Ana Sayfa | Necdet Sivaslı

Amerika ile eski günlere dönülebilir mi

Necdet Sivaslı


Necdet Sivaslı

Geçenlerde Amerika ve Türkiye ilişkilerini ele alan bir yazı yazmış ve “Trump’un göreve başlaması ile ilişkiler yeniden eski günlere dönebilir mi?” diye sormuştuk. Çünkü, bizi yönetenler “Trump ve yönetimi ile görüşmeler yapacağız, bölgede birlikte hareket etme noktalarında anlaşma sağlayabilirsek eski günlere dönebileceğiz” diyorlar.

 

Kısaca yeniden değinelim:

 

Yeni yönetimden sıcağı sıcağına iki isteğimiz olacak. Birincisi FETÖ  terör örgütü lideri Fethullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi, ikincisi de Suriye’deki PKK terör örgütünün uzantısı PYD güçlerine yardım ve desteğin kesilmesi, IŞİD ile mücadelede birlikte hareket edilmesi.

 

Bu konularda gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan,gerekse Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun çok samimi ve açık ifadeleri olmuştur.

 

Bu yazımızdan hemen sonra Seçilmiş ABD başkanı Donald Trump'ın Dışişleri Bakanı adayı Rex Tillerson, Türkiye'nin çok eski bir NATO müttefiki olduğunu belirterek "Suriye meselesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la tekrar çalışmalıyız" şeklinde bir açıklama yaptı.

 

Şu anda bölgede Amerika’nın söz sahibi olabilmesinin önü kesiliyor. Özellikle Rusya, Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerin gelişmesi Amerika’da endişe ile izleniyor. Tillerson ABD’nin bölgede tekrar söz sahibi olabilmesi için “müttefikleriyle ve dostlarıyla” tekrar çalışması gerektiğini söylemeye çalışıyor.

 

Bu açıklamalar hiç kuşkusuz önemlidir. Yıllardır dost ve müttefikimiz olan Amerika ile aradaki sıkıntıların giderilmesi, yeniden eski günlere dönülmesi ve birlik bütünlük içinde çalışılması çıkarlarımıza uygun olacaksa biz bunda bir sakınca görmüyoruz. Önemli olan samimi olmak, Türkiye’nin çıkarlarını da göz önünde bulundurmak olmalıdır.

 

Önce Tillerson’un konu ile ilgili açıklamalarına bir göz atalım:

 

“Atmamız gereken ilk adım bölgedeki geleneksek müttefiklerimiz ve dostlarımızla tekrar çalışmak olmalıdır. Tekrar geri döndüğümüzü onlara gösterip bir planımızın olduğunu anlatmalıyız. Şu anda bulunduğumuz noktada hiçbir şey yapamayız. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la tekrar çalışmalıyız. Türkiye bizim çok eski bir NATO müttefikimizdir. Bölgede ABD’nin eksikliğinde kaygılandı ve yüzünü Rusya’ya döndü. Rusya kalıcı bir müttefik değildir. Rusya’nın kalıcı bir müttefik olmadığını açıkça göstermek gerekiyor. Türkiye'nin müttefiki ABD’dir.”

 

Buraya kadar her şey çok güzel, değerlendirme de olumlu. Tillerson, açıklamasının can alıcı noktasında da bölgede atılması gereken ikinci adım olarak ise Suriye’de DEAŞ’a karşı mücadele etmek gerektiğini söyledi. “Esad sonrasında da geleceğe karar vermeliyiz” diye sözlerini noktaladı.

 

Buraya bir nokta koyalım ve yeni bir paragraf açalım:

 

Amerika’nın yeni Dışişleri Bakanı olacağı söylenen Tillerson, dikkat edilecek olursa konuya çok hakim görünüyor. Türkiye’nin bölgedeki gücünü ve önemini de kabul ediyor. Yeniden eski günlere dönülmesi konusunda bir çaba göstereceklerinin de altını çiziyor.

 

Beklentilerimiz olan FETÖ terör örgütü lideri Gülen’den ve Türkiye’ye iade edilmesinden hiç söz etmiyor. İkinci beklentimiz PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD konusuna da değinmiyor. Bu iki önemli konuyu adeta görmezden geldiğini görüyoruz.

 

Bizi yakından ilgilendiren bir başka konu da Rusya ile yakınlaşmamızdan rahatsızlık duyduklarıdır. Rusya’nın kalıcı bir müttefik olmadığına değinerek bu ilişkilerden duydukları rahatsızlıkları da dile getiriyor.

 

Biz de şunu söyleyelim:

 

Trump ve yönetimi ile eski gerilimli günleri yaşayacaksak, “eski tas eski hamam” deyimi ile ne değişecek?

 

Yıllardır bizi oyaladılar. PKK’ya ve onun uzantısı PYD/YPG güçlerine silah yardımı yaptılar. Deyim yerinde ise “altımızı oydular.” İncirlik Üssü’nü bile biz karşı kullanmaktan çekinmediler. Bugün ortaya çıkan gerilimin en büyük nedenini de kendileri oluşturdular. Biz artık “dost ve müttefikimiz” dediğimiz ülkelerle aynı sıkıntıları bir daha yaşamak istemiyoruz. Güvenmek istiyoruz.

 

Bu nedenle Trump ve yeni yönetimi ilk önce bize bu güven ortamını sağlamalıdır.

 

Dostluk ve müttefik olmanın kuralları vardır ve yıllardır Amerika bu kuralları hiçe sayıyor. Bizim için önemli olan çıkarlarımızdır. Güvenliğimiz ve bölgedeki varlığımızın korunması bizim için “olmazsa olmazlar” arasındadır.

 

Trump ve yeni yönetimi bunları göz önünde bulundurmadıktan sonra yapılan bu tür açıklamaların hiçbir şey ifade etmeyeceğini söylemek istiyoruz.