Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

İstemek ayrı, yaptırabilmek ayrı şeydir

necdet sivaslı


Necdet Sivaslı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika’da Reuters’e yaptığı açıklamada söylediklerine aynen katılıyor ve destekliyoruz. Erdoğan, açıklamalarında “Eğer Amerika müttefikimiz ise Gülen’i artık barındırmasın” diyor. Sonra da ekliyor: “ABD’nin Gülen’i topraklarında barındırması için hiçbir gerekçesi olamaz. Eğer stratejik ortağımız ve NATO müttefikimiz ise onun gibi bir teröristin örgütünü yönetmesine izin veremez. Bir an önce bize iade edilmeli ve örgütün uluslararası aktiviteleri yasaklanmalı.”

 

Sorun, Amerika’nın bize karşı olan tutumu, dostluğa ve müttefikliğe yakışmayan adımlar atmasıdır.

 

Anımsatalım: Suriye’de PYD güçleri için “PKK nasıl bir terörist örgüt ise Suriye uzantısı PYD’ de de aynıdır. Amerika’nın artık bu güçlerden desteğini kesmesi gerekir” dememiş miydik?

 

Sonra ne oldu?

 

Amerika PYD’ ye olan desteğini sürdürdü. Dost ve müttefikliğe yakışmayan adımlar attı, açıklamalar yaptı.

 

Şimdi de FETÖ terör örgütünün lideri konusunda yine ipe un seriyor. Yapılan açıklamalar ve konu ile ilgili verilen bilgi ve belgelerle dolu dosyaları göz önüne bile almıyor.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye Devlet Başkanı Esad konusunda da açıklamaları oldu. Erdoğan, aynı açıklamalarında “Geçiş süresi Esad ile olmaz. Bu katil (Esad) niye bazı devletler tarafından destekleniyor? Esad’sız bir çözüm bulunmalı ve Suriye’nin toprak bütünlüğüne diğer devletler saygı göstermeli” diyor.

 

Bu açıklamalar yeni değil, aylardan bu yana Cumhurbaşkanı ve diğer ilgililer bu konuları üst perdeden seslendiriyor. Ancak, dinleyen var mı?

 

Esad konusunda zaten Rusya’nın tavrı çok açık ve belli. Rusya Devlet Başkanı Putin her açıklamasında “Esad yerinde kalacak” diyor. Amerika da Rusya’nın bu konudaki tavrı karşısında uyum gösteriyor.

 

Suriye konusunda yapılan girişimler ne kadar doğru adımlar olursa olsun, dış güçlerin oyunu bu adımları durdurabilir, daha çok zararlı duruma düşmemizin de önü açılabilir. Çünkü Suriye’de kimin kiminle oynadığı, kimin dost kimin düşman olduğunu çözmek neredeyse imkânsız hale geldi.

 

Rusya ile aramızda buzlar eridi ama yine de Putin’e güven olmaz.

 

Amerika’nın yaptıkları ve ortaya koyduklarını da zaten biliyoruz.

 

Dikkat edilecek olursa her kafadan bir ses çıkıyor ve dengeler bir saatiçinde bile hemen değişebiliyor.

 

Amerika’nın Şam Büyükelçisi Robert Ford, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamalarını yaptığı sıralarında Esad konusundaki görüşlerini açıklarken “Esad’sız formül geçersiz” dedi. Rusya’nın Suriye’de Esad’sız bir formüle hiçbir zaman sıcak bakmayacağının da altını çizdi.

 

İşin özeti şu:

 

Rusya’nın Esad’sız bir formülü hayata geçirmek istemediği ve bu konuda Amerika ile Rusya’nın bir anlaşma içinde olduğu artık görülüyor. Bu nedenle siz ne kadar “Esad’sız bir geçiş ve formül” derseniz deyin bu sözler hep havada kalır.

 

Tamam, Cumhurbaşkanı Erdoğan söylemlerinde belki haklı olabilir ama, bölgeyi ve Suriye’yi dizayn eden güçler ne istiyorlarsa o oluyor. İstemek ayrı, yaptırabilmek ayrı şeylerdir. FETO konusunda da dikkat edilecek olursa Amerika kendi bildiğini okumaya ve bildiği yoldan gitmeye devam ediyor.

 

Durum böyle olunca bundan sonra atılacak her adıma daha çok dikkat etmemiz gerekiyor.

 

Süper güçlere meydan okumakla da bu işler çözülmüyor.

 

Suriye batağına bu nedenle dikkat edilmesi gerektiğini de burada özellikle anımsatmak istiyoruz.

 

“Fırat Kalkanı” Harekâtında Amerika yine oyun oynamaya başladı ve bizi yalnız bıraktı. Daha önce TSK’ye destek veren Amerika, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’yu bilerek Türkiye’yi batağa gömmeye çalışıyor. Özetle batağın içinde tek başına kalabiliriz böyle bir tehlikenin varlığını görmemiz gerekiyor.

 

Bazı Ortadoğu uzmanları da “Amerika’nın hedefi Türkiye-Suriye savaşı” diyor. Gelecekte böyle bir tehlikeye de dikkat çekiliyor. Konu ile açıklamalarda da özetle şu görüşleri yansıtıyorlar:

 

“ABD’nin bundan sonraki planı Türkiye’ye, aynen Danimarka ve Avusturya’ya yaptığı gibi yanlış istihbaratla Suriye ordusuyla karşı karşıya getirmektir. Aynen Uludere’de olduğu gibi… Ve maalesef Türkiye Başbakan Binali Yıldırım’ın ifadelerine bakarak Suriye devleti ile bir normalleşme beklerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan yeniden bu normalleşmenin tam tersine açıklamalar yapmaya başladı. Yine Esad’sız bir geçiş dönemi demeye, Esad’a katil demeye başladı. Suriye’ye geçerken önümüzde olan ÖSO, güneye doğru inerken yavaş yavaş TSK’nın yanından kaybolmaya, Türkiye ABD’nin çizdiği rotada yalnız ilerlemeye başladı. ABD de, Saddam’a verdiği gazı, artan bir tonda Türkiye’ye vermeye devam ediyor. Sonuç, Türkiye’yi Suriye devleti ile karşı karşıya getirecekler ve bir kıvılcımla Müslüman’ı Müslüman’a kırdıracaklar. ABD de bu tabloyu seyrederken, Suriye’nin kuzeyini kendisi için daha da güvenli hale getirecek.”