Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Dolgan Türkleri’nin ilginç yaşam ve adetleri 2

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Geçen yazımızda Dolgan Türkleri’nin kısaca adetlerinden bir kısmını paylaştık. Türk Dünyası uzmanı Shuruba Kayhan’ın kaynağından aktardığımız bu yazımıza bugün bu kardeşlerimizin diğer özelliklerinden söz etmek istiyoruz. Böylece Dolganları daha yakından tanımış olacağız.

 

Türkler, Müslümanlığı kabul etmeden önce Şamanizm dini ile yaşamaktaydılar. Dolgan Türkleri halen Şaman dini inançları ile yaşamlarını sürdürüyorlar.

 

Şamanizm ya da Kamcılık (şamanlar tarafından “deneyim” olarak ifade edilir), varlığı tüm insanların tarihinde erken taş devrine ve daha da geriye kadar kanıtlanabilen, inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği. Dolgan şamanizm geleneği temelinde ruhlara ve şamanın onları yönetebilmesine, şamanların kötü ruhlar ile mücadele etmesi ve yenmesi için trans sırasında Göğe çıkabilmesi ve Yer altı alemine inebilmesine inanç yatmaktadır.

Dolgan şamanları (Dolgan dilinde şamanlar için Oyun sözcüğü kullanılır) büyü yapma yeteneğine göre farklılaşır. Irıahıt – çıngıraklı giysi ve tefe sahip olmıyan ‘insanları tedavi eden şarkıcılar’ın ismidir. Muolin Oyun – ‘yardım için Yer Altı Alemin ruhlarını çağıran şaman’dır. Uostugan Oyun – bir takım ritüel eşyalara sahip olan şaman. Bu gruba ait şamanlar da ılgın isimli ‘ufak, zayıf’, orto isimli ‘orta güce sahip’ ve atıır isimli büyük ve çok güçlü olanlara ayrılmaktadır.

Ataları şamanlar olan her insan (kadın veya erkek olması farketmez) şaman olabilir. Ataların şamanın kötü ruhlarla mücadelesinde ana yardımcıları olduğuna inanılır. Ama insanın sadece şaman atalarının olması yetmez. Şamanlar kendi isteğiyle değil ruhların kararıyla olunur.

Genellikle şamanın eğitimi ve hazırlanması çocukluk yıllarından beri başlar. Gelecek şaman başka insanların duyamadıkları ve göremediklerini görmeye ve duymaya başlar. Çok tuhaf davranmaya başlar: kah yüksek sesle şarkılar söyler, kah günlerce uyuya kalır, kah tek başına taygaya gider. Annebabası bunu farkedince deneyimli şamanlardan yardım isterler. Şamanlar özel bir tören düzenler ve ruhlara bu oğlan ya da kızın şaman olup olamıyacağına dair sorular sorarlar. Ruhların olumlu bir cevap vermesi halinde eski şamanın ruhlarından onların aceminin hazırlanmasına yardım etmelerini isterler. Ve bir gün şaman adayı özel bir inisiyasondan geçmek için ortalıktan kaybolur. Şamanist inisiyasyonda her şaman adayı rüyalar, trans, ruhların isim ve fonksiyonları, şaman teknikleri, ‘gizli dil’ gibi bazı konularda bir eğitimden geçirildikten sonra şaman olabilir.

Dolgan şamanist inisiyasyonlarında sırra erme denilen “inisiyatik ölüm” ya da “ cehenneme iniş ” deneyimi hami-rehber ruhlarca gerçekleştirilir. Bu deneyimi ancak gereken hazırlık eğitimini almış şaman adayları geçirebilir. Aday, birtakım acı verici sınavlara tâbi tutulduktan sonra, ölüm deneyimini yaşamak üzere, transa girer. İnisiyasyonlardaki cehenneme iniş ya da ikinci doğuş denilen bu olgular Şamanizm’de şaman adayının vücudunun sembolik olarak parçalanması suretiyle organlarına ayrılması ve sonra bu parçaların birleştirilmesi veya etlerinden sıyrılmış kemiklerinin etlenmesiyle vücuduna yeniden kavuşması olarak simgelenir. Sırra erme denilen bu süre içinde, hami-rehber varlıkları şamanın ruhuna şamanlığı için gerekli her şeyi öğretirler. Öğrettikleri arasında meslek sırları, gizli dil, hastalıkların özellikleri, iyileştirilme yolları da bulunur. Bu işlemler bittiğinde ve hipnotik uykudan çıktığında, aday kendini birtakım güçlerle donanmış ve bir hayli değişmiş halde bulur. Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle de görebilmektedir.

Dolgan şamanının özel giysisi, tefi ve tokmağı vardı.

 

Tef yuvarlak bir tahta kasnağın bir veya iki yanına geyir derisinden bir örtü geçirilerek yapılan ve parmak vuruşlarıyla çalınan müzik aleti. İçine genellikle metal çıngıraklar takılırdı. Şaman tef yapmak için ruhlara hangi ağaç kullanması gerektiğini sorardı. Genellikle tef şaman ruhlarının yaşadıkları inanılan su yanındaki karaçamdan yapılırdı. Tef şaman tarafından ruhların çağrılması ve bir araya getirilmesi için kullanılırdı. Şamanın hayatı boyunca toplam olarak üç tefe hakkı vardı. Tef üzerindeki deride çatlağın oluşması yakında meydana gelecek uğursuzluğun alametiydi. İkinci tefin yırtılması şamanın akrabalarından birinin yakında öleceği anlamına gelirdi. Tefin üçüncü kez yırtılması halinde şaman ölürdü.

 

Rusya’nın en kuzeyinde yaşayan Türk dili konuşan halk olan Dolganların dans kültürüne de kısaca değinelim:

 

En ünlü Dolgan dansı Heyro isimli bir danstır. İsmi XVIII. yüzyılın ikinci yarısına ait kaynaklarda ilk kez geçer. O dönemki gezginlerden birinin belirttiğine göre ‘Dolganların dansı halka olunup oynanıyor: erkeklerle kadınlar birbirlerinin elinden tutarak halka oluşturuyor ve yavaş yavaş dans etmeye başlıyorlar, aynı zaman şarkılar da söylüyorlar’. Heyro Nisan sonu-Mayıs başı döneminde kutlanan ‘Ana Gün’ Bayramı sırasında hemen gün boyu dans edilir.

Dolgan milli dansı başka etkinlikler sırasında bu arada düğünler, uzun zamandır görüşülmeyen iyi arkadaşların buluşmasında v.s. oynanır. Genellikle gençler dans eder, ama bazen daha yaşlı insanlar da katılırlar. Heyro oynandığı kutlamalar genellikle nehir kenarında ya da kışın göl buzu üzerinde düzenlenir. Böyle eğlenceye birkaç mahallenin sakinleri katılır, oğlanlarla kızlar, ayrıca birbirinden uzak oturan akrabalar buluşurlar.

Dansın vazgeçilmez unsuru geyik yetiştiricilerinin kullandığı horey isimli bir sopadır. Onu toprağa ya da halkanın ortasındaki buz içine çakarlar. Horey geleneksel olarak erkek gücünü simgeler.

 

Eski zamanlarda Heyro kült dansı niteliğini taşıyordu. Onun dans edilmesinin anlamı ruhlardan bol bol hasat, sığır ve ailenin refahını istemekti. Nek çoyon atıl, Kigi kaamı ginan isimli başka Dolgan dansları da ilk baştan çeşitli törenlerde dans edilirdi. Bu arada Kigi kaamı ginan dansı şamanın yaptığı törenler sırasında oynanırdı. Dansı şaman kendisi yönetiyordu: şamanın söylediği ve tüm dans edenlerin tekrarladıkları şarkı ve çığlıklar eşliğinde Dolganlar önce evin ocağı etrafında sonra da sokakta evin önünde oynuyorlardı. Böylece törene katılanlar ruhlardan başarılı geyik avını istemiş olurlardı.

Heyro dansı günümüze kadar geldi: bu dans çeşitli kutlamalar sırasında oynanır. Güzel metal çıngıraklar ile süslenmiş milli kıyafetler dansa özel bir renk katıyor. Halk dansının hareketleri modern dansların sahnelenmesinde kullanılır.