Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Tavukçuluk sektörü de kriz yaşıyor

necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Birçok sektörde yaşanan krizler tavukçuluk sektörünü de vurdu. Tavuk ve yumurta üretimi çoğalıyor ama bunları satabilecek pazar bulamıyoruz. Sektör, bugünlerde ancak iç tüketimle ayakta durmaya çalışıyor.

 

 

 

Konu ile ilgili açıklamalar yapan ve yetkililerin dikkatini çeken Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar’ın yaptığı şu açıklama, bu sektörün de can çekişmekte olduğu gerçeğini yansıtıyor:

 

 

 

“Kanatlı eti ve ürünlerinde Ocak-Eylül döneminde ihracatın 343,1 milyon dolardan 254 milyon dolara gerilemesi, üreticinin üretimi azaltmasına yol açtı. Yumurta ve yumurta ürünlerinde Ocak-Eylül döneminde ihracat, 204,7 milyon dolardan 188 milyon dolara geriledi. 9 aylık dönemde ihracat, yumurta ve ürünlerinde yüzde 8,15, kanatlı eti ve ürünlerinde ise yüzde 26 düşüş yaşanmıştır. 2010 yılında 11,84 milyar adet olan yumurta üretiminin2014 yılına kadar yüzde 44,8 artarak 17,15 milyar adede çıktıktan sonra 2015 yılında yüzde  2,44 düşerek 16,7 milyara, tavuk eti üretiminin ise 2010-2015 döneminde yüzde 32,1 artarak 1,44 milyon tondan 1,91 milyon tona çıktığının belirten Bayraktar, “Görüldüğü üzere sektör, son beş yılda üretimde yukarı yönlü ciddi bir ivme yakalamıştır. En önemli ihraç pazarı olan Irak’a yönelik yaşanan sevkiyat sıkıntısı ve dünya ekonomisindeki olumsuz gelişmeler, 2016 yılında gerek üretimi gerekse ihracatı olumsuz etkilemiştir. Umarız ihracatta hayata geçirilecek girişimlerden sonuç alınır, sektör yeniden geçen yılki performansının üzerine çıkar”

 

 

 

Bu noktada TZOB Genel Başkanı Bayraktar, sektörün içinde bulunduğu sıkıntıdan nasıl kurtulması gerektiği yönünde de bazı önerilerde bulunuyor. Bu önerileri de şöyle sıralıyor:

 

 

 

“Sektörde yeni yatırımlardan ziyade mevcut kümeslerin rehabilite edilmesi gerekir.

 

Bunun dışında; yeni pazarlar elde etme, mevcut pazarlarda kalıcı olabilme ve pazar payını büyütebilme açısından devletin desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yönde çalışmalar ve planlamalar yapılması elzemdir. Üreticiyi yemde dışa bağımlılıktan kurtaracak, ucuza yem teminini sağlayacak destekler hayata geçirilmelidir. Özellikle yumurtada arz/talebi dikkate alarak üretim planlaması yapılmalıdır. Kuş gribinin her zaman risk oluşturduğu düşünülerek, mücadele tavizsiz sürdürülmelidir. Sektördeki örgütlenme desteklenmelidir. Seralar için yapılan enerji tarife düzenlemesi kümesler için de uygulanmalı, bu üreticilerimizin de indirimli tarifeden elektrik almaları sağlanmalıdır. Çin’in tavuk ayağı ihracatımıza uyguladığı kısıtlamaların kaldırılması yönündeki girişimlerin sonuçlandırılması ve buraya tekrar ihracatın sağlanabilmesi, Japonya ile yapılan görüşmelerin de tamamlanarak bu ülkeye ihracatın sağlanması sektör açısından önemlidir. Avrupa Birliği hala çiğ tavuk ihracatımıza yasak uygulamaktadır. Bu konuda da aradaki pürüzlerin kaldırılmasına ve somut adımların atılmasına ihtiyaç vardır”

 

 

 

Buraya kadar her şey tamam da tamam olmasına, tavukçuluk sektörün içinde bulunduğu sıkıntıların atlatılması için ortaya konulan çözüm yolları işletilebilir mi bu çok önemlidir.

 

 

 

Bakınız TZOB Başkanı sektörün ayağa kalkması için Çin ve Japonya’ya uzanacak bir yolculuktan söz ediyor. “Tavuk ayağı ihracatımıza uygulanan kısıtlamalar kalkmalıdır” diyor. Ortada adı geçen ülkelerle bir sorun yaşandığı kesin ama bu sorunlar neden çözülemiyor buraya bakmak gerekir.

 

 

 

Çin ile ticaret alanında da bir kriz mi yaşanıyor? Yaşanıyorsa bu kriz niçin çözülmüyor?

 

 

 

Bayraktar “Avrupa Birliği hala çiğ tavuk ihracatımıza yasak uyguluyor “ diyor. Peki, bu yasak niye kaldırılamıyor?

 

 

 

Avrupa ile zaten sıkıntılıyız. Avrupa Parlamentosu (AP), Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulması çağrısı yapan karar taslağını da kabul ederek yaşanan sıkıntıları daha da artırdı.

 

 

 

Bundan böyle Avrupa ile iş yapmamız zorlaşacak. Batı’dan zaten turist gelmiyor. Şimdi adı geçen ülkelere mal satmamızın da önü kesilecek. Avrupa, hemen her alanda bizi köşeye sıkıştırmak ve boğmak için pusuda bekliyor. Bundan sonra ilişkiler nasıl düzelir bunu da kestiremiyoruz?

 

 

 

Rusya bile tavuk ve yumurta pazarımıza kapılarını kapattı. Araplar artık tavuk ve yumurta almıyor. Suriye üzerinden yapılan ihracat işlemleri de zaten yıllardır durmuş bulunuyor. Irak, bizim için çok önemli bir pazardı ve önemli ihracatı bu ülkeye gerçekleştiriyorduk bu kapı da kapandı. Çiğ tavuk ve yumurtanın çok önemli bir bölümünü Irak almaktaydı.

 

 

 

Sorunlar çığı gibi büyüyor.

 

 

 

Yeni bir ihracat stratejisi nasıl uygulanacak?

 

Hangi pazarlara açılacağız? Yeni Pazar bulmak, mal satmak öyle kolay mı?

 

 

 

Hep yazıyoruz, uyarıyoruz ve söylüyoruz:

 

 

 

Kavgalı olmadığımız ülke kalmadı. İhracat yollarımız kapandı. Üretebildiğimiz malı satamadığımız süre içinde para kazanmamız ve üretim kapasitemizi artırabilmemiz de mümkün değil.

 

 

 

Daha önce Suriye ve Irak pazarlarımız vardı ve ne var ki bu iki önemli pazarı da kaybetmiş durumdayız. Bu pazarlara sadece tavuk, yumurta değil, birçok malı ihraç ediyorduk. Gaziantep sanayisi adı geçen bu ülkelere çalışıyordu. Eğer bugün Gaziantep’te sanayi çöküşü yaşanıyor, üretim durma noktasına gelmişse bunun nedenlerinin de iyi araştırılması gerekiyor.

 

 

 

Geçenlerde Mersin’deydik. Mersin limanı ihracat üzerine destan yazıyordu. Özellikle de yöredeki ürünlerin Ortadoğu, Afrika, Körfez ülkelerine gönderimleri buradan gerçekleştiriliyordu. Görüştüğümüz yetkililer artık eski günleri aradıklarını söylediler. Özetle Mersin gibi bir bölgede bile eski hareketlilikten bir eser kalmamış.

 

 

 

Ekonomide kötüye gidiş, her sektörü vurduğu gibi, şimdi de tavukçuluk ve yumurta sektörünü etkilemiş olması bizim için sürpriz değildir. Dolardaki artış nedeni ile girdilerdeki fiyatlarda artışlar olacaktır, sektör bunu kaldırabilir mi, iflaslar olur mu bunları da bekleyip önümüzdeki günlerde göreceğiz.

 

 

 

Temennimiz ilerleyen günlerde bugünleri de arar hale gelmememizdir.