Ana Sayfa | Türker Ertürk

BU KAFAYLA OLMAZ

Türker Ertük


Türker Ertürk

Geçtiğimiz yılın son aylarında yapılan nihai operasyonla Suriye, Rusya ve İran’ın desteği ile Halep’in kurtarılması; yaklaşık olarak 6 yıldır devam eden savaşta tüm dengeleri şimdilik değiştirdi. Halep’in kurtarılmasının Türkiye’nin cihatçılara verdiği desteği kesmesiyle mümkün olduğunun altını kalın çizgiyle çizmekte, konunun anlaşılması açısından çok ciddi fayda var. 

Türkiye’yi yöneten irade, emperyalizmin Suriye’deki vekalet savaşının ateşine yaklaşık 5,5 yıl odun taşıdı. Çünkü emperyalizm onu kandırmış ve kullanmıştı. Emperyalizm tarafından kandırılmasının nedeni; “Siyasal İslamcı” ideolojisi, “Yeni Osmanlıcı” hayali ve mezhepsel bakış açısıydı.

Kutsal Cihat

Esasında farklı temsilcileri eliyle olsa da emperyalizm, Ortadoğu’daki planlarını gerçekleştirmek için aynı silahı kullanıyordu. 100 yıl önce Almanlar; Viyana’dan Hindistan’a ve Mısır’a kadar kurguladıkları planı gerçekleştirebilmek ve önünde engel olarak gördüklerini bertaraf edebilmek için Osmanlı’ya 14 Kasım 1914’de, Padişah Fermanı ile “Kutsal Cihad” ilan ettirdi. 

 

Almanlar için Cihad, kendi ifadeleri ile “Vahşi İslam İsyanı”, öncelikle İngilizler olmak üzere, Ruslara ve Fransızlara karşı başlatmak içindi. Teşkilat-ı Mahsusa; Almanların isteği ile kuruldu, Alman parası ile finanse edildi ve Almanların belirlediği hedeflere yönlendirildi.

 

Vahşi İslam İsyanı

 

Osmanlıların savaştığı tüm cepheler; kendi çıkarlarının gereği olarak değil, Almanların çıkarlarının dikte ettiği cephelerdi. Zaten Osmanlı, Genelkurmay Başkanı ve Donanma Komutanı ile Berlin’in ve onun çıkarlarının emrindeydi. On binlerce vatan evladı; Sarıkamış, Kanal ve Galiçya gibi cephelere Almanların isteği ile sürüldü ve yaşamlarını kaybetti. 

 

Yüz yıl sonra emperyalizm; çoğunlukla Müslümanların yaşadığı aynı bölgede, bu sefer de Büyük Ortadoğu Projesi’ni (BOP) gerçekleştirmek için yine eski silahı olan “Vahşi İslam İsyanı”na başvurmuştu. Suriye’de yönetimi devirmek ve bu ülkeyi etnik ve mezhepsel parçalarına ayırmak için dünyanın her tarafından toplanan cihatçılar bu nedenle buraya taşınıyor, eğitiliyor ve destekleniyordu.

 

 

 

Putin Türkiye’ye Güvenmiyor!

 

Türkiye; bu projede AKP İktidarı, onun dünya görüşsüzlüğü nedeniyle tepe tepe kullanıldı ama başına gelmedik felaket kalmadı. Sonunda iktidar da koşar adım felakete doğru gittiğimiz gerçeğini gördü, taraf değiştirdi ama bu gerçeği yani fahiş hata yaptığını toplumun önünde alenen kabul etmedi. Geçmişte işlediği suçlardan aklanabilmek, hatalardan kurtulabilmek ve taraf değişikliğinin nedenini kamuoyuna anlatabilmek için, ABD’nin PYD ve IŞİD gibi terörist örgütlere destek verdiği bahanesine sığındı. Halbuki iktidar bu gerçeği biliyor ve bu konuda 2011’den beri ABD ile beraber hareket ediyordu. 

 

Türkiye taraf değiştirdi değiştirmesine ama; iktidarın bu kafa yapısı ile uzun ömürlü olmasına imkan yok. Çünkü yapılan bu taraf değişikliği; aklın ve yapılan analizlerin gereği olarak değil, özellikle iktidar iradesinin kendisine yönelik yaşamsal tehdit nedeniyle savrulma şeklinde gelişmiştir. Şu anda açık açık söyleyemese de iktidar, Beşar Esad’dan hala haz etmemekte ve Suriye’de rejim değişikliği istemektedir. Putin bunu bilmekte, bu nedenle Türkiye’ye güvenmemekte ve sadece kullanmaya çalışmaktadır.

 

Astana Görüşmeleri

 

Geride bıraktığımız günlerde Rusya ve Türkiye, Suriye El-Bab’da ortak operasyon yaptılar. Bu operasyon, 12 Ocak 2017’de havada karşılıklı müdahaleyi (Friendly Fire) önlemek ve ortak operasyonları yapabilecek iş birliği şartlarını düzenleyen protokol gereğince yapıldı. Bu gelişmeleri ABD büyük bir endişe ile karşılıyor. Çünkü ABD, Rusya’yı tehdit olarak görüyor. Temmuz 2016’da Varşova’da yapılan NATO zirvesinde Rusya’nın tehdit olduğu kayıt altına alındı. Türkiye buna itiraz etmedi, altında imzası var! Geçtiğimiz Cuma (20 Ocak 2017) görevi devir alan Trump yönetiminin, NATO’da bir ilk olan bu gelişmeye ne tepki vereceğini yakında göreceğiz.

 

İşte bu gelişmelerin içinde yarın (23 Ocak 2017), Rusya’nın inisiyatifi ve Rusya-Türkiye-İran öncülüğünde Kazakistan Astana’da, çatışan taraflar da dahil olmak üzere toplanılıyor. İran’ın muhalefetine rağmen; Amerika görüşmelere davet edildi. Çiçeği burnunda olan Trump yönetiminin “ne yapıp, ne yapmayacağı?” konusunda emare vermesi açısından, Astana görüşmeleri önemli olacak.

 

Yalova’da Halk Hayır Dedi!

 

Taraf değiştirdi gibi gözükse de Türkiye’nin kafası karışık. Daha doğru bir ifade ile ne yaptığını bilmiyor! Bana sorarsanız; bu kafa yapısı ile Türkiye’yi saplandığı bu badireden çıkarmaları, adeta imkansız. Varsa yoksa; “Diktatörlük Tipi” başkanlık sistemi. Çünkü “Ancak bu sistemin gayri anayasal ve gayri hukuki iktidar iradesine yönelik tehditleri engelleyebileceğini” düşünüyorlar. 

 

Geçtiğimiz hafta sonu; Yalova'da ADD'nin düzenlediği "Türkiye Nereye Gidiyor?" konulu panelde, Ali Türkşen, Güneş Erkul ve Tolga Kale ile beraberdik. Panel, her bakımdan çok başarılı geçti. Yurtsever Yalovalılar; "Diktatörlük tipi başkanlık sistemine hayır!” dediler, gelecekleri, çocukları ve torunları için sonuna kadar mücadele edeceklerine ant içtiler. 

Bu başarılı organizasyon ve konukseverlikleri nedeniyle; başta Başkan Taner Ozan olmak üzere Yalova ADD’ye, emeği geçen herkese ve sorduğu sorularla yüreğini ve vatan sevgisini ortaya koyan tüm katılımcılara teşekkür ederim.