Ana Sayfa | Türker Ertürk

Körlerin Yürüyüşü

TÜRKER ERTÜRK


Türker Ertürk

Ne yazık ki bugün ülkemizin durumu; Hollandalı ressam Pieter Brueghel'in "Körlerin Yürüyüşü" yağlıboya tablosunda resmettiği gibidir. Aslı Napoli'de olan tablonun ilham kaynağı, İncil'de yer alan “körlerin düşüşü” hakkındaki meseledir. Bu tema; Rönesans boyunca farklı ressamlar tarafından, birçok farklı şekilde ele alınmış ve resmedilmiştir. 

 

Evet, bugün ülkemiz körler tarafından yönetilmektedir. Kılavuzunuz körse, varabileceğiniz yer bellidir. Bu, felaketten başka bir yer değildir. Hatta bu körlük, görme engelli olmanın da ötesindedir. Görme engellilerde, görmeyen gözün yerini diğer duyu organları ve altıncı his güçlenerek doldurur. Ama bizimkilerdeki körlük; zihinsel olup, en tehlikeli olanıdır.

 

Körlüğün Nedeni!

 

Bu körlüğün nedeni;  "Siyasal İslamcı" ideolojileri, "Yeni Osmanlıcı" hayalleri, cumhuriyete ve Türk Devrimleri’ne yönelik travmaları, kadının cinsiyeti üzerine olan ahlak anlayışları, bilimsellikten ve eleştirel bakış açısından uzak kafa yapılarıdır. Lozan hezeyanı, bundandır!

 

Bunlar hangi konuda yanılmadılar ve geleceği öngördüler? Ülkemizin gerçekten içine ettiler. Geçtiğimiz 14 yıla damgasını vuran; "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" yaklaşımları ve yolsuzlukta pervasız davranışlarıdır. Millete din iman dediler, kendilerine han ve hamamı layık gördüler. 

 

Hangi Konuda Yanılmadılar ki?

 

Bir tek konu gösteriniz ki; yanılmamış ve doğru davranmış olsunlar! İktidara gelir gelmez; Amerikalılarla, Irak müdahalesinde rol almak için “at pazarlığı” yaptılar. Müslümanların üzerine bomba yağdırılmasında görev aldılar. 

 

Libya'da vefasızlık yaparak; çıkarımıza olmadığı halde, emperyalizme taşeronluk yaptılar. Suriye'de; emperyalizmin vekalet savaşına destek verdiler, Radikal İslami unsurlarla içli dışlı oldular ve IŞİD'le yasa dışı petrol ticaretine bulaştıkları yolunda haberlerin ayyuka çıkmasına neden oldular.

 

IŞİD, FETÖ, PKK

 

Rusya, İran ve Mısır’la ilişkilerimizi bozdular, "Komşularla sıfır sorun" diyerek başlayıp, iyi ilişkide olduğumuz komşu sayısını sıfıra getirdiler. Adeta, ülkemiz ve bölgemiz için güvenlik sorunu oldular.

 

Emperyalizm tarafından dayatılan açılımlarla; bitirilmiş, iki rakamlı hale getirilmiş ve kabul edilebilir eşiğe çekilmiş terörü azdırdılar ve kontrolden çıkardılar. İktidara geldiklerinde; ne IŞİD, ne FETÖ, ne de PKK terörü vardı, maşallah(!) hepsi gündemimize girdiler.

 

Yardım ve Yataklık Yaptılar

 

FETÖ diyerek ve günah çıkartarak, geçmişlerinden kurtulamazlar. Biz; "Gülen, dört dörtlük bir karşı devrim örgütüdür. Hedefleri; darbe yaparak, ülkeyi ele geçirmektir" dedik ve "Bunlar, ülkemiz ve dünya barışı için tehdittir" diye haykırdık. 

 

Biz bunları yaparken bugünkü iktidar; Gülen Hareketinin dinsel bir cemaat olduğunu, hayır hasenat ve hizmet işleri ile uğraşan demokratik bir kitle örgütü olduğunu anlatıyor ve onlara yardım ve yataklıkta gerçekten rakip tanımıyordu. Demek ki; onları ilgilendiren FETÖ’nün ülkemize ve dünya barışına değil, kendi iktidarlarına olan tehdit durumuydu.

 

Damat Kontenjanı

 

Bunlar, aynı zamanda istismarcı ve takiyeci. İlkeler ve değerler manzumesi umurlarında değil. Damat kontenjanından bakan olan Berat Albayrak, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu düşürmesi hakkında; "Bizim için vız gelir, tırıs gider" demiş. Bu söylediğinin hiç bir ağırlığı yok ve bakan koltuğuna oturmuş birisine hiç yakışmamış. 

 

Kredi derecelendirme kuruluşları iyi not verdiğinde afralarla ve tafralarla bunu kullan, kötü not alınca isyan et! O zaman; sizin iyi not alınca kendinden, kötü not alınca öğretmenden bilen bir öğrenciden ne farkınız var? Aramızda kalsın ama; kredi notumuz, esas şimdiye kadar yapay olarak yüksek tutuldu. Merak ediyorum, karşılığında ne verdiniz? 

 

Ambargo Var!

 

Şu anda, Türkiye'ye başta ABD ve Almanya olmak üzere, ilan edilmemiş bir ambargo var. Terörle mücadelede kullandığımız silah, araç ve gereçleri bize vermiyorlar. Bu çok yeni bir gelişme ve çok tehlikeli. Sorumlusu; ne yaptığını bilmeyen, sağlıklı düşünme yetisini ve kontrolünü kaybeden iktidardır.

 

Geçen gün toplanan MGK; 15 Temmuz'un Demokrasi ve Özgürlükler Günü olarak anılması için tavsiye kararı almış. Sanırım, komiklik yaptılar!

 

İddiaların Arkasında İktidar Var!

 

Evet, 15 Temmuz'un anılmasında fayda var ama, ders alınması açısından. Bunu; demokrasi ve özgürlükler olarak anmak asla kabul edilemez. Çünkü 14 yıllık AKP İktidarı; yaşadığımız topraklar üzerinde, demokrasi ve özgürlükler alanındaki tüm kazanımlarımızı aşındıran ve yok eden bir dönem olarak kayda geçmiştir.

 

İkinci bir FETÖ darbesinin yapılabileceği haberleri; maksatlıdır, spekülatif ve manipülatiftir. Arkasında; OHAL'i uzatmak, özgürlükleri kısıtlamak ve muhalifleri sindirerek, diktatörlük benzeri bir başkanlık sisteminin yolunu açmaya çalışan iktidar vardır.