Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Rusya beklentilerimizi karşılamadı

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası ortamın iyileştirilmesi için atılan adımlar sonrası yazdığımız bir yazıda “Rusya’ya güven olmaz. Putin, iyi bir satranç oyuncusudur ve kindardır. Kendi çıkarlarını ön planda tutar” demiştik.

 

Krizin sona ermesinden sonra hem turizmciler, hem yaş meyve ve sebze ihraç eden sektör temsilcileri adeta bayram etmişlerdi.

 

Ancak aradan geçen zaman içinde beklenenlerin gerçekleşmediğini görüyoruz.

 

Zaten turizm sektörümüz yaşanmakta olan terör olaylarından en fazla etkilenen bir sektör olarak öne çıkıyor. Bu durum Rusya’dan gelecek olan turistlere de geri adım attırıyor. Batı’dan zaten artık turist beklemez olduk. Bu nedenle de bütün gözlerimiz Rusya üzerinden gelecek turistlere kilitlendi.

 

Türkiye Otelciler Birliği Genel  Müdürü Taşdemir, 2017 beklentilerini değerlendirirken Rusya pazarından da beklentilerinde hayal kırıklığı yaşadıklarını söyledi. Taşdemir “En ufak olumlu  sinyal yok. Şu anda Rusya’nın en önemli turizm fuarı var ve biz katılımcı değiliz. Bizim katılmamızı kabul etmediler. Dolayısıyla bir yumuşama maalesef  mevcut değil. Bugün yaşadıklarımız sadece Türkiye’ye özgü bir Hadise değil.  Güvenlik sorunu artık tüm dünyada sıkıntılı bir hale büründü. Paris, Ankara,  İstanbul ve son olarak Brüksel’de terör hadisesi ortaya çıktı. Bunlar turizmi  olumsuz etkileyen şeyler. Biz turizmciler olarak, bu tür olayların sektörümüzü  etkilemesinden ziyade, barış ortamının tesis edilmesinin önemli ve gerekli  olduğunu düşünüyoruz”  diyor.

 

Biz içinde bulunduğumuz 2017 turizm sezonunda en çok Rusya’dan gelecek olan turistlere güveniyorduk. Ancak, rezervasyonlar beklendiği gibi gerçekleşmedi. Kaldı ki, daha önce yapılan rezervasyonlarda da iptaller yaşanıyor. Konuyu da yine Taşdemir’den dinleyelim:

 

 

 

“Bu sene turizmi etkileyen olumsuzluklar Rusya ile ortaya çıkan  gerilimle başladı. Sonrasında özellikle Ankara ve İstanbul’da meydana gelen terör  saldırıları ile devam etti. Şu anda sektör olarak yoğun iptaller almış  durumdayız. Ancak bu zor günleri aşacağımıza inanıyorum. Rezervasyon taleplerinde  zor günleri aştıktan sonra belli bir ivme yakalayabiliriz. Bu sene, geçen yılki  rakamları yakalamayı hedeflemiştik, ancak son günlerde meydana gelen olaylar  nedeniyle yüzde 30 civarında bir kayıp bizim için başarı olacak gibi görünüyor.  Turizm sezonu başladı ve rezervasyon akışı küçük de olsa problemli. Ancak  rezervasyon akışındaki problem sadece Türkiye’de değil, pek çok ülkede bu şekilde  cereyan ediyor. Turizm destinasyonunu çeşitlendirmemiz lazım. Antalya’da tek pazara  bağlı olduğumuz için Rusya ile siyasi gerilim nedeniyle ciddi kriz yaşadık. Bu  tür krizlerde, örneğin İstanbul’da bir terör hadisesi yaşandığında Konya, Antalya  bundan etkilenmemeli. Bunun için de acilen pazar ve destinasyon çeşitlendirmesine  gitmemiz gerekiyor ”

 

Dikkat edilecek olursa uçak krizinin sona ermesine, Rusya ile bir bahar havası yaşamamıza rağmen Rusya halen turist göndermemekte direniyor. Rusya’nın en önemli turizm fuarına bile katılmamızı istemediler. Bunun yanında yaş meyve ve sebze alımını da eskisi gibi yapmıyor. Türkiye dışındaki başka pazarlara kapılarını açıyor.

 

Bilindiği gibi Antalya’daki oteller “her şey dahil” sistem ile Rus turist bekliyor. Geçen yıl Rusya’dan beklenen turistlerin gelmemesi nedeni ile birçok otel kapandı, el değiştirdi ya da küçülmeye gitti. Bu yıl umutla beklenildi. Ancak şu ana kadar bu beklentilere yanıt gelmemesi yine turizmcileri kara kara düşündürmeye başladı.

 

Rusya “iş olsun, torba dolsun “diye birkaç uçak dolusu turist gönderdi, Carter seferleri düzenledi, birkaç kalem de yaş sebze ve meyve ithal ederek işi idare etmeye çalıştı. Bunun da ne yazık ki sonu gelmedi.

 

Turizm sektörüne yön verenler, geçen yıllarda olduğu gibi yine iç turizme yönelik çalışmalara ağırlık vereceklerini söylüyor.

 

Bodrum’da kurulu bulunan Bodrum Profesyonel Otelciler Derneği (BODY) Başkanı Serdar Karcılıoğlu, 2016 turizm sezonunu değerlendirirken “Hayal kurmamak, hayalci olmamak lazım. Yöneticilerin, sektör dibe vurmadan, turizmin kollarından tutması gerekiyor” demişti. Bugün turizmde gelinen noktanın nerelerden kaynaklandığına da değinerek şu görüşleri paylaşmıştı, kendisini dinleyelim:

 

“Gezen insanın yönünün değişeceğini, terör konusunun turizmi vurduğunu, Devlet, sektör temsilcilerinin söylemleri ile sektöre bakıyor. Yaranma peşinde koşan bazı insanların her şeyi olumlu göstermesi yüzünden devlet, turizm sektörünü muhteşem görüyor. Pasta payı 35 milyar Dolarlık olan turizm sektörünün gelirini, bin – bin beş yüz kişi ve kurum paylaşınca, çok ciddi paralar kazanıldığı düşünülüyor. Turizmde çalışan profesyoneller çok rahat, iyi maaş ve iyi sosyal haklara sahip deniyor. İşim gereği, Ankara ve Turizm Bakanlığı’nda sık işleri olan biriyim. Orada konuştuğum üst düzey yöneticiler, bunu böyle gördüklerini söylüyor, çünkü turizm temsilcileri de onlara böyle söylüyor. Dünyada rol model olan tur operatörleri, uçakların yönlerini başka bir tarafa çevirdi.  Kiralık uçak koltukları için en az beş yıllık bir sözleşme yapılıyor. Bölgemize sözleşmesi bitenler de sözleşmelerini yenilemedi. Avrupa’nın Güneyi, İspanya, Portekiz ve İtalya’ya çevrilen turlarla şu anda oralardaki tüm yataklar dolmuş durumda! Siz Alman ya da İngiliz olsanız, bu ülke şartlarında, tatil için Türkiye’ye gelir misiniz? Ya da bizler, yaşanan gerilimden dolayı tatil için Mısır’a gider miyiz? Tüm bunlar, matematiksel veriler! Hayal kurmamak, hayalci olmamak lazım! Yöneticilerin, sektör dibe vurmadan, turizmin kollarından tutması gerekiyor, Bizim başka işimiz yok! Gece ve gündüz hep bu meslekle yaşıyoruz! Geçmişte yaşanan krizler için yaptığımız uyarılarda da haklı çıkmaktan bıktık. Umarım bu kez, turizm profesyonellerini ciddiye alırlar.”

 

Görüldüğü gibi terör, hemen her konuda olduğu gibi turizm sektörünü de çok derinden etkiliyor. Can ve mal güvenliğinin olmadığı ülkelere turist gitmiyor. Temennimiz ülkemizin bu terör belasından bir an önce kurtulmasıdır. Taşların yerine oturması bakımından terörden arınmış bir ülke olarak eski parlak günlerimize dönmekten başka bir seçeneğimizin olmadığını da görmekteyiz.