Ana Sayfa | Türker Ertürk

AYDIN FAHİŞELİĞİ

Türker Ertürk.


Türker Ertürk

Biliyorsunuz vücudunu para karşılığı satan kadına fahişe denir. Fahişe kelimesi Arapçada azgın veya utanmaz anlamına gelen “fahişa” kelimesinden türetilmiştir. Türkçede ilk olarak Enderunlu Vasıf’ın divan edebiyatında kullanılmıştır. Fahişeler için Farsça “rospi” kelimesinden türeyen “orospu” gibi kaba sayılan sözcükte kullanılır.

Yasal olarak fahişelik yapanlar mahalli idarelerden izin alırlar. Bu izin belgesine vesika denir. Amaç düzenli sağlık muayenelerinin yapılması ve temasta oldukları kişilere hastalık bulaştırmamalarıdır. Toplum sağlığını ve düzenini ilgilendiren bütün mesleklerde durum böyledir. Doktor, hemşire, güvenlik görevlisi, otobüs şoförü, hepsinin elinde diploma veya ehliyet gibi belgeleri yani vesikaları vardır. Ama siyaset yapmak isteyenlerin hele hele toplumu bilgilendireceğim, aydınlatacağım, yönlendireceğim diyerek gazete ve televizyonlarda boy gösterenlerin hiçbiri her hangi bir vesikaya tabi değildir.

İstikrarsızlık, kargaşa, çatışma

Anadolu’da bir söz var “yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” diye. Bu felsefi yaklaşımdan giderek “yarım aydın vatanından ve özgürlüklerinden eder” dersek sanırım yanlış olmaz. Ülkemizin hal-i pür melali ortada. Geçtiğimiz pazar genel seçimler yapıldı ama geleceğe umutla bakamıyoruz. İstikrarsızlık, kargaşa, çatışma ve sancılı bir dönem bizi bekliyor. Bu duruma düşmemizin birçok nedeni var ama özellikle yarım aydınlar ile ruhunu, aklını ve kalemini menfaati için satan aydınların rolü çok büyük.

Neymiş efendim; MİT’in refakat ettiği tırlarla Suriye’de teröristlere silah gönderiliyormuş. Peki, bu yeni bir şey mi? Tabi ki, hayır! AKP liderliğinde Türkiye, Mart 2011’de Suriye’de başlatılan emperyalizmin vekalet savaşına başından beri destek veriyor. Biz bombalar patlarken Nisan 2012’de Suriye’ye gittik, yerinde tespit ettik ve yazdık; “Türkiye arkasında ABD’nin olduğu vekalet savaşına çıkarına olmadığı halde destek veriyor, teröristleri eğitiyor, silahlandırıyor ve Suriye’ye gönderiyor” diye. O zaman bu konuda neler yaptınız?

Dayılık nereden geliyor?

Türkiye’nin Suriye’ye terör ihraç edebilmesi ve Erdoğan’ın önünün açılması için askerin kafeslenmesi gerekiyordu. ABD bunu istiyordu! Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlar bunun için yapıldı. Hiç bu konuyu zamanında sorgulayıp yazdınız mı? Hayır, çünkü siz Erdoğan’ın da bulunduğu emperyalizmin vagonuna binmiştiniz. Görevleriniz ve üsluplarınız farklı da olsa aynı yere hizmet ediyordunuz. Emperyalist planlar gereğince Kemalizm’i silmek, laikliği aşındırmak ve Türk Ulusal kimliğine darbe vurmak maksadıyla Atatürk’ü itibarsızlaştırma filmlerinin içinde oldunuz ve vizyona koydunuz.

Şimdi Erdoğan’a dayılanıyorsunuz! Daha önce neredeydiniz! Açık konuşalım; siz okyanus ötesinden bulunan üst akıldan işaret aldınız. Erdoğan’ın üstünün çizildiğini, onla devam etmek istemediklerini ve onu vagondan atmak istediklerini öğrendiniz. Dayılık gücünüz buradan geliyor!

İmamların Öcü

Para karşılığı cinsel ilişkiye giren fahişenin zararı varsa da, kendinedir. Aydın fahişeliğinin verdiği zarar ise çok büyük boyuttadır ve toplumsaldır. Gazetelerde yazan, televizyonlarda arzı endam eden ruhunu, aklını ve kalemini para ve çıkar için satan gazetecinin, akademisyenin ve aydının içinde bulunduğu topluma ve ülkesine verdiği zarar korkunç boyuttadır. Bu nedenle menfaati için kendini emperyalizmin hizmetine satan bunlar toplumsal farkındalık için mutlaka vesikalanmalıdır. 

 

Cemaatin ne olup, ne olmadığını görmek ve ülkemiz için arz ettiği tehlikeyi anlamak için Yavuz Selim Demirağ’ın “İmamların Öcü” kitabını mutlaka okumalısınız. 

 

Saygılar sunarım.