Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

AB’nin garantisi garanti değildir

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Kıbrıs sorununda sona mı geliniyor? İki toplum liderinin kıran kırana geçen müzakerelerinde bu kez olumlu bir sonuç çıkacak mı? Bugüne kadar olumsuzluklara imza atan Rumlar’ın Türk toplumunun da çıkarlarını düşünerek olumlu bir çizgiye gelmeleri beklenebilir mi?

Kafalardaki sorular çok ama ortaya şu ana kadar olumlu bir sonuç da çıkmış değil.

 

Kırım Tatar Meclisi eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kıbrıs Türkü’ne önemli mesajlar verdi. Kırım’da kendisi ile görüşen Gazeteci Yurdagül Atun’a özellikle AB ülkelerine güven olmayacağını aktaran deneyimli siyasetçi Kırımoğlu Kıbrıs’ta AB’nin garantörlüğüne güvenmenin büyük hata olacağının da altını çizdi.

 

Türkiye’nin ada üzerindeki garantörlüğünün kaldırılmasının vahim sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Kırımoğlu,“Müzakereleri takip ediyoruz. Kıbrıs adasında bir anlaşma olması gerekmektedir ancak bu anlaşma adadaki huzuru bozmamalı, tersine sorunu çözmelidir. Rumların taleplerine bakılırsa anlaşma mümkün görünmemektedir” şeklinde konuştu.

 

Kırımoğlu, Kıbrıs’ta bir anlaşmanın şart olduğunu da belirttiği açıklamasında “Kıbrıs sorunu çok uzun yıllardır devam ediyor. Artık burada bir anlaşma olmalı ama ben bir anlaşma olabileceğine inanmıyorum. Çünkü Rumların şartları Türk toplumu için çok uygun değil. Türkiye’den gelenlerin gönderilmesi, Türk askerinin gitmesi, toprak tavizi gibi saçma şeyler konuşuluyor. Böyle bir anlaşma olamaz. Daha önceki mülakatımda söylediğim gibi, Türkiye’nin garantörlüğünün kalkması, Kıbrıs Türklerini Kırım Tatarlarının akıbetine uğratır. 1963’te neler olduğunu gördük. Türkiye askerini göndermemiş olsaydı bugün bu adada Türk kalmayacaktı. Tarihteki örnekler unutulmadı” dedi.

Rumların anlaşılmaz tutumunun Kıbrıs müzakerelerini tıkadığını gözlemliyoruz. Dikkat edilecek olursa Kırımoğlu da bu konuyu ön plana çıkarıyor. Türk askerlerinin adadan çıkması, toprak tavizinin verilmesi gibi konuların önüne set çekilmesini istiyor. Türkiye’nin garantörlüğünün kalkmasının da mümkün olamayacağının altını kalınca çiziyor.

 

Yurdagül Atun’un Kırımoğlu ile yaptığı konuşmanın özellikle Kıbrıs’taki çözüm süreci ile ilgili önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugünlerde Kıbrıs konusunda çözüm arayan taraflara da bu açıklamaların bir yol haritası çizmeleri konusunda katkı sağlayabileceği görüşündeyiz. Önemsediğimiz bu söyleşiyi Yurdagül Atun’un kaleminden sizlerle paylaşmak istedik:

 

“AB’nin garantörlüğüne güvenmenin büyük bir hata olacağına vurgu yapan Kırım Tatar Meclisi eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, tarihi bir gerçeği açıklayarak şu tavsiyelerde bulundu: “Kıbrıslı Türkler, AB garantörlüğü’ne güvenmesin. Hatırlarsanız, 1994 yılında Budapeşte Anlaşması imzalandı. İngiltere Rusya ve Amerika garantörlerdi. Bizim toprak bütünlüğümüzü koruyacaklardı. Garantörlerden birisi toprağımızı aldı, kendi toprağına ekledi. Diğerleri de hiçbir şey yapmadı. AB’nin garantisi hiçbir zaman garanti değildir.”

 

Kırım Tatar Meclisi eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kıbrıs Türkü’ne önemli mesajlar verdi. 

 

Türkiye’nin garantörlüğünün sürmesi gerektiğine vurgu yapan Kırımoğlu, “Kırım Türkü hala daha eza içindedir. Mecburi Rus vatandaşı olmanızı istiyorlar, can güvenliği tehlikede, evlerde arama yapıyorlar. Serbest konuşma yoktur, can güvenliği yoktur. Türkiye gibi bir desteğimiz olsaydı bunları yaşamazdık” dedi.

Türkiye’nin ada üzerindeki garantörlüğünün kaldırılmasının vahim sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Kırımoğlu,“Müzakereleri takip ediyoruz. Kıbrıs adasında bir anlaşma olması gerekmektedir ancak bu anlaşma adadaki huzuru bozmamalı, tersine sorunu çözmelidir. Rumların taleplerine bakılırsa anlaşma mümkün görünmemektedir” şeklinde konuştu.

 

Sadece ülkesi Kırım’ın değil, bağımsızlık mücadelesi veren tüm ülkelerin sembolü olan Kırım Tatar Meclisi eski Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kırım Türkleri’nin tarih boyunca büyük mezalimlere maruz kaldıklarını anımsatan Cemiloğlu, tarihten ve bu örneklerden ders alınması gerektiğine vurgu yaptı.

 

“Kıbrıs’ta bir anlaşma şart ama…”

 

“Kıbrıs sorunu çok uzun yıllardır devam ediyor. Artık burada bir anlaşma olmalı ama ben bir anlaşma olabileceğine inanmıyorum. Çünkü Rumların şartları Türk toplumu için çok uygun değil. Türkiye’den gelenlerin gönderilmesi, Türk askerinin gitmesi, toprak tavizi gibi saçma şeyler konuşuluyor. Böyle bir anlaşma olamaz. Daha önceki mülakatımda söylediğim gibi, Türkiye’nin garantörlüğünün kalkması, Kıbrıs Türklerini Kırım Tatarlarının akıbetine uğratır. 1963’te neler olduğunu gördük. Türkiye askerini göndermemiş olsaydı bugün bu adada Türk kalmayacaktı. Tarihteki örnekler unutulmadı” şeklinde koşuşan Kırımoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “1960 Anayasası Kıbrıs Türkleri için iyi bir Anayasaydı. Kıbrıslı Türklerin veto hakkı vardı. Annan referandumunda da Türkler Evet demişti. Bundan birkaç yıl önce Rum yetkililerle konuşmuştum, ‘ada birleşsin diyorsunuz ama siz razı olmadınız’ demiştim. Bana dedikleri ‘şartlar işimize gelmedi, bizim için uygun değildi!’ Sizin için uygun olan Kıbrıs Türkleri için uygun olmaz. Türkiye burada garantör olarak uluslararası kaidelere göre davrandı. Bazıları Kırım’ı Kıbrıs’la karşılaştırıyor, bu doğru değil. Türkiye Kıbrıs’ı kendi toprağına eklemedi, anlaşın diyor. Kapıyı açık bırakıyor.”

 

“İngiltere- Amerika-Rusya 1994 yılında Kırım’a garantör oldu”

 

AB’nin garantörlüğüne güvenmenin büyük bir hata olacağına vurgu yapan Cemiloğlu, “Bu yüzyılda garantörlük olmaz” diyenlere, tarihi bir gerçeği açıklayarak şu tavsiyelerde bulundu: “Türkiye’nin garantörlüğü anlaşmalarda var. Türkiye tamamen yasal haklarını kullanıyor. AB garantörlüğünün Kıbrıslı Türkler açısından ne derece korucuyu olduğunu şu örnekle anlatabiliriz; Birçokları ‘bu devirde garanti anlaşması mı olur diyor ama1994 yılında Budapeşte Anlaşması imzalandı. İngiltere Rusya ve Amerika garantörlerdi. Bizim toprak bütünlüğümüzü koruyacaklardı. Garantörlerden birisi toprağımızı aldı, kendi toprağına ekledi. Diğerleri de hiçbir şey yapmadı. AB’nin garantisi hiçbir zaman garanti değildir.”