Ana Sayfa | Türker Ertürk

Arktika ve Antartika

Türker Ertürk


Türker Ertürk

Geçtiğimiz salı “Türkiye nereye gidiyor?” konusunu anlatmak için Kocaeli Türk Ocağı’na davetliydim. Konferansa ilgi, katılım ve heyecan yüksek seviyedeydi. Her şeyden önemlisi salonu dolduran kalabalığın yüzde 90’nı 30 yaşının altında genç ve üniversite öğrencisiydi. Gençlerin siyasete katılıyor ve ülkemizin sorunları ile ilgileniyor olması çok önemliydi. Çünkü emperyalist güdümlü 12 Eylül 1980 darbesi sonrası gençlik bugünler için bilinçli olarak depolitize (siyasetten uzaklaştırmak) edilmişti.

Konuşmam ve arkasından yaptığımız soru ve yanıt bölümünün sonunda gençlerle beraber karar verdik; Erdoğan ve AKP’nin ülkemiz, demokrasimiz, geleceğimiz, milli birliğimiz ve Türklük için tehdit oluşturduğuna ve onlara karşı mücadelenin vatanseverlik olduğuna!

Yarın ise Akdeniz Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler Bölümü ile İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği ve İstanbul-Galata’da bulunan İstanbul Barosu Kültür Merkezi’nde yapılacak “Küresel Bakışla Kutuplar, Arktika ve Antarktika Kıtalarında Güncel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” çalışmasına konuşmacılardan birisi olarak katılacağım.

Ayı

İnsanlığın açgözlülüğü, emperyalizm ve onun tetiklediği savaşlar nedeniyle yaşlı dünyamızın karasal doğal kaynakları artık tükenme noktasında. Kalan kaynakların çoğu dünyanın yüzde 71’ini kaplayan denizlerde ve kutup bölgelerinde! İşte bu nedenle bu bölgelerin ( denizler ve kutup bölgeleri) paylaşımı için kıyasıya rekabet ve mücadele var.

MEB ( Münhasır Ekonomik Bölge) denizlerin ve onun tabanındaki doğal kaynakların paylaşılması için ortaya çıkarılmış hukuki bir kavram. MEB ile denizlere kıyıları bulunan devletler sahillerinden itibaren açık denize doğru 370 km genişliğinde alana bir şekilde sahip olabiliyorlar. Bu yolla yaklaşık 10 milyon km² yüzölçümü olan ABD 11,5 milyon km², 7,5 milyon km² yüzölçümü olan Avustralya 8,5 milyon km² deniz alanına ve tabanına sahip oluyor. İngiltere ve Fransa’nın kazanımları ise korkunç! İngiltere MEB ile kara ülkesinden 21 kat daha büyük, Fransa ise 14 kat daha büyük bir deniz alanına yani Mavi Vata sahip oluyor. Mavi Vatan ise kısaca protein, enerji, doğal gaz, petrol, madenler ve özetle zenginlik ve katma değer demek! 

Denizlerdeki paylaşım mücadelesinin yanında kutuplarda da mücadele devam diyor. Kuzey Kutbu’nun bölüşümü için savaş bile çıkabilir. Arktika Kuzey kutup dairesinin üstünde kalan bölge olarak tanımlanıyor. Adı eski Yunancada ayı (arktos) anlamına gelen sözcükten türemiştir. Bu bölge 9 milyon km²’si kara olmak üzere 27 milyon km²’dir.

Türkiye orada olmalı!

Kuzey Kutbu’na sahildar olan ülkeler ( ABD, Kanada, Danimarka, Norveç ve Rusya) bölgeyi kendi lehlerine bölüşebilmek için faaliyetlerini arttırmakta, yatırım yapmakta, sürekli asker konuşlandırıp tatbikatlar icra etmekte ve üsler kurmaktadır. Görülen o ki, paylaşım mücadelesi çok sert geçecektir.

Antarktika ise Güney Yarımkürenin en güneyinde bulunan ve Güney Kutbu’nu içine alan kıtadır. Antarktika adı da eski Yunancadan gelir Arktika’nın karşısındaki anlamındadır. Yaklaşık 14,5 milyon km² yüzölçümlü kıtanın yüzde 97’si buzlarla kaplıdır.

Antarktika bugün doğal kaynakları nedeniyle paylaşımı için iştah kabartan ama henüz paylaşılmamış dünyanın tek alanı. İnsanlığın ortak mülkiyetinde olmalı ve hiçbir devletin egemenliğine verilmemeli! Emperyalizmin baskısına rağmen bu yönde çalışmalar var. 1959 tarihli Antarktika Anlaşması ile kıtanın askeri amaçlarla kullanılması, tatbikatlar yapılması, nükleer dahil silah denemelerinin icra edilmesi ve askeri üslerin kurulması yasaklanmış. Bölge bilimsel araştırmalara ve barışçıl amaçlı çalışmalara açık!  Komşumuz Bulgaristan dahil ülkelerin burada bilimsel araştırma üsleri var. Bizim de olmalı! Bireysel girişimlerle Türk Bayrağı araya dikilmiş ama yetmez. Türkiye Cumhuriyeti geleceğimiz için orada olmalı. İşte yarın bu konular konuşulacak, katılımınızı tavsiye ederim.

Saygılar sunarım



 

 

 

 

.