Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Türkiye Çin ilişkilerinde bir sıkıntı mı var

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Çin’de ikamet eden ve ticaretle uğraşan arkadaşımız Zafer Karadağ, zaman zaman Çin’deki izlenimlerini bizimle de paylaşıyor. Karadağ son olarak “Türkiye-Çin ilişkileri neden normalleşemiyor?” başlıklı bir yazı yazmış. Türkiye’nin Çin için çok önemli bir ülke olduğuna da değinen Karadağ, özellikle Çin’in Türk firmaları için en büyük fırsatlar ülkesi olduğunu da vurguluyor.

Çin’e ihracat konusunda bir ivme kazanan Türkiye’nin bu alanda da duraklama dönemine geçtiğini belirten Zafer Karadağ “3 yıl önce 3,6 milyar Doları yakalayan ihracatımızın, bu yılsonunda 2 milyar Doları bile yakalamasının zor olacağını, bizzat Ticaret Ataşemizden duyduk, bu da beni kahretti” diyor.

İhracat konusunda “Öte yandan, 1,5 milyara yakın nüfusu ve 2 trilyon Doların üzerindeki ithalatı ile tüm ülkeler için Dünyanın en büyük ihracat pazarı olan Çin Halk Cumhuriyeti, 12 yıldır yazıp söylediğim gibi, benim gözümde Türk ihracatçılar için hala "en büyük fırsatlar Ülkesi”dir” diyen Karadağ bu konuda da yeterli çalışma yapılmadığına değiniyor.

 

Turizmdeki açığımızı Çinlilerle giderecektik ne oldu?

Yıllardır Çinli turist getirebilmek için yapılan bir dizi çalışma vardı, bugüne kadar ortada bir sonuç göremiyoruz.

İki ülke arasında başlayan sıkıntının turizm alanında da kendisini gösterdiğini söylemeliyiz. Çünkü Çinli turistler Pekin-Atina üzerinden Avrupa’ya açılıyor. Türkiye, bu konuda da beklediğini bulamadı.

Zafer Karadağ’ın bu önemli yazısını bu nedenle sizlerle paylaşmak istedik:

 

“Şanghay'da yaşayan bir avuç Türk, ekteki fotoğrafın çekildiği gün, "China Today" dergisinin editörü sevgili dostum Kerem Köfteoglu ile bir araya gelmiş ve Türkiye - Çin ilişkilerini nasıl geliştirebileceğimizi konuşmuştuk.

Ben de Türkiye'nin Çin'e ihracatını artırmasına yönelik naçizane görüşlerimi paylaşmıştım, o gün hepimiz geleceğe ne kadar da umutla bakıyorduk...

Ne var ki, Türkiye'nin bir Rus uçağını düşürdüğü günden itibaren hızla kan kaybetmeye başlayan Türkiye - Çin ilişkileri, maalesef hala normalleşemedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G20 zirvesi için Çin'e yaptığı resmi ziyaret ve imzalanan bazı ekonomik anlaşmalar bile, umutla beklediğimiz iyileşmeyi henüz sağlayamadı.

Her ne kadar Çin, Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olmayı başarmış olsa da, özellikle Çin'in son derece önem verdiği bir Devlet projesi olan "One Belt, One Road" yani "Bir Kuşak, Bir Yol" projesinin başarıya ulaşması için, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek zorundadır.

Ayrıca Türkiye'nin merkezinde bulunduğu bölge ülkelerine yönelik ekonomik hedefleri için de, Ülkemizin Çin için vaz geçilmez bir ülke konumunda olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz.

Öte yandan, 1,5 milyara yakın nüfusu ve 2 trilyon Doların üzerindeki ithalatı ile tüm ülkeler için Dünyanın en büyük ihracat pazarı olan Çin Halk Cumhuriyeti, 12 yıldır yazıp söylediğim gibi, benim gözümde Türk ihracatçılar için hala "en büyük fırsatlar ülkesi"dir.

Eğer yazılı ve sözlü olarak sık sık paylaştığım naçizane fikirlerime ve önerilerime kulak verilseydi, hazırladığım Türk Ticaret ve Lojistik Merkezi ile Gen-Türk fuarı projeleri hayata geçirilseydi, Türkiye'nin Çin'e yaptığı yıllık ihracat tutarı 10 milyar Doları çoktan aşardı.

Oysa 3 yıl önce 3,6 milyar Doları yakalayan ihracatımızın, bu yılsonunda 2 milyar Doları bile yakalamasının zor olacağını, bizzat Ticaret Ataşemizden duyduk, bu da beni kahretti.

Türkiye'nin bir an önce, Çin'e hak ettiği önemi ve değeri vermeyen zihniyeti terketmesi ve ihracatımızı artırmak için köklü değişikliklere gitmesi gerekiyor.

15 Temmuz gecesi Fetö'cü hainlerin gerçekleştirdiği darbe girişimi sonrası, Bakan yardımcısını Ankara'ya göndererek Türkiye'nin yanında olduğunu gösteren Çin, iki ülke arasındaki tarihi dostluğa verdiği değeri bir kez daha teyit etti.

Ancak vize sorunları, Çinli turistlerin Ülkemize gitmelerinin yasaklanması, Çin'deki etkileri malum olan Fetö'cülerin faaliyetlerine devam etmeleri, ihracattaki sıkıntılar, 4 yıl önce imzalandığı halde artık bir yılan hikayesine dönen Gıda Güvenlik Anlaşması'nın hala yürürlüğe girmemesi, Türkiye'den çok daha küçük ülkelerin havayolu şirketlerine tahsis edilen daha fazla Çin havalimanları kullanım hakkının ve uçuş sayısı artışının Türk Hava Yolları'na verilmemesi, 4 yıldır kurmaya çalıştığımız Türk Ticaret ve Sanayi Odası'nın hala kurulamaması, vs. konularda bir an önce iyileşmelerin sağlanması için Ankara'nın daha radikal adımlar atması gerekiyor.

Örneğin 4 milyar Dolarlık füze alımı ihalesini kazanan Çin'i 2 yıl beklettikten sonra, tam da Çin Devlet Başkanı sayın Xi Jinping'in G20 zirvesi için Antalya'ya gelişinden, sadece 3 gün önce bu alımın iptal edilmesini Çinliler unutamıyor.

Keşke o iptal açıklaması G20 sonrası yapılsaydı, o zaman bu sadece ticari bir konu olarak değerlendirilecek ve Türkiye'nin NATO ülkesi olması nedeniyle bu kararı vermek zorunda kaldığı düşünülerek anlayış gösterilecekti.

Yılda 4 küsur trilyon Dolar dış ticaret hacmine ulaşan Çin için 4 milyar Dolarlık bir proje artık küçük bir iştir ancak aramızdaki dostluğa ve Türk misafirperverliğine yakışmayan bir şekilde iptal edilmesini, Xi Jinping'in şahsında Çin'e karşı yapılmış bir hakaret olarak görüyorlar.

Eğer Ankara başka bir proje ile Çinlilerin gönlünü almaz ve bu ayıbı temizlemezse, 3,6 milyar Dolar ihracatı da, 313.000 Çinli turisti de bir daha rüyamızda bile göremez ve vize sorunlarıyla, ihracattaki sıkıntılarımızla boğuşmaya devam ederiz.

Ayrıca, Türkiye'nin yapacağı bir jesti Çin'in de karşılıksız bırakmayacağına inanıyorum çünkü Çin'in, Avrupa ve Ortadoğu'ya yönelik ekonomik büyüme planlarının içinde Türkiye'nin yeri son derece önemlidir.

Yani demem o ki, Türkiye sadece bizim için değil, Çinliler için de "olmazsa olmaz"lar arasındadır, bu gücümüzün farkında olarak ama tevazuyu da elden bırakmadan davranmak, hem Türkiye'ye, hem de iki ülke arasındaki köklü tarihe ve dostluğa daha çok yakışacaktır.”