Ana Sayfa | Ümit Dandul

Anlat Bakalım

ÜMİT DANDUL


Gören göze güzel, çirkin hepsi bir. Aşıklara cennet, cehennem hepsi bir. Ermiş ha çul giymiş ha atlas, Yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.

ÖMER HAYYAM 

 

Değişen bir şey yok, bu hep böyle. Tanıdıklarımın, Londra'ya geldiğim de Türkiye nasıl? Türkiye'ye gittiğim de İngiltere nasıl? sorularından kaçışım yok. Aslında herkes, sorduğu soruların cevapları hakkında fikir sahibi. Yine de başkalarının düşüncelerin de kendi doğrularının sağlamasını yapmanın peşindeler.

 Ziyaretimin İngiltere'de ki seçimler sonrası, Türkiye de seçim arifesine denk düşmesi ilginç bir tesadüf. Her seçim öncesinde olduğu gibi caddeler bayraklarla donatılmış. Her seçim dönemin de olduğu gibi, patlak hopörlerden naftalin kokan şarkılarla, işinin gücünün peşinde koşan insancıklara eziyet edilmekte. Reklam panoların da ''vatandaşa hizmet'' anlayışından ziyade ''seçmene rüşvet'' anlayışıyla kurgulanmış yerine getirilmesi zor vaatler var. Seçim vaatlerini noterden tasdik ettirip, noter belgesini, parti tanıtım broşürleri arasına koyarak, seçmenin siyasetçiye yitirilmiş güvenini kazanma çabasında olanları da, görebilirsiniz. 

Dünyada demokrasi kültürünün temel taşı olan diyalog, çoktan terk etmiş bu diyarları. Üzülerek yazıyorum, artık geri de dönmeyecek. Tartışmalar, polemikler, suçlamalarla, öfkeden boyun damarı çıkmış bir vaziyette, kalabalıkları ikna etmeye çalışanların gözü aydın. Hem hayatta, hem siyasette eleştirilmekten korkarak, demokrasiyi sadece kendi için isteyenlerden, başkalarının hayallerini anlamalarını, onların dertlerine deva olmalarını beklemeyiniz. 

 

Bu curcuna içinde, İstanbul'a ''sen nasılsın? '' diye sormak geçiyor içimden. Alacağım cevaptan korkup vazgeçiyorum. İstanbul, zarif bir genç hanımdan yaşlı geçkin kocaman cüsseli obur bir kadına dönüşmüş. Çocukluğumun masal kentinin, her gün artan insan kalabalıklarına artık kızarak, küfrederek ev sahipliği yaparken, payına düşen mutsuzluğu yaşadığını düşünüyorum. Beton bir ''peçenin'' arkasına hapsolmuş İstanbul, zaman içinde yaşananlara şahitlik etmekten de çoktan vazgeçmiş. 

Damı akmayan, gemisi su almayan insanın olmadığı şu dünyada, İstanbul şehri malın olsa ne yazar. Kibiri höşgörü ile takas edemediğimiz için, mutsuz yaşıyor, mutsuz ölüyoruz işte. Unutuyoruz, bizden sonra da şekillenip, devam ediyor hayat...  

Ü.D Avrupa Gazete 2015 mayıs