Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Trump’un Türkiye politikası şu anda belirsiz

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Geçenlerde Amerika’nın yeni Başkanı Trup hakkında yazdığımız bir yazıda “Şu anda ne söylenirse erkendir” demiştik. Ocak ayında kadrosu ile iş başına gelecek olan Trump’un şu an için Türkiye politikasının da belirsiz olduğu görülüyor. Yapılanlar ve söylenenler ise sadece tahminler üzerinden yürütülüyor.

 

Hiç kuşkusuz son günlerde gergin olan Türkiye- Amerika politikalarının iyileştirilmesi ve rayına oturtulmasını hepimiz istiyoruz. Yeni Başkan ve kadrosu ile iyi bir iletişim ve karşılıklı diyaloglarla sorunların çözümünün de mümkün olabileceğini söylemliyiz.

 

Geçenlerde konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Sabancı Üniversitesi Türkiye Tarihi Öğretim Görevlisi Adam McConnel, ABD'de başkan seçilen Donald Trump'ın Türkiye politikasının netlik kazanmadığını söyledi. McConnel, "Bunun temel sebebi de Trump'ın, dış politika konularında - kelimenin tam anlamıyla - 'sıfır' tecrübeye sahip olması. Hatta Trump'ın hiçbir siyaset tecrübesi bulunmuyor, zira daha önce böyle bir kamu görevine bir kere bile seçilmemişti. Netice olarak Trump'ın, kampanyası boyunca dış politikayla ilgili yaptığı açıklamalar, politikasının gerçekte ne olacağıyla ilgili mutlak göstergeler olarak alınmamalı. Trump'ın dış politika danışmanları da tartışmalardan darbe aldı ve Cumhuriyetçi Parti tarafından dahi eleştirildiler" diyerek gerçekleri yansıtmaya çalıştı.

 

Bizim için gündemde olan en önemli konulardan birisi FETÖ terör örgütün başı Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesidir. Nitekim yeni Başkan seçilen Trump’a bizi yönetenlerin ilk mesajı da “FETÖ’nün iadesi” konusu olmuştur.

 

Trump'ın dış politika konusundaki başdanışmanı olan Walid Phares'ın geçtiğimiz günlerde bir Amerikan-Türk konseyinin toplantısında yaptığı konuşmada Trump'ın Fetullah Gülen kültüyle Clinton kampanyası arasındaki muhtemel bağları inceleyeceğini ve 'Türkiye'yle daha yakın ilişkiler' kurmak istediğini söylemesi bizi heyecanlandırdı. Hatta konu ile ilgili medyada “Trump Gülen’i Türkiye’ye iade edecek” yorumları da ağırlık kazandı.

 

 

 

McConnel’i dinleyelim mi?

 

"Bu açıklama, Türk basınında bir heyecan yarattı. Köken olarak Lübnanlı bir Hıristiyan olan ve daha önce 2012'de Mitt Romney'in kampanyasında dış politika danışmanlığı ve aynı zamanda FOX News kanalında yorumculuk yapan Phares, Kuzey Suriye'de uçuşa yasak bir bölge ve güvenli bölgelerin oluşturulmasıyla ilgili de olumlu açıklamalarda bulunmuştu. Ama diğer yandan geçmişte, Türkiye'yle ilgili konularda son 8 ayda yaptığından oldukça farklı açıklamalar da yapmış bulunuyor. Daha da huzur kaçırıcı diğer bir ihtimal ise bizzat şimdiki zamanı ilgilendiriyor. Trump Cumhuriyetçi aday olduğu ve fakat hiçbir dış politika tecrübesi bulunmadığı için, Washington D.C.'deki 'yeni-muhafazakar' yani neo-con dış politika gruplarının, yeni yönetimde etkin konumlara gelme konusunda büyük istek göstermesini bekleyebiliriz. Mesela Phares geçmişte bir neo-con olarak nitelenmişti. American Enterprise Institute (AEI) ve the Heritage Foundation gibi neo-con düşünce kuruluşları, geçtiğimiz sekiz yıl süresince iktidar odağının koridorlarından uzak tutulmuştu. Buna rağmen güçlerinden bir şey kaybetmediler ve Cumhuriyetçi bir başkanın yönetiminde dış politika tartışmalarında yeniden nüfuz kazanacaklar. ABD seçimlerinin netlik kazanmasını takip eden saatlerde, Trump'ın neo-con dış politika gruplarından toplantı için randevular talep edeceğini öneren makaleler hemen birer birer sökün etti. 15 Temmuz darbe kalkışmasını doğru tahmin eden ve geçtiğimiz günlerde de Türk toplumu için daha fazla şiddet öngörüsünde bulunan Michael Rubin, AEI'nin en önde gelen Türkiye yorumcusu. Görünüşe göre Rubin, Trump'ın kontrolündeki bir Beyaz Saray'ın bu tarz siyasi randevularla uğraşmak zorunda kalacağını daha bir sene önceden tahmin ediyordu. Trump'ın dışişleri bakanı tercihi de çok yakından irdelenecektir, çünkü dış politika konularındaki tecrübesizliği ve bilgisizliği kuvvetle muhtemel dışişleri bakanına siyasi kararlarla ilgili daha fazla nüfuz, hatta bağımsızlık kazandıracaktır. Son olarak, Trump ayrıca Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e hayranlığını ifade etmiş ve Trump kampanyası Rusya'yla bağlantılı olmakla itham edilmişti. Washington ve Moskova arasındaki ilişkiler muhakkak ki bir Hillary Clinton başkanlığına göre farklı şekillenecektir ve bunun da Doğu Akdeniz'de doğrudan etkileri olacaktır. Fakat Trump siyaset alanında tamamen yeni olduğu için, Türkiye ve bölgeye yönelik nasıl bir siyasi tutum takınacağını ancak zamanla görebileceğiz."

 

Dikkat edilecek olursa yeni Başkan Trump hakkında kim ne konuşuyorsa, Başkan’ın siyasi deneyimsizliğinden söz ediyor. Bunlar, Trump’un çalışacağı kadrodaki deneyimli kadroların ortaya koyacağı eğilimlerle ağırlık kazanacağı anlamına geliyor. Şu anda bu kadrolar da belli olmadığı için şimdiden bazı konularda “hemen olacak” anlamında heyecana kapılmak bizi hayal kırıklığına da uğratabilir.

 

Bizim için önemli konulardan birisi de Suriye ve bölgemizde esen terör eylemleridir.

 

Peki, Amerika’nın Suriye politikaları değişir mi?

 

Hayır değişmez. Amerika’da bu tür politikalar devamlılık gösteriyor. Başkan da kadrolar da değişse Amerikan çıkarlarının devamı için bu tür politikalarda köklü değişikliklerin olması beklenmemelidir.

 

Trump, Başkan seçildikten sonra yaptığı teşekkür konuşmasında “Bizim için bundan sonra da Amerika’nın çıkarları ön planda olacaktır” demedi mi?

 

İşte bakınız Suriye konusundaki net açıklamasını da size yansıtalım:

 

"Suriye konusunda birçok kişiden farklı düşünüyorum. Suriye ile savaşılıyor, Suriye IŞİD ile savaşıyor ve IŞİD'ten kurtulmak gerekiyor. Rusya şimdi Suriye ile müttefik ve bizim sayemizde güçlenen İran da. Biz kim oldukları konusunda hiçbir fikrimiz olmadan Suriye'ye karşı muhalifleri destekliyoruz. Suriye’de Esad ile mücadele etmek yerine, terör örgütü IŞİD ile mücadeleye ağırlık verilmesi daha doğru harekettir."

 

Yeni Başkan bilgilendirildikçe olgunlaşacak, olaylara yaklaşımı netleşecektir. Bu da ancak, çekirdek kadrosunun oluşması ile mümkündür. Amerika gibi bir süper gücün yönetilmesi birkaç danışman ve kişinin görüşleri doğrultusunda değil, geniş kadroların katılımı ve geçmiş raporların da göz önünde bulundurulup değerlendirilmesi ile hayat bulacaktır.

 

Yeni Başkan Trump için sorun sadece Türkiye ve içinde bulunduğumuz coğrafya değil, tüm dünyayı kapsayan bir alandır. Şu anda belirsiz olan sadece Türkiye politikasını ön plana çıkarmak da doğru olmaz. Bugün Trump için yapılan değerlendirmeler sadece tahminlerin ötesine de geçmez.