Ana Sayfa | Türker Ertürk

Yeni Düşman

TÜRKER ERTÜRK


Türker Ertürk

 Bu sefer de, Afrika’da terör! Geçtiğimiz hafta Batı Afrika ülkesi olan Mali’de, El Kaide bağlantılı bir örgütün otel basıp, rehin aldığı 170 kişi için operasyon düzenlendi ve 27 kişi yaşamını kaybetti.

 

Halbuki Ocak 2013’de Fransa; eski sömürgesi olan Mali’de, ülkenin kuzeyini ele geçiren İslamcı militanlara karşı geniş çaplı askeri operasyon başlatmıştı. Fransa Mali’de askeri operasyonu başlatır başlatmaz, ABD ve İngiltere hemen destek verdi.

 

İslamcı militanların ve özellikle El Kaide’nin Mali’de etkinliğinin artmasının en büyük nedeninin, 2011’de Libya’da Kaddafi’yi karşı yapılan NATO operasyonu olduğu bilinmektedir. Mali’de savaş veren yabancı militanlar, daha önce Libya operasyonunda taşeron olarak kullanılmıştı. Kaddafi’nin devrilmesi sonucunda oluşan istikrarsızlık, Afrika’da yayılmaktadır. Ayrıca; Libya’da isyancıların ve yabancı militanların eline geçen silah ve cephane, bugün Mali’de ve diğer Afrika ülkelerindedir.

 

Emperyalist plan gereğince; Afrika her gün daha fazla terör bataklığının içine itiliyor. Afrika’da terör olmaz ise, Fransa’nın, İngiltere’nin ABD’nin bu kıtaya gelebilmesinin ve asker konuşlandırabilmesinin meşruiyeti olabilir mi?

 

Batı’nın Parmağı

 

Zengin doğal kaynakları olan Afrika’da; Batı’nın tankıyla, topuyla, füzesiyle, hava unsurları ve donanmasıyla devamlı olarak var olabilmesi için uluslararası meşruiyeti olan bir gerekçeye ihtiyaç vardı. ‘İslami Fanatizm’ unsuru olan terör örgütleri, işte bu gerekçeyi oluşturmaktadır. Şimdi soruyoruz: Bu gerekçenin yaratılmasında ve tetiklenmesinde Batı’nın parmağı olabilir mi?

 

2006’da, zamanın ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld; “Afrika’dan ABD’nin güvenliğine yönelik olası tehditleri göz önünde bulundurarak, bu kıta için yeni bir komutanlık oluşturulmasının düşünüldüğünü” belirtmişti. Daha sonra 2007’de, bu sefer zamanın ABD Savunma Bakan Yardımcısı Eric Edelman; “Çin’in Afrika’daki yoğun faaliyetlerinin, ABD’nin çıkarlarına zarar vereceğini” açıklamıştı.

 

Sonunda ABD harekete geçti; George Bush döneminde, 1 Ekim 2008’de Afrika Komutanlığı ( USAFRICOM ) resmi olarak kuruldu ve karargâhı Stuttgart / Almanya’da, Kelley Kışlası’nda teşkil edildi. Gerçekte Afrika’dan ABD güvenliğine yönelik bir tehdit yoktu. Ama Afrika demek; altın, uranyum, petrol, doğal gaz, kıymetli maden, sömürülecek kaynak demekti. Ayrıca; Afrika’da Çin’in kontrol altına alınmasına gerek vardı! Açıkça söylenemeyen tehdit buydu!

 

Medeniyetler Çatışması

 

Çeşitli adlarda pıtrak gibi çoğalarak, dünyaya yayılan İslami terör örgütlerinin anası sayılan El Kaide’nin; Afganistan’da, Sovyetler Birliği’ne karşı kullanabilmek için ABD tarafından kurulduğunu, desteklendiğini ve ideolojik formasyonunun kurgulandığını çok net olarak biliyoruz. O örgüt bumerang misali döndü ve 2001’de Amerika’yı vurdu veya vurmasına imkan tanındı.

 

11 Eylül 2001 saldırısının üzerinden daha 1 ay geçmeden, ABD Afganistan’a müdahale etti. Bu kadar kısa sürede müdahale edebilmek için, daha önceden hazırlanmış bir planınızın olması gerekir. Bugün Afganistan; dünyaya istikrarsızlık, terör ve terörist yayan bir bataklık haline geldi. Irak, Libya ve Suriye de aynı şekilde! Bu müdahalelerin terörü azdıracağı, yaygınlaştıracağı, İslam’ı radikalleştireceği ve Avrupa’da yaşayanlar da dahil, travmalı Müslüman bir gençlik yaratacağını görememiş olabilir mi?

 

Bugün ‘İslami Fanatizm’ içerikli terör, bölgesel ve küresel olarak tırmanıyor ve yaygınlaşıyor. Bunun arkasında bölgesel ve küresel hedefleri olan emperyalizmin yanlış değil, bilinçli politikaları var. Bunu görmeden yapılacak lanetlemeler ve atılacak adımlar boşunadır. Batı’yı bir arada tutabilmek ve Doğu’nun kaynaklarını sömürebilmek için yeni düşman; radikal İslam’dır ve savaşın adı; ‘Medeniyetler Çatışması’dır.

 

Saygılar sunarım.