerablus harekatı başladığında Türkiye’nin yanındayız, destekliyoruz gibi sıcak mesajlar vermişti, hatta koalisyon güçlerinin hava desteği de vardı ancak namlular Fırat’ın doğusuna geçmemekte direnen PYD-YPG’ye dönünce ilişkiler gerilmeye başladı. Yani harekatın IŞİD’in kontrolündeki El Bab’ın yanı sıra YPG’nin kontrolündeki Menbic’e yönelmesiyle ABD’nin havası değişti. Nedeni açık, “PYD ,YPG Fırat’ın batısını geçmemeli” sözleriyle takiye yapan ABD Suriye’deki Kürt koridoru planından vazgeçmiş değil. Nitekim sahibinin sesi PYD’den gelen açıklamalarda bu yönde. O nedenle de Suriye konusunda verilen sözlerde patinaj yapma ya da cayma açısından yeni sürprizler olabilir. Dolayısıyla da Türkiye’nin kararlılıkla devam eden Fırat Kalkanı harekâtında olası risklere ya da bazı tuzaklara karşı hazırlıklı ve çok daha duyarlı olmasında yarar var. Özellikle hava unsurlarımıza verilecek istihbarat yanlış olabilir dolayısıyla da El Bab’da sivil kayıpları olursa, yani Rusya’nın yaptığı bombalamalarda gördüğümüz çocuk ölümleri gibi manzaralar, Türk uçaklarının vurmasıyla yaşanırsa çok kötü bir şey olur orada. ABD bunu Yemen’de yapıyor, Suudi Arabistan’a yanlış koordinat veriyor mesela. Bu yanlış istihbaratlar nedeniyle kaç tane sınır tanımayan doktorların hastanesi vuruldu. Kirli bir oyun var.”

 

Baştan bu yana söylediğimiz “Suriye batağı” bütün çıplaklığı ile ortada. Çok daha dikkatli ve duyarlı olmamız gereken bir noktadayız. Daha da önemlisi hiçbir ülkeye artık güvenmemiz gerektiğini de görmeliyiz.