Ana Sayfa | Türker Ertürk

Şer İttifakı

Türker Ertürk


Türker Ertürk

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 34 ülke, Suudi Arabistan’ın öncülüğünde “Teröre Karşı İslam İttifakı” adıyla bir koalisyon oluşturmuş. İttifakta İran’ın yer almaması, hemen dikkati çekiyor. Irak, Suriye, Libya, Mısır ve Afganistan’da düzenlenecek operasyonlar, Riyad’da kurulacak merkezden yönetilecekmiş. İttifaka kimin, ne kadar, nasıl katkı vereceği, önümüzdeki günlerde belirlenecekmiş. ABD yönetimi ise, ittifaka sıcak baktığını hemen duyurdu.

 

İttifakın ilk dikkat çeken özelliği; Şiilerin dışlandığı ve Sünni rejimler koalisyonu olduğu ama tepesinde Vahhabiliğin bulunduğu! İmza sahibi ülkelerin büyük bölümünün ordusu bile yok. Bunlar; sadece çok büyük oldukları izlenimini vermek ve meşruiyet elde etmeleri için ittifaka dahil edilmiş. Ortada bir devletin, bir otoritenin olmadığı, teröristlerin egemen olduğu Libya’nın imzacılar arasında yer alması, diğer dikkat çeken bir unsur.

 

Riyad’dan ilk açıklama; “İttifak yalnızca IŞİD’i değil, tüm teröristleri hedef alacak” şeklinde yapılmış. Yani; “Hizbullah’ı, Suudi Arabistan da dahil körfez ülkelerinde bulunan Şiileri, Irak’ta bulunan Şii milisleri ittifakın kapsamına alıyoruz” demek istiyorlar.

 

İhanettir

 

İttifakın en gülünç tarafı; terörle mücadele için kurulan ittifakın içinde teröristlerin oluşu ve ittifak merkezinin de uluslararası terör merkezi olmasıdır. Suudi Arabistan; Vahhabi- Selefi, arka planı olan Radikal İslamcı ve Cihatçı terör örgütlerinin küresel ortamda baş destekçisidir. Halen Suriye’de, emperyalizmin çıkarları için devam ettirilen ‘vekalet savaşının’ su katılmamış işbirlikçisidir. Bu haliyle bu koalisyon olsa olsa; ‘şer ittifakı’ olur. Türkiye’nin böyle bir ittifaka katılması ise, Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine cepheden ihanettir.

 

Suudi Arabistan, şeriat yasalarının anayasa olarak kabul edildiği bir krallıktır. Kral; yürütme, yasama ve hatta dolaylı olarak yargı gücünü elinde tutar. Bakanlar Kurulu’nu o atar. Üst düzey atamalar ve önemli kararlar, Suud Ailesi’nin tasarrufu altındadır. Ülkede siyasi parti de, yasama organı da bulunmamaktadır. Kral, ailesi ile birlikte Suudi Arabistan’ı keyfince ve dilediğince yönetmektedir.

 

“Kadınlar araba kullanırsa, bir tane bile bakire kalmaz” gerekçesi ile kadınların araba kullanmasının yasak olduğu Suudi Arabistan; demokrasinin kıyısından veya köşesinden bile uğramadığı, çağdışı bir rejime sahiptir. Demokrasi ve insan haklarına saygı kriterleri açısından, 22 Arap Birliği ülkesi arasında sicili en kötü olanıdır.

 

“Quincy Agreement”

 

Suudi Arabistan nüfusunun yüzde 20’si Şii’dir. Kral bu insanları ezmektedir. Zulüm ve baskı nedeniyle, insan hakları ve özgürlük talebi ile yapılan gösteriler tanklarla yok edilmekte ve ölüm haberlerinin ardı arkası kesilmemektedir. Ayrıca; Suudi Arabistan’ın komşusu Bahreyn’in nüfusunun yüzde 75’i Şii’dir. Bu ülkede Şii halkın demokratik talepleri, Suudiler tarafından zalimce ve hunharca bastırılmaktadır.

 

‘Ortaçağ Karanlığının’ rejimi ile yönetilen Suudi Arabistan’ın arkasında ABD var. Bu işbirliğinin temeli;14 Şubat 1945’de Süveyş Kanalı’nda, Büyük Acı Göl’de demirli bulunan Baltimor sınıfı ağır kruvazör olan Quincy Savaş Gemisi’nde atıldı. Quincy’de bir araya gelen Başkan Franklin Roosvelt ile Suudi Arabistan Kralı Abdülaziz El Suud; tarihe “Quincy Agreement” olarak geçen gizli anlaşmayı imzaladılar.

 

Esasında bu anlaşma, iki devlet arasında yapılan bir akit değildir. ABD ile bir aile arasında yapılan bir anlaşmadır. Adını, imzalandığı geminin isminden alan Quincy Anlaşması’na göre; Kral, Yahudilerin Filistin’e göçüne itiraz etmediği gibi destekleyecek, ABD’ye petrol sağlayacak ve Suudi Arabistan’ın İran Körfezi kıyısında bulunan Zahran’da kurulacak üs için yer tahsis edecek, bunun karşılığında ABD, Suud Ailesinin ve ülkesinin güvenliğini sağlayacak, askeri yardım ve eğitim verecektir.

 

Aile Devleti

 

Gerçekten de Suudi Arabistan, Suud Ailesi’nin özel mülküdür. Ülkede istediğini yapar, “asar da, keser de!” Ama hiç kimseye hesap vermez. Kralın ve ailesinin banka hesapları bile yoktur. Çünkü, devletin hazinesi onlara aittir. Ülkedeki tüm önemli görevler ve bakanlıklar Suud Ailesi arasında paylaşılmıştır. Aynen aile şirketleri gibi bu da aile devletidir!

 

Osmanlı’yı arkadan hançerleyen Suudi Arabistan’ın kurucusu Vahhabi İmam Abdülaziz El Suud, 1932’de Suudi Arabistan Kralı oldu. 32 hanımı ve 52 erkek çocuğu vardı. İşe yaramayacak kızlar eskiden gömülürmüş; şimdi de yok hükmünde, hatta sayılmıyor bile!

 

Suud Ailesi; İngilizler tarafından Osmanlı Devletini bölüp parçalamak ve Arap Coğrafyasını bize düşman ederek koparmak maksadıyla bulunup, ortaya çıkarılmıştı. Suud’lar; Osmanlı’ya ve Halife’ye karşı ihanetin baş aktörü olup, Müslüman Türk kanı içmişlerdir.

 

Önce İngilizler, Sonra Amerikalılar

 

ABD Başkanı Roosevelt, Quincy Anlaşması’nın gizli olarak imzalandığı tarihlerde; “Suudi Arabistan’ın güvenliği, ABD’nin güvenliği için hayati öneme haizdir” açıklaması yapıyor. Başkanın açıkladığı bu gerçeğin önemi, günümüzde de sürmektedir. İngilizlerin Osmanlı’yı parçalamak için bulup ortaya çıkardığı Suud Ailesi artık, 1945’de imzalanan gizli anlaşma gereğince; ABD tarafından korunup, kollanmaktadır. İşte bu nedenle; Suudi Arabistan’a Arap Baharının ‘özgürlük ve demokrasi’ getiren rüzgarları bir türlü gelememektedir.

 

Sonuç olarak; liderliğini Suudi Arabistan’ın yapacağı ‘Şer İttifakı’nın arkasında, ABD ve İsrail var. Bu ittifak, BOP’un realizasyonunda enstrüman olarak kullanılmak üzere planlanmıştır. Bu ittifaktan ülkemize, bölgemize ve İslam Dünyası’na hayır değil; gelse gelse şer gelir!

 

Saygılar sunarım.