Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Ayağına kurşun sıkma buna denir

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Önce habere göz atalım:

 

Bodrum’da rent a car işletmeciliği yapan evli ve üç çocuk babası 40 yaşındaki Mustafa Cem, dün öğle saatlerinde üç çocuğuyla Yalıkavak Mahallesi’ndeki bir beach club’te denize girdi. Bir süre vakit geçirip sipariş veren Cem’e; 2 çaya 12 TL, 4 suya 24 TL., 2 burgere 84 TL, 3 kolaya 42 TL, 2 alkolsüz kokteyle 60 TL olmak üzere toplam 222 TL hesap çıkarıldı. Kredi kartıyla ödemesini yapan Cem, daha sonra ödeme yaptığı fişi kendisine ait sosyal medya hesabından “Arkadaşlar turizm de geldiğimiz noktaya bakın. Biz daha çok turist bekleriz…….!?” notuyla paylaştı. Bodrumlu turizmciler, Cem’e destek yorumları yazdı. Mustafa Cem, “Bodrum’un yerlisiyim. Parayı ödedim ancak içime sindiremedim. Bu zihniyeti şikâyet edeceğim. Ben bir Bodrumlu olarak böyle feryat ediyorsam, umudumuzu bağladığımız yerli turist Bodrum’a geldiğinde bu kazığı yerse, bir daha bu ilçeye gelir mi?” dedi.

 

Özellikle Bodrum’daki kazıklanma ve pahalılıkla ilgili son günlerde yazdığımız yazılara böylece bir yenisini eklemiş olduk.

 

Buradaki şu ayrıntıya da dikkat:

 

“Bu zihniyeti şikâyet edeceğim” deniliyor.

 

Kimi kime şikâyet edeceksiniz ki? Bodrum esnafı denetleniyor mu? Kimin eli kimin cebinde belli olmayan sahipsiz bir turizm kentinde yaşadığımızın herkesin farkına varması gerekiyor. Bu tür şikâyetler öylesine çoğalıyor ki, bugüne kadar yapılan bu yakınmalardan kim nasıl olumlu bir sonuç elde etti ortaya koysunlar.

 

Yazımızın başlığını “Ayağına kurşun sıkma buna denir” olarak attık.

 

Esnaf iş yapamamaktan yakınıyor. “Kira bedelini bile ödemekte zorlanıyoruz” diyor.

 

Tamam, da, kira bedelini çıkarmak için, mekâna gelenler mi kazıklanacak? Böyle bir anlayış olabilir mi? Bunu çözüm olarak görenlere “Ayağına kurşun sıkma buna denir” demekten başka bir şey söylemek istemiyoruz.

 

Bazı turizmci Rus arkadaşlarımız var. Onlarla zaman zaman Türkiye’deki turizm üzerine konuşuyoruz. Geçen gün Antalya’da bu arkadaşlarımızla Konyaaltı’nda bir araya geldik. Genellikle Rusya’dan Türkiye’ye turist getiren bu arkadaşlarımız da pahalılıktan ve kazıklanmadan yakınıyorlar. Kendilerini dinleyelim mi?

 

“Rusya’dan gelecek olan turistler genellikle her şey dahil sistemi tercih ediyorlar. Çünkü bu sistemde ne yapacakları, ne tüketecekleri ve buna karşılık ne ödeyeceklerini biliyorlar. Genellikle de girdikleri otel dışında yeme-içme gibi bir alışkanlıkları olmuyor. Sadece giyim-kuşam için otel dışına çıkıyorlar. Daha açık bir ifade ile kazıklanmaktan korkuyorlar. Bu tür şeyler çok oluyor. Rus turistler sadece Türkiye’de değil, çıktıkları diğer ülkelerde de her şey dahil sistemi tercih ediyorlar. Bu sitem daha çok Antalya’daki otellerde olduğu için de Rus turistin tercihi Antalya oluyor.”

 

Temmuz ayının ortalarında Bitez’e gelen Hollandalı bir aile ile de görüşmüştük. Söz dönüp dolaşıp turizmden ve mekânlardan açıldı. Hollandalı aile de Türkiye’nin birçok bölgelerini gezdiklerini, ancak Bodrum’u pahalı bulduklarını söyledi.

 

Adının Andries olduğunu söyleyen Hollandalı turist bakınız neler söyledi kendisini dinleyelim:

 

“Oteller güzel ama hizmet kalitesi çok düşük olmasına rağmen her şey pahalı. Yemeklerin de mükemmel olduğunu söyleyemeyiz. Burada her şeyin para ile ölçüldüğünü gördük. Ancak verilen paraya karşılık hizmeti göremiyorsunuz. Yediğiniz yemeğe yüklü ücret ödüyorsunuz ama, yemekte beklediğiniz kaliteyi bulamıyorsunuz. Hiç kuşkusuz harcama yapacaksınız, ancak bunun karşılığı olmayacak mı? Biz bunu bulamadık. Uluslar arası anlamda kalite güvencesi olan lokantaların azlığı, ya da olanların yetersizliğini de söylemeliyim.”

 

Hani bazen, Bodrum ile yanı başımızdaki Yunan adalarını kıyaslıyoruz, kalite ve fiyatları gündeme getiriyoruz ya, Hollandalı turistin anlattıkları ile bu yazdıklarımızın da bir noktada kesiştiğini görüyoruz.

 

Nitekim Andries ve ailesi daha önce Kos’ta birkaç gün geçirmişler. Daha önce İspanya’da bulunmuşlar. Burada yedikleri deniz ürünlerinin yapılışı, kalitesi ve ucuz oluşunu da aynı konuşmamızda bize aktardılar.

 

Burada ortaya çıkan gerçek şu:

 

Yabancı turist geliyor, bazıları para harcamaktan kaçınmıyor. Ancak, verdikleri paranın karşılığını alamıyor. Kalite, servis, alınan ücretin karşılığı ortada olmayınca şekil değişiyor. Hollandalı ailenin anlattıkları da bu gerçeği ortaya koymaya yetiyor.

 

Şimdi, yazımızın en başına aldığımız haberi yeniden okuduğunuzda Bodrum gerçeğini bir kez daha görmüş olacaksınız.

 

Burada bırakın yediğinizi, gezip tozmanızı, içtiğiniz suyun bile fiyatını sormanız gerekiyor.

 

Bu anlayış içinde turizmde beklenen noktaya gelinebilir mi? Böyle bir turizm anlayışı olur mu? Olursa da sonucuna herkesin katlanması gerekiyor, hiç kimsenin de yakınmaya hakkı yoktur.