Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Trump için şimdi ne söylense erkendir

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Amerika’da seçimleri kazanıp Başkanlık koltuğuna oturan Trump ile ilgili gerek dış, gerekse içerideki medyada geniş analizler yapılıyor. Yeni Başkan’ın neler yapabileceği konusunda görüşler dile getiriliyor. Beklenen sonucun büyük bir sürpriz olması ve şaşkınlığın halen sürmesi de şimdilik önümüzü net görmemizi de engelliyor.

 

Öncelikle söylenmesi gereken şu:

 

Bugün için Trupm konusunda ne söylense, ne gibi analizler yapılsa erkendir.

 

Trump’un Türkiye ile ilişkilerini değerlendirdiğimizde ortaya nasıl bir tablonun çıkacağını da şu an için görmemiz mümkün değil. Sadece tahminlerde bulunabilmekteyiz.

 

Hiç kuşkusuz Türkiye ile Amerika arasında son günlerde çok sıkıntılı dönemlerden geçiyoruz. Temennimiz, bu sıkıntılı dönemin sona ermesidir. Bu kolay olur mu, bunu da zaman içinde göreceğiz.

 

Geçenlerde de yazdık. Bizim için iki önemli konu var, bunları anımsatalım;

 

Birincisi PKK’nın Suriye kolu PYD/YPG güçlerine Amerika tarafından halen silah yardımının yapılması, ikincisi de terör örgütü lideri FETÖ’ nün iade edilmesidir.

 

Başkanlığa seçilen Trump’un teşekkür konuşmasında “Bizim için Amerika’nın çıkarları önceliklidir. Bizimle iyi geçinmek isteyenlerle biz de iyi geçineceğiz” demesi sanırız bundan sonra yapılacaklar için bir ipucu niteliğindedir.

 

Amerikalılar atılan her adımda önce kendi çıkarlarını düşünüyor. Bundan önce böyle oldu, bundan sonra da böyle olacaktır. Eğer, bizden çıkarları olacaksa, isteklerimiz de buna göre değerlendirilecektir. Şimdiden “Şu olacak, bu olacak, istediklerimizi elde edeceğiz” şeklinde kendimizi kandırmayalım.

 

ABD Başkanlığına seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump'ın güvenlik ve istihbarat başdanışmanı emekli korgeneral Michael Flynn siyasi analiz sitesi The Hill için kaleme aldığı yazısında Türkiye ile ilgili değerlendirmelerde bulundu .

 

Yazısında ABD'nin, mevcut başkanı Barack Obama döneminde Türkiye'yi yeterince anlamadığını vurgulayan Flynn, "Türkiye'yi bir öncelik olarak kabul edecek şekilde dış politikamızı yeniden düzenlememiz gerekiyor." ifadesini kullandı.

 

 

Flynn, ABD'nin yeni dönem dış politikasında Türkiye'yi öncelemesi gerektiğini belirtti.

"Öncelikle Türkiye'nin, ABD çıkarları açısından hayati bir ülke olduğunu anlamakla işe başlamalıyız." değerlendirmesinde bulunan Flynn, Türkiye'nin Irak ve Suriye'de terör örgütü DEAŞ'la mücadeledeki en güçlü müttefikleri ve aynı zamanda bölgedeki istikrar kaynağı olduğunu ifade etti.

 

ABD'nin, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'e sığınak olmaması gerektiğine de işaret eden Flynn, "Arka bahçemiz Pensilvanya'ya rahatça yerleşmiş olan bu maskeli terör ve istikrarsızlık kaynağı tarafından Washington'ın gözü boyanırken NATO müttefikimiz Türkiye'ye engel olmak mantıksızdır. Türkiye'nin bakış açısıyla Washington, Türkiye'nin Usame bin Ladin'ine sığınak oluyor. 11 Eylül'den sonra Usame bin Ladin'in Türkiye'de güzel bir köyde yaşadığını ve aynı anda da Türk vergi mükelleflerinin vergileriyle fonlanan 160 okulu işlettiğini öğrenseydik ne yapardık?" yorumunu yaptı.

 

Bu yazı ve görüşler bizim için önemlidir. Ancak gerçekleşir mi önemli olan nokta burasıdır. Çünkü istemek başka, yapmak başka şeylerdir. Bir de bizim isteklerimizin yerine getirilmesinin bir bedeli olup olmayacağı da tartışılmalıdır.

 

Dikkat edilecek olursa Flynn yazısında “Türkiye ABD’nin çıkarları açısından önemli” diyor. Ortada yine bir öncelik ve çıkar meselesi ön plana çıkıyor.

 

Trump’un yönetim kadroları da henüz oluşmadı. Kimlerin hangi kadrolara geleceği de bilinmiyor, sadece tahminlerde bulunuluyor. Seçimlere katıldığında kendi partisinin bile desteğini alamayan Trump’un etrafında birkaç danışmanından başka kimse yok. Yeni Başkan rakip partiden bile kadrosunu takviye edebilir. Zaten teşekkür konuşmasında da bunun mesajlarını vermişti.

 

Ortada bilinenler de var:

 

Trump İslam, Müslüman ve sığınmacı karşıtı görüşlüdür ve ırkçılığı ile de biliniyor. Kuar’a bile dil uzatmışlığı da var. İsrail lobisinin de desteğini almaktadır. Trump bir konuşmasında da “Kudüs İsrail’in ebedi Başkentidir” demişti. Filistinlileri de terörle suçlamıştı.

 

Nitekim Trump’un seçilmesinden sonra bir açıklama yapan İsrail Eğitim Bakanı Bennett, Filistin’in yeni dönemde öldüğünü söylemedi mi?

 

Yeni Başkan’ın seçilmiş olması Avrupa ve İslam aleminde endişe ile karşılanmadı mı? Kaldı ki Trump’un seçilmesi ona karşı olan Amerikalıları bile derinden tedirgin etmiştir. Avrupa’dan gelen yorumlarda “Trump’la çalışmak zor olacak” denilerek ortaya çıkan rahatsızlıklar dile getirilmiştir.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan bile Trump’un seçimi kazanmasından sonra yaptığı değerlendirmede “Bu seçimin sonuçları hayırlara vesile olur inşallah” diyerek mesafeli bir açıklama yapmıştı.

 

Şimdi bütün bunları alt alta koyup değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo hiç de beklendiği gibi olmayabilir. Biz, bu nedenle “şimdi ne söylense erkendir” diyoruz.