Ana Sayfa | Ümit Dandul

Limon Kolonyası

Ümit Dandul


YaIan söyIememek değiI, gerçeği gizIememekmiş marifet.

Can Yücel

Haringey'de bir marketin raflarının önünde, uzun süredir görmediğim eski bir dostla karşılaşmış gibi öylece durmam, diğer market müşterilerilerine pek sağlıklı görünmüyor olabilir. Boydan boya çizgileriyle, eskiden cam, şimdilerde plastik'ten yapılan bir şişeden bakıyor bana. Minik altıgen kutucuklar içindeki, PE-RE-JA legosunun üstünde yer aldığı beyaz kapağı çevirip, derin bir nefes çekiyorum içime. 

Zaman duruyor. Bir bayram sabahında günler öncesinden toz ve kirlere karşı başlattığı savaştan yorgun düşen, annemin yorgun elleri okşuyor saçlarımı. Misafirlerle birlikte minik avuçlarıma dökülen limon kolonyasını ovalayarak yanaklarıma sürüyorum. Ve bayram başlıyor.

Yaz akşamları mahalle arasında koşturarak oynadığımız oyunların birinde, düşüyorum. Yara açılıyor dizimde. Evde mikrop kapmasın diye, onunla sterilize ediyorum, dizimi.

Sonra hasta ziyaretlerin de hastahane odalarında ki, ağır ilaç kokuları arasında onun ferahlatan kokusu , hastalıkların karanlık bulutlarını dağıtmaya yardım ediyor. 

Nazar,üşütme yada miğren. Baş ağrısının uyutmadığı yağmurlu gecede, limon serinliği ile alnıma masaj yapan, minik beyaz elleri tutup öpüyorum. O öpücükte saklı sevgi tanecikleri şimdi neredeler? Bilmem ki. Olmayan birlikteliklerin ayrılıklarını bir yana bırakırsak, avuçlara dökülen limon serinliği, hayatın acıtan yüzünü unutmaya çalıştığımız, mahsun zamanlarımızın afyonu işte.

Avuçlarıma dökülen her limon kolonyası kokusunda, binlerce sevinç ve hüznü de içime çekerim ben. Ve hep hatırlarım, her şeyin bir nefes ile başlayıp, bir nefeste bittiğini...