Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Türk sporları Kırgızistan’da masaya yatırıldı 1

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Yoğun bir siyasi gündemimiz var. Bunun dışında gelişen olayları pek dikkate alamıyoruz. Hâlbuki Türk Dünyasını ve bizi çok yakından ilgilendiren bazı olaylar da gündeme damgasını vurabiliyor. İşte siyasi gündemin yoğunluğundan bunlar gözlerden kaçabiliyor.

Geçenlerde Kırgızistan’da Türk Sporları Sempozyumu yapıldı. Bu sempozyuma sporla iç içe olan ve yakından ilgilenen Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Genel Başkanı arkadaşımız Ahmet Tüzün de katıldı, bildiri sundu, ilgililerle Türk sporu ile görüşmeler yaptı. Sempozyumu da baştan sona bir şiir güzelliğinde kalem alıp sosyal medya paylaştı.

Bugüne kadar at ve okçuluk üzerine birçok yerde konuşmacı olarak bulunan Ahmet Tüzün, özellikle Türklerin geleneksel sporları üzerindeki araştırmaları ile de tanınıyor.

 

Atın ve hali ile at sporlarının Türklerde çok büyük bir öneme sahip olduğunu sempozyumda anlatan Ahmet Tüzün “Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren sportmen kimlikleriyle kendilerini göstermişlerdir. Onlar gibi ok atanı, onlar gibi kılıç kullananı, onlar gibi ata bineni görülmemiştir. Milattan önceki dönemlerde Türkler, kendi geliştirdikleri özel yazıları ve anıtlarıyla, uygar geçmişlerini anlatan eserler bırakmışlardır. Aynı dönemlerde Türklerin hayatında atın büyük önemi olduğu, erkeklerin ve kadınların ata hükmeden usta biniciler olmalarının yanısıra, çocukların da çok küçük yaşta at eğitimine başladığı bilinmektedir” diyerek bu sporun önemine bir kez daha dikkatleri çekmiştir.

Güzel Türkçesi ve anlatımı ile Ahmet Tüzün’ün kalem aldığı “Türk Sporu Sempozyumu Kırgızistan’da yapıldı” başlıklı yazısını sizlere sunuyoruz:

 

“Önceki hafta Türk Dünyası sporları için Kırgızistan’daydık.. Geleneksel Türk Sporları Sempozyumu için bildiri sunduk. Fikirlerimizi açıkladık. Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Balcı, fikirlerimize, düşüncelerimize, projelerimize büyük ilgi gösterdi. Üniversite adına gerekeni yapacaklarını söyledi. Bu bizim için çok sevindiriciydi. Bişkek’te dostlarla birarada olmak, her zaman güzel… Sonra, Tanrı Dağın eteklerine çıktık. Arabamız kardan devam edemedi ama biz devam ettik… Her zaman söyledim: Kırgızistan anlatılmaz, yaşanılır.. 

 

SEMPOZYUM BAŞARILI GEÇTİ…

 

Türk Halklarının Geleneksel Spor Oyunları 2. Uluslararası Sempozyumu Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yapıldı. 11 ülkeden çok sayıda bilim insanı ve uzmanın katıldığı sempozyuma Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi evsahipliği yaptı. Sempozyuma Türkiye’den, Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Genel Başkanı Ahmet Tüzün de katılarak, bir bildiri sundu.

 

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Balcı, açılışta yaptığı konuşmada, geleneksel Türk sporlarının son yıllarda büyük ivme kazandığını kaydederek, “Kırgızistan, Dünya Göçebe Oyunları’na (World Nomad Games) ikinci defa evsahipliği yaptı. İlkini 19 ülke katılırken, bu defa 62 ülke iştirak etti. Bu durum da, dünyada geleneksel sporlara ilginin ne kadar arttığını gösteriyor. Türk milleti tarihten bu güne geleneksel sporlarda daima önde olmuştur. Biz de üniversite olarak bu gelişmelere destek veriyoruz. Türk Halklarının Geleneksel Spor Oyunları Sempozyumu’nu üniversitemizde ikinci defa yapıyoruz. Ayrıca, geleneksel Türk sporları alanında üniversitemiz bünyesinde bir enstitü açmak için çalışmalara başlamış bulunuyoruz” dedi.

 

Sempozyumun açılış oturumunda konuşan Avrasya Kültür ve Spor İş Birliği Derneği Genel Başkanı Ahmet Tüzün, geleneksel Türk sporlarını tarihi derinlikleri ve kültürel zenginlikleriyle birlikte ele aldıklarını ifade ederek şunları söyledi: 

“Türk Cumhuriyetlerinin (Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan) bağımsızlıklarına kavuşmalarından sonra, son 25 yılda geleneksel sporlarımız Türk Dünyasında daha çok gündeme gelmeye ve daha geniş yer edinmeye başladı. Bütün Avrasya coğrafyasını etkisine alan bu sürecin sonunda Kırgızistan’da 1. ve 2. Dünya Göçebe Oyunları yapıldı. Gelinen noktada, bu alanda romantizmden realizme geçiş dönemine girmiş bulunuyoruz. Şartları buna göre değerlendirerek, yapılması gerekenleri ana başlıklar halinde şöyle sıralayabiliriz: 

 

Tarihi süreçte Türk uygarlığının kültürel unsurlarından birini teşkil eden geleneksel Türk sporları oyunlarını toplu bir şekilde ortaya koyabilmek… Oyunların tarihi gelişimini takip edebilmek… Spor oyunlarıyla ilgili etraflı araştırmaların yapılmasını sağlamak… Bu oyunların tarihi, sosyal ve kültürel boyutlarını etraflı bir şekilde incelemek… Geleneksel spor oyunlarının dünyaya doğru şekilde yayılmasını ve gelişmesini sağlamak… Bu spor oyunlarının tarihi miras olarak korunmasını ve tanınmasını sağlamak… Bu faaliyetlerle, Türk halkları arasında işbirliğini sağlamak ve kardeşliği geliştirmek… 

 

TARİHTEN GELECEĞE…

 

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren sportmen kimlikleriyle kendilerini göstermişlerdir. Onlar gibi ok atanı, onlar gibi kılıç kullananı, onlar gibi ata bineni görülmemiştir. Milattan önceki dönemlerde Türkler, kendi geliştirdikleri özel yazıları ve anıtlarıyla, uygar geçmişlerini anlatan eserler bırakmışlardır. Aynı dönemlerde Türklerin hayatında atın büyük önemi olduğu, erkeklerin ve kadınların ata hükmeden usta biniciler olmalarının yanısıra, çocukların da çok küçük yaşta at eğitimine başladığı bilinmektedir. Hunlar’da, Uygurlar’da, Göktürkler’de, Avarlar’da spor ileri seviyedeydi. Selçuklular’da, Harzemşahlar’da, Hindistan Türk Devletlerinde, Altınordu’da, Memlükler’de, Osmanlılar’da güçlü spor teşkilatları ve etkili spor faaliyetleri vardı. Okçuluk, güreş, atlı sporlar, cirit ve çevgen (bugünkü modern adıyla polo) Türklerin yaptığı belli başlı spor dalları arasındaydı. Türk halklarının geleneksel sporları, günümüzde, eski ihtişamına yaraşır bir gelişme içindedir. Türk memleketlerinde bu sporlara ilginin ne kadar yüksek seviyede olduğu ve büyük kitleler tarafından ne derece sevildiği, çok açık bir şekilde görülüyor. 

 

YENİ BİR HEYECAN

 

Türk ülkelerinin yıllardır kendi içlerinde yaptıkları bu sporların müsabaka ve organizasyonlarının artık uluslararası seviyede yapılması ve büyük ilgi görmesi; ne kadar derin ve köklü bir tarihe ve ne derece engin ve zengin bir kültüre sahip olduklarının somut örnekleri olarak karşımıza çıkıyor. Türk dünyasının bu orijinal sporları, batı dünyası için de yeni bir heyecan kaynağı ve farklı bir soluk teşkil edebilir. Bizim sporlarımıza karşı meraklı seyirci durumunda olan batılılar, çok geçmeden uygulayıcı pozisyonuna geçebilir. Biz Türkler, bütün bu süreci çok iyi değerlendirerek geleneksel sporlarımızın bütün branşlarını birer dünya markası haline getirebiliriz. Bu spor dalları etrafında sektörler oluşturarak, kendi potansiyelimizi ve imkânlarımızı kendimiz yönetebiliriz. “