Ana Sayfa | Ümit Dandul

Seçim var, Seçim

Ümit Dandul


İngiltere'de seçim için geriye sayım başladı. Siyasi parti liderlerinin katıldığı kendi ülkem de hiç bir zaman göremediğim seviyeli tartışma programlarını televizyonlar da büyük bir keyifle izliyorum. David Cameron, Ed Miliband, Nick Clegg, Nigel Farage, Natalie Bennett, Nicole Sturgeon parti programlarını inançla savunuyorlar. Politik gözlemciler ülkede son 20 yıldır yapılan hiç bir seçimde, seçmenlerin kafalarının bu kadar karışık olmadığına dikkat çekerlerken, seçim sonuçlarını son ana kadar tahmin etmek, imkansız gibi görünüyor. İşçi Partisi ya da Muhafazakar Parti tek başına iktidar şansını bulamazlar ise, Liberal Demokrat'lardan koalisyon ortaklığı görevini UKIP ya da SNP devir alabilir mi ?

Dün dinlediğim bir radyo programın da cevap aranan soru şuydu: "Siyasi argümanını AB ülkelerinden gelen yabancılar üzerine kuran UKIP mi? Bağımsız İskoçya'nın kararlı savunucusu SNP mi ? hangisi İngiltere için daha tehlikeli olabilir?"

Seçimden galip çıkarsa Muhafazakar Parti, dar gelirlilerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile yapılan konutlarda oturanların, oturdukları evleri satın alma imkanına kavuşacakları müjdesini veriyor. İşçi Partisi 'asgari ücrete zam var ama 2017'ye kadar elektrik ve gaz faturalarına zam yok' diyor, Bağımsız Britanya Partisi ise İngiltere'nin AB üyeliğini referanduma sunacak. 

 

Ben bu yazıyı yazarken, siyasi parti liderlerinin katıldığı televizyon panellerinden bölük pörçük cümleler kafamda uçuşmakta.

Artık dersimizi aldık (Working with USA not for USA) Amerika için değil, Amerika ile birlikte çalışacağız. İngiltere'nin Irak'a yapılan askeri müdahalede yer almasından sorumlu tutulan Tony Blair'den görevi devir alan İşçi Partisi'nin yeni lideri Ed Miliband söylüyor bunu.

"Ulusal sağlık sistemimiz içinde çalışanların % 30 dan fazlası yabancı ülkelerden gelen sağlık görevlileri, siz bunu biliyor musunuz?" AB ye üye ülkelerden gelen yabancıların ulusal sağlık sistemini felç ettiğini savunan UKİP başkanına, Yeşiller Partisi lideri Natalie Bennet soruyor bu soruyu.

 

"Ekonomik krize sokup bıraktığınız ülke de, yeniden iktidarı istiyorsunuz, sizce İngiltere halkı sizi ne kadar inandırıcı bulur?" Muhafazakar Parti lideri David Cameron, İşçi Partisi liderine yöneltiyor bu soruyu. 

Her panel sonrası seyirciler alkışlıyor, katılımcılar birbirlerinin elini sıkıp dostça vedalaşıyorlar.

Böyle bir seçim olur mu? diye soruyorum kendime. Kimse kimseye bağırıp çağırmıyor. Banka da kimin ne kadar parası olduğu tartışma konusu değil ! Delil olarak gösterilen mal, mülk, ses ve görüntü kayıtları yok. Özel hayatlar, dini inançlar konuşulmuyor. Kışkırtmalar yok, küfürler, tehditler yok. Böyle de seçim olur mu?

Haaa, birde tartışmanın bir yerinde, kendisine beklenmedik koalisyon ortaklığı önerisi ile gelen İskoç Ulusal Partisi liderine, İşçi partisi lideri Ed Miliband'ın verdiği bir cevap var kiii, başka ülkeler de yaşayan yüzsüz politikacılara ders olabilecek türden.

Cevap aynen şöyle: 'Parti programında, İngiltere'nin bütünlüğünü sorgulayan (İskoçya'nın Büyük Britanya'dan ayrılmasından söz ediyor) ne yazık ki sizin partinizle biz koalisyon ortağı olmayız. İngiltere'nin birliği, bütünlüğü İşçi Partisi için önemlidir...

İşte böylee. Kavgasız, gürültüsüz ülke için en doğruyu seçme telaşı var İngiltere'de. Ailecek, severek izliyoruz..