Ana Sayfa | Türker Ertürk

MECLİS BAŞKANI YOK HÜKMÜNDEDİR

Türker Ertürk


Türker Ertürk

Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisine, demokrasinin olmaz ise olmazı laikliğe düşmanlık eden bir Meclis Başkanı yok hükmündedir, istifa etmeli veya ettirilmelidir. Meclis Başkanı’nın; “Laiklik Yeni Anayasa’da olmamalıdır” söylemi suçtur, bigane kalmak işbirlikçiliktir, geleceğimize, birliğimize ve dirliğimize karşı ihanet etmektir.

İslam Toplumlarında laiklik; barış içinde birlikte yaşamaktır, güvenlik konseptidir, mezhepler ve tarikatlar üzerinden birbirini yememektir, kula kulluk etmemektir, şereftir, kadının cinselliği üzerinden ahlak anlayışı inşa etmemektir, insan ve birey olmaktır.

LAİKLİK NEDİR, NEDEN GEREKLİDİR?

 

İslam Dünyası’nın durumu ortada! Üretilen, insanlık adına hiç bir şey yok. Kan, kin, gözyaşı, kelle koparma ve katliam. Çünkü İslam; siyaset batağının içinde! En iyisi Türkiye! Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimleri sayesinde. Şimdi, bu kazanımları yok etmeye çalışıyorlar. Din, siyasetin ve dünyevi işlerin içinde olursa; orada ahlakın ve etik değerlerin damlası bile olmaz. 

 

Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerinin bir amacı da; İslam’ı siyasetin bir enstrümanı olmaktan çıkarmak, insanlar arasındaki rekabetin bir aracı olmaktan kurtarmak, yüce ve kutsal yerine taşımaktır. Laiklik, bunun adıdır. İşte TBMM Başkanı İsmail Kahraman; buna ve bu gerekliliğe düşmanlık etmektedir.

 

LAİKLİK İSLAM DÜNYASINDA ŞART

 

Bugün geldiğimiz noktada; İslam Dünyası’nda barış ve hoşgörüyü egemen kılabilmek, bilimde, teknolojide ve üretimde var olabilmek, çağdaş dünya ile bütünleşebilmek, uygarlaşabilmek, etik ve ahlaki değerleri yaygınlaştırabilmek için, laiklik şarttır. Halen İslam Dünyası içinde Türkiye her konuda daha ileride ise; bunu Atatürk önderliğinde yapılan Aydınlanma Devrimlerine ve onun omurgası sayılan Laiklik İlkesinin kazanımlarına borçludur.

 

Akla şu soru gelebilir; ‘‘İngiltere, İsveç, Norveç ve Danimarka laik ülkeler olmamasına rağmen, yukarıda saydığımız avantajlara ve erdemlere nasıl olur da, sahip olur?’’ Bunun nedeni; Hristiyan Dünyası’nın geçirdiği acılı ve kanlı süreçte ve yaşadığı reformlarda gizlidir. Hristiyanlık artık bu süreç sonunda; dünyevi yaşamın referansı olmaktan çıkmış, sadece din, inanç, itikat ve kültür olmuştur. Örneğin Danimarka’da; insanları din üzerinden kandırıp iktidar olamazsınız. İngiltere’de hırsızlıklarınızı ve yolsuzluklarınızı din üzerinden hasıraltı edemezsiniz.

 

GÜVENLİK KONSEPTİ

 

Doğrusunu söylemek gerekirse; İslam Dünyası’nda reform, varoluşsal bir ihtiyaç. Laiklik; iki büyük nedenle ihtiyaç İslam’ın egemen olduğu topraklarda! Birincisi, güvenlik konsepti olması. Laikliğin olmadığı İslam Coğrafyası’nda; din ve mezhep motifli kavga eksik olmaz, kan, kin ve gözyaşı asla kesilmez. İkinci neden ise; emperyalizme karşı koruyucu kalkan olmasıdır. Çünkü emperyalizm; toplumları en çok din ve mezhep üzerinden manipüle eder ve hedefleri için kullanır.

 

Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu tanım doğrudur, ama yeterli değildir. Laiklik; dinin siyasi bir enstrüman olarak kullanılmasının önüne geçilmesidir. Din ve devlet işlerinin kesin çizgilerle birbirinden ayrılması, dinin hakkının dine, devletin hakkının devlete verilmesidir. Devlet yönetimi ve kamu alanında dini referans yapmamaktır.

 

 

SİYASAL İSLAM

 

Siyasal İslam’ın AKP ile bir şekilde iktidar olduğu ve her geçen gün laikliğin aşındırıldığı Türkiye’de etik ve ahlaki değerlerin bu süre içinde nasıl dip yaptığı, ülkemizin bölgesinde nasıl bir istikrarsızlık odağı olduğu ve teröristler için nasıl bir vaha haline geldiği, sanırım gözünüzden kaçmıyordur.

 

Eğer İslam siyaset olursa veya siyasi gücü ele geçirebilmek için bir araç olabiliyorsa; oradan iyi şeyler çıkmaz, orada barış ve hoşgörüden eser bile olamaz. Siyasi gücü ele geçirebilmek için İslam’ın yüce Peygamberi Hz. Muhammed’in soyunu sopunu işkenceyle öldürebilen zihniyet, size acır mı?

 

 

Saygılar sunarım.