Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Kıbrıs elden gidiyor mu

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Kıbrıs sorununa çözüm bulmak için Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde İsviçre'nin Mont Pelerin kasabasında Le Mirador Otel'de BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis arasında 20 Kasım'da başlayan ikinci tur görüşmelerde şu ana kadar somut bir adım atılmadı.

 

Ancak, müzakerelerde Türk tarafının büyük ölçüde Rum isteklerine boyun eğme eğilimi de hem KKTC’nde hem Türkiye’de büyük rahatsızlıklar yaratıyor. Müzakerelerdeki gelişmeler “Kıbrıs elden gidiyor mu?” sorusunu da gündeme getiriyor.

 

Önce görüşmeler ve ortaya atılan iddialara bir göz atalım:

 

Müzakerelerin ikinci turunun başladığı gün Rum Politis gazetesi dikkat çekici bir harita yayınladı. Rum yönetimine yakınlığı ile tanınan Politis gazetesinin haberi Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinde de geniş yer buldu.

 

Politis’in haberinde yer alan haritaya göre, KKTC'nin toprakları yüzde 36.2'den yüzde 28.5'e düşüyor. Kıbrıs adasının toplam yüzölçümünün 9 bin 251 kilometrekare... KKTC'nin şu anki yüzölçümü ise 3 bin 355 kilometre kare. Yeni haritaya göre KKTC'nin yüzölçümü 719 kilometrekare azalarak 2 bin 636 kilometrekareye iniyor. Buna göre KKTC, topraklarının yüzde 21.4'ünü kaybediyor.

 

Haritanın yansıttığı bir başka gerçeği ise KKTC'nin en stratejik bölgesi addedilen Dikkarpaz'da Federal Hükümet yönetiminde bir Rum özel bölgesinin kurulması teşkil ediyor. Yunan gazetesi To Vima'da Pazartesi günü yer alan analizde, söz konusu haritanın 'taslak çalışma' olduğuna işaret edilerek, nihai haritaya son şeklini Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis'in vereceğine işaret edildi.

 

Türk tarafı, müzakereyi KKTC'nin payını ilk aşamada yüzde 36.2'den yüzde 32.2'ye indirerek başlattı. Haliyle Rum tarafı bunu kabul etmedi. Rum lider Anastasiadis, buna karşılık yüzde 28.2'yi işaret etti. Akabinde Akıncı yüzde 29.2'ye kadar indi. 2004 yılında referanduma sunulan Annan Planı'nda Türk tarafına bırakılan toprak parçası Kıbrıs adasının yüzde 28.7'sini kapsadığından taraflar yüzde 28.5'te mutabık kaldı. Rumlar böylece Annan Planı'ndan daha iyi bir netice almış oldu.

 

Müzakerelerde ele alınan bir başka mesele ise kaç Rum'un Türk tarafına döneceği konusu oluşturuyor. Türk tarafı müzakerelerde rakamı 45 binden açtı. Rum lider Anastasiadis, 90 binden daha az bir rakamı kabul etmeyeceğini seslendirdi. Müzakereler devam ederse Akıncı'nın 80 bine kadar çıkabileceği iddia ediliyor.

 

Mevcut haritaya göre KKTC, Kıbrıs adasının toplam sahil uzunluğunun yüzde 55'ini elinde bulunduruyor. Yeni haritada bu 'yüzde 50:50' eşitleniyor!

 

Müzakerelerde “federal özel bölgeler” ilk kez gündeme geldi.

 

Bu bölgelerin yönetimi, iki devletin değil federal hükümetin yetkisinde olacak. Bunlardan birini 'Maronit Köyü Bölgesi (Kormakitis)', diğerini ise Karpas bölgesinde 4 köyü içine alan oluşturuyor. Karpas bölgesindeki özel bölgenin denize kıyısı da olacak!

 

Le Mirador Otel'de BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Rum lider Nikos Anastasiadis, bir hafta aradan sonra yeniden bir araya geldi. Müzakerelerde, ikinci buluşmanın ilk toplantısında toprak ve harita konusu ile diğer kriterler konuşulmadı.

 

Taraflar, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın garantiler konusunda yaptığı açıklamanın çözümlenmesi için gece geç saatlere kadar görüşmeler yaptı. Müzakerelerde son aşamaya geçilmesi için Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'den oluşan garantör ülkelerin de katılacağı muhtemel beşli konferansa ilişkin Kıbrıs Rum kesimi ve Yunan tarafının net bir tavır koyamamasının süreci tıkanma noktasına getirdiği de belirtiliyor.

 

BM yetkililerinin, sorunun aşılması için gerek masada, gerekse Rum tarafı ve Yunanistan arasında mekik diplomasisi yürütmesine rağmen, Kıbrıs Türk tarafının güvenlik ve garantilerin ele alınacağı beşli konferansa ilişkin tatmin edici bir cevap alamadığı kaydedildi. Yunanistan Başbakanı Çipras, Rum lider Anastasiadis ile geçen haftaki görüşmesinin ardından, ülkesinin beşli bir konferansa katılabilmesi için garantilerin kaldırılması konusu.

 

Çok değerli gazeteci kardeşim aslen Kıbrıslı olan Yusuf Kanlı, müzakerelerle ilgili çok anlamlı ve gerçekçi bir yazıyı kaleme almış. Kanlı’nın bu yazısının son kısmını sizlerle paylaşmak istedik:

 

“Rumlar “Mülkiyet başvurularında ilk söz hakkı Rumların” dedi. Kıbrıs Türk halkının malını mülkünü Rum tasallutuna sokacak bu adıma Akıncı ve ekibi boyun eğdi. Ankara ses çıkarmadı. Çapraz oylama dendi. Akıncı ve ekibi Kıbrıs’ta yeni bir ulus yaratma amacına matuf bu adımı “içselleştirdi”, Ankara “Dönüşümlü başkanlık olursa bu da olur” dedi. Dönüşümlü başkanlık hala daha hikâye, Rum lider Nikos Anastasiades nihai kararını toprak ödünü tamamlanınca verecek. Ama her halükarda en fazla dört yıla iki yıl. Ulaşım, yerleşim, mal edinme, iş kurma özgürlükleri sınırsız uygulanacak talebinde ısrar etti Rum tarafı. İki bölgeliliği de iki toplumluluğu da berhava edecek bu yaklaşıma bile evet denildi. Ankara yine sessiz kaldı. Kurucu devletler diyorduk, eyaletler haline getirdi Rum kesimi. Akıncı ekibi sessiz kaldı, kabul etti. Ankara sesini çıkartmadı. Kurucu devletler ekonomi, spor, eğitim vs alanlarında ikili anlaşmalar yapabilecekti. Rumlar merkezi hükümetin onayıyla diye ısrar etti. Onu da kabul etti Akıncı ekibi. Ankara yine sessiz kaldı. Kuzeye 100 bin Rum yerleşecek diye ısrar etti Rum kesimi. Anlaşıldığı kadarıyla kuzeyin nüfusunun %20’si diye kabul edildi. İki kesimliliği de iki toplumluluğu da sulandıran bu duruma Ankara yine sessiz kaldı. Ne imiş efendim, Annan planında da öyle imiş. Ölmemiş miydi o plan? Hani çoktan gömülmüştü? İşlerine gelince hortladı… Ama tüm değil, arzu edilen maddeleri. Toprak ile güvenlik beraber konuşulacak, beşli konferans tarihi belirtilmeden toprak meselesi ele alınmayacaktı. İki konuyu ayırmayı kabul etti Akıncı ekibi. Toprakta %29.2’ye kadar gerileyebileceklerini açıkladılar. Görüşmede ilave yüzde bir falan daha verebileceklerini ima etler. Neyse ki harita koymadılar masaya… Ankara kaşını kaldırdı, bir şey demedi. Şimdi, Rumlar masaya haritayı almaya, güvenlik başlığında da Türkiye adadan tümüyle çıkışının takvimini ve 1960 sisteminin ortadan kaldırılmasının şartlarını konuşmak isterse gelebileceklerini konuşmaya oturdu. Akıncı ekibi kabul etti. Ankara sessiz.”