Ana Sayfa | Yurdagül Beyoğlu Atun

Talat’a da mı inanmadınız

Yurdagül Beyoğlu Atun


Yurdagül Beyoğlu Atun

Millette bir heyecan ki sormayın… Yepyeni bir döneme giriliyormuş da, statüko yıkılıyormuş da, yepyeni bir siyaset anlayışı yerleşiyormuş da; da da da…

 

Mustafa Akıncı’nın ikinci tura kalması, “çözümcüler” ifadesine et kemik giydirdi ve Akıncı çözümün sözlük anlamı oldu sanki. Şimdiye kadar nerelerde olduklarını anlayamadığım bir güruh, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu çözümsüzlüğün, Akıncı’yı çözümün lideri olarak lanse edip, “korku, bölünmüşlük, düşmanlık, ırkçılık üzerine kuran zihniyete karşı barış, demokrasi, insan hakları ve Birleşik Federal Kıbrıs siyasetini savunan toplumun aydınlık yüzü” ifadeleriyle desteklerini ortaya koydu. 

 

Oysa Akıncı dün çıkan bir politikacı değil. Bu ülke siyasetinin içinde olan, 1987-2001 yılları arasında Toplumcu Kurtuluş Partisi başkanlığı (TKP) yapmış biri. Uzun yıllar Amerika’da yaşadığı için lambadan çıkan cin muamelesi yapılması doğal, doğal olmasına ancak Kıbrıs sorununu çözeceğini düşünmek akıllara zarar.

Niye mi? Kıbrıs sorununun çözümü Kıbrıs Türkünün Cumhurbaşkanlarına değil, Rum kesimine ve büyük güçlere bağlı da ondan… Akıncı’nın bu sorunu şıp diye çözeceğini düşünmenin, bırakın rahmetli kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’a, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a, bugünkü Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’na haksızlık olmasını, Rum kesiminin kırmızı çizgilerinden bihaber olmak anlamına geldiğini de bilmiyor bu kişiler. Hadi kendi partisi propaganda amaçlı çözümü kullansın, ki gayet doğal. Peki sanki de hazırda bekletirlermiş gibi bir anda sosyal medyaya logolu destek broşürleri süren CTP’ye ne demeli…

Uğradıkları hezimetten olsa gerek, partilerinin eski başkanı olan ikinci Cumhurbaşkanının Eylül 2008'den Ocak 2010'a kadar iki lider arasında 60 görüşme gerçekleştirdiğini, 1 Temmuz 2008 tarihinde, kurulacak yönetimin "tek egemenlik ve tek yurttaşlık" prensibine dayalı olması konusunda mutabakata vardıklarını, mutabakatların ortak açıklamayla deklare edilmesinin kararlaştırıldığını, Hristofyas’ın ortak açıklamadan kaçtığını unutmuş görünüyorlar.

Veya daha da kötüsü Mehmet Ali Talat’ın Kıbrıs sorununun çözümü yönünde gerekli adımları atmadığını düşünmeleri.  Cumhurbaşkanlığı Seçimini ilk turda yüzde 55.6’lık bir oy oranı ile kazanan Talat’ın… Tüm bu minvaller ışığında CTP’nin, Akıncı’yı destelemesi bana göre partinin geleceği ve önümüzdeki seçimlerde alacağı oy için hayati, kritik bir eşik.

***

Talat Hristofyas görüşmelerinin ilkinde ben de ara bölgedeydim. Açıklamaları bugün gibi kulağımdadır. Yoldaşlar yılsonuna sorunu çözecek, kahveler içilecekti. Hatta Özcan Özcanhan ağabeyimiz “Kahveler nasıl olacak” diye sorduğunda “Kıbrıs kahvesi” cevabı geldi liderlerden. O denli eminlerdi yılsonuna kadar bu sorunun çözüleceğinden… Ne de olsa çözümü candan isteyen iki yoldaş vardı masada!

Heyhat; Aradan geçen zaman, “Rumlar uzlaşmaz” tezinin haklılığını bir kez daha teslim etti ve Talat’ı Denktaş çizgisine getirdi. Hatırlayalım; Hristofyas, Talat’ı “Ankara’nın elini öperek lider oldu ve Kıbrıslılıktan uzaklaştı… Talat önce Kıbrıslıydı, sonra Kıbrıslı Türk, şimdi de Türk  oldu” sözleriyle eleştirmiş, Talat da, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünden Hristofyas’ın sorumlu olduğunu söyleyerek, “şimdi de yavuz hırsız rolünü oynuyor. Halbuki çözümsüzlüğün sorumlusu odur. Annan Planı’na ‘evet’ deseydi Kıbrıs sorunu bitecekti.Bunun günahını kiliseye gitse de silemez… Hristofyas öncelikle kendisi Kıbrıslı olmayı bilsin ve Kıbrıs Rum tarafının çıkarlarının egemen olacağı bir çözüm peşinde koşmasın” demişti.

Durum böyleyken siz Akıncı için yeni yüz deyin, diğerlerinden bıktık deyin, bunu denemek istiyoruz deyin, diğerlerine ders vermek istiyoruz deyin, ne derseniz deyin ama “çözüm için Akıncı” demeyin Allahaşkına…

 

****

Mustafa Akıncı’nın Kıbrıs sorununu çözeceği vaadinde bulunması gayet doğal. 

Her adayın-samimi,yapay- çeşitli vaatlerle yüreklerde yer bulma derdinde olduğunu bildiğimiz için en ütopik vaatler bile acayip gelmiyor gelmesine de, tuhaflık, yıllardır süren müzakerelerden sonuç alınamamasının suçunu bugüne kadar gelmiş geçmiş liderlere yüklemekte; Denktaş’ı, Talat’ı ve Eroğlu’nu çözümsüzlük yanlısı olarak göstermekte. İşte esas konu bu; Masaya oturmamak için ne kadar bahane varsa hepsini ortaya koyan Anastasiadis’le nasıl bir çözüm olabileceği çok açıkken, Don Kişot aramak, seçimi karikatürize etmekten başka bir şey değil. 

 

Özetle; Çözüm isteyen lider” rolünün altının neden bu kadar güçlü bir biçimde çizildiğini tartışacak değiliz ancak bu sorunu çözecek olanların Kıbrıslı Türk liderler değil, büyük güçler ve Rum tarafı olduğunu ısrarla tartışabiliriz, hem de argümanlarıyla…