Ana Sayfa | SİYASET Türkiye

AİHM Alevi Kararı İçin AKP Ne Dedi

alevi akp sunni

Türk hükümeti AİHM önünde kendini, Alevilerin kendi aralarında “homojen bir yapıya” sahip olmadıkları, devletin dinlere karşı “tarafsız ve yansız” olduğu, Diyanetin “İslam’ın Sufi yorumuna hizmet vermediği”, cemevlerinin cami, mescid, kilise ve sinagogların aksine ibadethane (mabed) kategorisine girmediği tezleriyle savundu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2010 yılında açılan davayı karara bağladı. Mahkeme, Türkiye’de Alevilerin din özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine ve kendilerine dini planda ayrımcılık yapıldığına hükmetti. AİHM’nin cemevleri kararı kesinleşti

Türkiye’deki en önemli Alevi kuruluşlarından Cem Vakfı’nın, Alevilerin kamusal hakları konusunda 11 yıldır sürdürdüğü hukuk mücadelesi bugün AİHM tarafından açıklanan kararla sona erdi. Cem Vakfı 2005 yılında Başbakanlığa başvurup Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi ve diğer inançları da kapsayacak şekilde kamu hizmeti vermemesinden şikayetçi olmuştu. Vakfın talepleri arasında, Aleviliğe hukuksal statü tanınması, cemevlerinin ibadethane (mabed) olarak tanınması, cemevi inşasına imkan tanınması, cemevlerinin işleyişi için kamusal fon öngörülmesi ve Alevi dedelerine devlet memuru statüsü kazandırılması da vardı.

Tüm bu talepler 19 Ağustos 2005 tarihinde Başbakanlık tarafından reddedildi. Başbakanlık, Diyanet İşleri’nin tüm dinlere “eşit” yaklaştığını, cemevlerine ibadethane statüsü verilemeyeceğini, Alevi dedelerinin devlet memuru olamayacağını, Alevilere özel kamu fonu aktarılamayacağını bildirdi. Başbakanlığın bu yanıtı üzerine Alevi inancına bağlı bin 919 vatandaş Başbakanlığı Türk mahkemelerine şikayet etti, ancak mahkemeler Başbakanlığın ret yanıtının yürürlükteki yasalarla uyumlu olduğuna hükmetti. Bu karar 2 Şubat 2010 tarihinde Danıştay tarafından da onandı.

Bunun üzerine Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, beraberinde 202 kişiyle birlikte konuyu 2010 yılında AİHM gündemine taşıdı. Dava AİHM tarafından 2013 yılında görülmeye başlandı. Davanın kapsam ve önemini göz önünde bulunduran mahkeme, dosyayı 7 yargıçlı küçük bir daire yerine, kararları nihai olan 17 yargıçlı Büyük Daire’ye gönderdi.

Davacı grup AİHM’ye sunduğu iddianamede, Alevilerin devletin sağladığı din hizmet ve olanaklarından yararlanamaması ve bu hizmetin sadece Sünni İslama mensup Müslümanlara verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili 9’uncu maddesine aykırı olduğunu savundu. Aleviler, bu durumun AİHS’nin ayrımcılıkla ilgili 14’üncü maddesine aykırı olduğu tezini de işledi.

Türk hükümeti AİHM önünde kendini, Alevilerin kendi aralarında “homojen bir yapıya” sahip olmadıkları, devletin dinlere karşı “tarafsız ve yansız” olduğu, Diyanetin “İslam’ın Sufi yorumuna hizmet vermediği”, cemevlerinin cami, mescid, kilise ve sinagogların aksine ibadethane (mabed) kategorisine girmediği tezleriyle savundu. Alevilerin kendilerini “İslam’ın sufi, rasyonalist ve pratik bir yorumu” olarak gördüklerini belirten hükümet, Alevi inancının “ne tam olarak bir din olarak ne de İslam’ın bir dalı olarak görülemeyeceği, Sufi tarikatı olarak ele alınması gerektiği” tezini işledi. (Deutsche Welle Türkçe-Kayhan Karaca)


Başbakan Yıldırım ve MHP lideri kritik görüşme sonrası konuştu

Başbakan Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli arasında günlerdir merakla beklenen görüşme gerçekleşti

Flaş açıklama, 'Anayasa değişikliğiyle ilgili teklifi 15 gün içinde TBMM'ye sunacağız'

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, Namık Kemal Üniversitesinde düzenlenen "Türkiye'de Anayasalar ve Siyaset" konulu konferansta önemli açıklamalarda bulundu

Metin Feyzioğlu, 'Hiç kuşkusuz Türkiye'nin yeri Avrupa Birliğidir'

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Denizli Barosunun yeni hizmet binasının açılışına katıldı